Abant Platformu

Fethullah Gülen ismiyle özdeşleşen Abant Platformu toplantılarından ikincisi yapıldı. Basında çıkan haberlere bakarsanız, sönük yılgın Fethullahçılar kendi aralarında toplanıp eski deyimle "ufunet dağıttılar." Geçtiğimiz yıl yapılan toplantıya özel nedenlerle katılamamıştım. Bu sene hem seçilen konunun konjektürel önemi dolayısıyla, hem "ürktü de gelmedi " demesinler diye- nitekim mazeretleri dolayısıyla gelmeyenler için hemen bu yakıştırmalar yapıldı- hem de Gülen'in adı etrafında koparılan onca fırtınadan sonra gerek "cemaatin" gerekse toplantıya katılanların tepkilerini almak için gittim.

Yayınlanan belgelerden anlıyoruz ki, geçtiğimiz sene tartışmaların odağında "Uluhiyet" ve "iktidar yetkisinin kime ait olduğu meselesi vardı". Kimi yorumcular, İslam'da "Haricilik" diye adlandırılan bir akımın Hz. Ali'yle kavgasından bugüne yansıyan ve Kur'an ayetine dayanan "Egemenlik Allahın'dır" fikrini savunuyor ve dolayısıyla "demokrasinin ilahı kelamla bağdaşmayan bir model olduğunu" iddia ediyorlardı. Oysa daha o çağda Hz.Ali "Hüküm yalnız Allah'ındır" mealindeki ayet karşısına getirildiğinde "Evet bu söz kuşkusuz ilahidir, ama şimdi bununla kastedilen batıldır" cevabını vermişti. Sonuç olarak 1998'de bir kez daha aynı hakikat tespit edildi ve "Evet Allah'ın hakimiyeti vardır, mutlaktır ve tartışılmaz;ama bu hakimiyet siyasi egemenlik manasında değildir, günümüzde sosyal güvenlik sistemiyle ilgili kanun çıkarmak gerektiğinde bunu Allah değil insanlar yapacaktır" denildi. İkinci bir önemli husus da, İslam'da içtihad denilen ve 12.Yüzyılda büyük vezir Nizam'ül Mülk tarafından açıkça yasaklanan "yeni yorum" kapılarının tekrardan açılması gereğinin vurgulanmasıydı.

İslam dünyasında neredeyse bir buçuk asırdan beri yapılmayan bu tartışmayı tekrardan başlatmış olması dolayısıyla "1.Abant Platformu" önem kazandı hayli geniş yorumlara kaynaklık etti. Bu sene ise Türkiye özelinde önemi tartışılmayacak ama İslam dünyası açısından zihniyet değişikliğinin habercisi diye nitelendirilebilecek bir konu gündemdeydi: " din ve devlet"…

Uluslararası çapta ün kazanmış iki din alimin- ki bunlardan Hayrettin Karaman muhafazakar yorumlarıyla tanınan birisiydi- katılımıyla ortaya şu hüküm çıktı: "Evet İslam'ın devlet talebi vardır, ama bu devlet talebi, çağdaş demokratik hukuk devletidir." Nitekim tartışmalar sırasında da, İslam ülkeleri içinde anayasalarında "İslam devleti "yazılı olanlar da dahil "Türkiye dışında hemen hiç birinin İslam'ın hedeflediği siyasi organizasyonu kurma istidadında görünmediği özellikle ilahiyatçılar tarafından dile getirildi. Fethullah Gülen'i hedef alan kampanya ve son yıllarda RP, FP'ye yönelik tavırlar keza başörtüsü konusuyla birlikte İmam Hatip Liselerine getirilen sınırlamalar hiç mi gündeme gelmedi ya da bildiriye neden bu konuda bir değerlendirme yansımadı, sorusuna da cevap vermek gerektiğini sanıyorum.

Aslında tüm bu konular gündeme geldi, tartışıldı, ancak sonuç bildirisine gelindiğinde fazlasıyla yüksekten bir bakışla "Türkiye'de yaşanan sıkıntıların batıda burjuva devrimleri neticesi varılan uzlaşma sürecine paralel problemler olduğu" vurgusu yapılmakla yetinildi.

Özetle 2.Abant Platformu, "Fethullah Gülen Cemaati" açısından bakıldığında yöneltilen bütün eleştirilere rağmen devlet ve cumhuriyetle uzlaşma arayışının devam ettiğinin ortaya çıktığı; akademik açıdan da "demokratik hukuk devleti modelinin çağdaşlığının yanı sıra İslam'a uygunluğunun tescil edildiği' bir çalışma oldu.

Pin It
  • tarihinde hazırlandı.
Telif Hakkı © 2025 Fethullah Gülen Web Sitesi. Blue Dome Press. Bu sitedeki materyallerin her hakkı mahfuzdur.
fgulen.com, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin resmî sitesidir.