Yazdır

Halil Mezik

Yazar: fgulen.com Tarih: . Kategori Fethullah Gülen'i Tanıyanlardan

Oy:  / 9
En KötüEn İyi 

Ben 1965 de Kestane Pazarına geldim. 66 yazında da Hocaefendi geldi. Hocaefendi'ye bütün talebeler kuşkuyla bakıyorlardı. Çünkü çok genç olmasına rağmen kendini 60-70'lik büyük zatların vakar, ciddiyet ve heybeti vardı, kendisine saygı uyandırıyordu.

Kestane Pazarı Camii'nin imamı İbrahim Efendi bana "Bu yeni Hoca'da ben bir şeyler seziyorum. Ben onun hakkında tavsiye mektubu da aldım." Bu mektubu Yaşar Hoca İbrahim Hocaya göndermiş. Hoca hem o mektuptaki ifadelerden hem de Hocaefendi'nin takvasından elde ettiği malumatla Hocaefendi'deki cevheri fark etmiş olacak ki yavaş yavaş bize tavsiyelerde bulunarak bizi Hocaefendi'ye yaklaştırmaya çalışırdı. Tabii çocuk olduğumuz için pek de meselenin ehemmiyeti anlayamadık. Pek aldırış etmedik. Ancak bir müddet sonra Tehzib-i ahlak derslerini Hocaefendi vermeye başlayınca o zaman Hocaefendi'yi sevmeye ona ilgi duymaya başladık. Hocaefendi çeşitli meseleleri anlatırdı. Bunları takdim ederken ağırlık merkezi olarak sahabenin hayatını ele alır misalleri onlardan verirdi. Onları anlatırken kendinden geçer ve ağlardı, öğrenciler de ağlardı. Kısa zamanda Hocaefendi hem talebelere hem dernek mütevellisine kendini kabul ettirdi. Hatta Kestane Pazarına ondan evvel gelen kendisinden çok daha yaşlı olan diğer hocalar bile O'na saygı duymaya başladılar.

67 yazında Hocaefendi ben de dahil 4 kişiyi Edirne'ye gönderdi. Oradaki insanlarla tanışmamız ve kitap okumamız için. Orada bir ay kaldık. Beraber gittiğimiz 4 arkadaş da en başarılı öğrencilerdendi. Hocaefendi'yle Edirne'ye gidip gelmemizden sonra yakınlığımız arttı. Hocaefendi İzmir'de kısa zamanda temayüz etti.

Ramazan ayında ben Kestane Pazarında hatimle teravih kıldırıyordum. Hocaefendi de teravihten evvel muhtelif yerlerde vaaz ederdi. Ben ve o daha rahat olmak için iftarda hafif şeyler atıştırırdık. Hocaefendi çok sade yerdi. Dışardan peynir, mandalina alırdı, yurttan da ekmek getirirdik onları beraberce yerdik. Hocaefendi yurt yemeklerini yemezdi. Ekmeğin de parasını verirdi. Bazen misafirlerine yemek gelirdi, onlarında bilahare parasını verirdi. Bunu ben görmedim yani yemek paralarını verdiğini görmedim ama öyle söylenirdi fakat ekmek paralarını verdiğini çok iyi biliyorum.