Haberi Benden Alın

Önce sadece gazeteciydik, sonra 'gazeteci-yazar' olduk. Daha sonra 'araştırmacı gazetecilik', ardından 'uzman gazetecilik' çıktı. Bunların hepsi iyi, hepsi güzel. Ancak şimdilerde yeni bir tür 'kötü' gazetecilik revaçta: 'Gaipten haber alma gazeteciliği'…

"Gaipten haber alma gazeteciliği" turunun en göze çarpan temsilcisi Aydınlık dergisi. Bundan bir ay kadar önce, Aydınlık, "İstanbul belediye başkanı Tayyip Erdoğan Fethullah Gülen'in adamı" diye bir haber yaptı. FP içinde çekişme olduğu temeline dayanan bu habere göre, Tayyip Erdoğan, FP'de Fethullah Hocaefendi namına mücadele veriyormuş… Hocaefendi'nin siyaset-dışı kalma hassasiyetini bilmeyen, Tayyip Erdoğan'ın ilişkilerinden habersiz kişilere "Vay be!" dedirtecek renklilikte kaleme alınmıştı haber. Önemli bir ayrıntı da ihmal edilmemişti "İlişki nasıl kuruluyor?" kuskusunu dile getirecekler için. Aydınlık'a göre, Fethullah Gülen ile Tayyip Erdoğan arasındaki ilişkiyi ben sağlıyormuşum…

İste ben burada "Vay be!" deyiverdim. Tayyip Erdoğan'la 'görüşme' denilebilecek türden bir buluşmamız yaklaşık beş yıl önce, o belediye başkanı seçildikten hemen sonra oldu; Ankara'da kaldığı evde kendisiyle başkanlıkta yapacaklarını 'görüştük'. Sonradan bir çok kez birbirimizi gördük, başkalarıyla birlikte ayak ustu sohbetlerimiz de oldu; ama o kadar… Kimseyle kimse arasında 'arabuluculuk' yapmadım. Sözün kısası, Aydınlık'ın 'gaipten haber alma gazeteciliği' ustaları, yazdıkları hayali senaryoya, benim adimi da öylesine iliştirivermişlerdi. Okurlarına "Vay canına!" dedirtebilmek için…

O zamanlar henüz turun adi konulmamış olsa bile, Cumhuriyet'in 'gaipten haber alma Gazeteciliği'ne katkı geleneği neredeyse yaşı kadar eskidir. Cumhuriyet'in hayli zengin geçmişinden bu türe bir çok hayret verici örnek bulunabilir. O kadar geriye gitmeye gerek yok, bu pazar günü Zaman'ın ve şahsımın adları bolca gecen habere göz atmak yeterli.

Basınımızın usta kalemi Mehmet Barlas okurlarıyla Zaman'da buluşacak. Daha önce başka yerlerde de haber olduğu için bu bilginin fazla önemi yok. Zaten Cumhuriyet'in derdi de "Mehmet Barlas Zaman'da yazacak" haberini vermek değil. Cumhuriyet'e göre, Mehmet Barlas'ın Zaman'a gelmesi içeride tepkilere sebep olmuş, ben de onun gelişinden rahatsızmışım…

Bu haberin çıktığı gün, ben, 'yaz donemi çalışmaları' adini verdiğim okuyarak ve yazarak dinlenme fırsatının son gününe Didem'deki Caprice Otel'de girmiştim. Tatilin son iki gününü, sadece beraber çalışacağımız Mehmet Barlas'a değil, biri çok satan bir gazetenin yöneticisi, diğeri bir başka çok satan gazetenin yazarı olan iki dostuma onun gelişinden duyduğum mutluluğu aktarmakla geçirmişim. Bu arada, gazetemizin hamlelerini yansıtan ve benim Mehmet Barlas'a "Zaman'a hoş geldiniz" diyeceğim televizyon reklam filmi için gün tespit etmişiz… Her şey yolunda iken, Cumhuriyet, birinci sayfa haberiyle, benim Zaman'ın kazanımından rahatsızlık duyduğumu ilan etmekte…

Bizim gazetenin en çok okunan köşelerinden biri 'Basın Harmanı'dır. Yazı işlerindeki arkadaşlar, o günün gazetelerinde okudukları ve beğendikleri yazıları ve yorumları o köşede okurların dikkatine sunar ertesi gün. Çıktığında fark edemediğim nice Önemli yazıyı 'Basın Harmani' sayesinde okumuşumdur. çok geniş bir çerçevede ve hiç bir sınırlama getirilmeden yapılan bir seçimi yansıttığı halde, başka gazetelerde yayımlanıp da Zaman Okurlarına da sunulan yazıları yazanlar, Türk basınının yüz akı belli-başlı kalemlerdir.

Keşke, imkanlarımız (sadece maddi imkanlar değil, sayfa sayısı bakımından fiziki imkanlar da) izin verse de, kendilerini zevkle okuduğumuz bütün gazetecileri, yazarları Zaman çatısı altında toplayabilsek… Bu, benim gazete içi toplantılarda adli adınca dile getirdiğim en samimi dileğimdir. Bir gün gerçekleşeceğine inandığım, rüyasını gördüğüm bir temennidir bu. Mehmet Barlas'ın gelişine niye üzüleyim, bir çok başka meslektaşımın gelememesinden duyduğum üzüntü yetiyor da artıyor bile…

Mehmet Barlas yazılarına 7 Eylül günü başlayacak; haftada altı gün açılacak sütunu. Zamancılar olarak, geçmişinde dış politika yazarlığı, başyazarlık, yönetmenlik bulunan, gazetecilik deneyimi 40 yıla yaklaşan Barlas kalibresinde bir yazarın ustalığından azami yararlanma arzumuz var. Onun getireceği yeni soluk Zaman'ın sayfalarına canlılık katacaktır. 7 Eylül bir çok başka hamlenin de başlangıcı olacak. 20 sayfanın sekizi ilk kez tam renkli basılabilecek. Sayfa düzeni de bastan ayağa yenilenecek. Haber çeşitliliği artacak. Bir yıldır Amerika'da bilgi ve görgülerini artıran, okurlarının çok özlediğini bildiğim (ben de özledim çünkü) Tamer Korkmaz ve Nuh Gönültaş da, o günlerde yeniden Zaman sayfalarına dönecekler; önce Amerika'dan gönderecekleri yazılarla sonra da Ankara notlarıyla…

Bir şeyden kesinlikle eminim: Zaman olarak gazeteciliğin her türüne sayfalarımızda yer verecek, ama 'gaipten haber alma Gazeteciliği'ne her zaman sırt çevireceğiz. Olanları olduğu biçimde sunacak, gözlerden gizleneni açığa çıkaracak, kayıp uçları birbirine ekleyerek ilgiyle okunacak tablolar halinde karsınıza getireceğiz. Ama, sırf kafamızdaki senaryolara destek versin diye, birbirlerini uzun zamandır görmeyen insanları sürekli temas halinde gösteren veya "Mehmet Barlas Zaman'da" haberini 'müjde' kabul eden birinin olaydan rahatsızlık duyduğu biçiminde yansıtan yalan haberlere yüz vermeyeceğiz. Mehmet Barlas da Zaman böyle bir gazete olduğu için geliyor zaten.