Gayb aralığı ve ruhun gücü

Gayb aralığı ve ruhun gücü

Soru: Bazı kişilerin, karşısına gelen adamla trans hâline geçip onun geleceğini okumasını nasıl izah edersiniz?

Biz bu hakikatin, tasavvuf yolunun sâliklerinin önceden bu yana açtıkları mukaddes mekteplerde, Allah rızasının tahsiliyle olabileceğine inandık. Küçüklüğümüzde çok kez ehlullahın bu mevzudaki harikulâde hâllerine şahit olduk. Onları bütün derinlik ve enginliğiyle göremesek de, Cenab-ı Hakk’ın inayetinin tecellisi olarak farklı hâllerini müşâhede ettik. İleride böyle bir cemaat ve topluluk içinden vilâyeti, âzamî takvayı, fevkalâde zühdü temsil eden bir cemaatin zuhur edeceğini de hep bekleyip durduk. Evrâd u ezkârın, gece ibadet ü taatının, laf ve lafazanlıktan daha ziyade iç âlemin ve ledünniyatın temsilcisi bir zümrenin geleceğine, geceden sonra gündüzün geleceğine inandığımız gibi inandık. Fahr-i Kâinat Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir-iki asır sonra Tavus İbn Keysanlardan Fudayl İbn İyazlara, ondan Bişr-i Hâfîlere kadar pek çok mânâ eri gelmiş ve geldikleri asrı tenvir ve irşat etmişlerdir. Aynı zamanda onlardan pek çok harikulâde, sebepler üstü hâl ve tavırlar da zuhur etmiştir.

Spritüalistler buna, ruhun kendi gücünü kazanması derler. Ruh, beden kaydından tecerrüt edince büyük bir güce sahip olunacağına inanırlar. Aslında ruh akılla münasebete geçip إِنَّا لِلهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ (Bakara sûresi, 2/156) ferman-ı sübhânsiyle anlatılan, yayın iki ucu bir araya gelince, yani Hâlık, hâlıkiyeti; mahlûk da mahlûkiyeti içinde tam bir münasebet gerçekleşince insanın melekeleri inkişaf eder/edebilir. Meleke ve ruhî fakülteleri inkişaf eden kişi ondan gelen mânevî güçle Rabbin bütün kuvvet ve havlini aksettirme durumuna geçebilir. Böylece insanın iç şeffafiyeti, ledünnî derinliği nispetinde Cenab-ı Hak, o kimsenin tutan eli, yürüten iradesi, gören gözü ve işiten kulağı olur. Yani güç sahibi yine Hazreti Allah’tır. Öyleyse trans hâline giren bir insan, medyum da olsa yapmış olduğu tecrübelerle ruhî hayata dönük farklı bir kimlik kazanır, cismaniyetten tecerrüt eder ve kalbî hayatı olsa da, olmasa da ruhun derece-i hayatına yükselir. Böylece feyz-i akdesten gelen nurlara ve sırlara ayna olabilir ve Allah’ın gücü, kuvveti ve kudretiyle uzağı bilir, görür ve duyulmazı duyar.

İşte telepati bu gücü kazanma yollarından bir tanesidir. Bu suretle, denizlerin altında bin mil ötede bulunan bir insanla radyo şualarını ve ışığı geçirmeyen, tecrit edilmiş binalar içinde dahi karşılıklı konuşmalar olur. Aynen bunun gibi, burada durur ama üç kilometre ilerideki meseleleri görür. Yine burada durur ama bir kısım emare ve nişanlarla başka yerdeki bazı meselelerden bahseder ki, bütün bunları gördüren, duyuran ve konuşturan Allah’tır.

Trans hâli, tasavvufta insanın vecd, istiğrak ve kendinden geçme hâli, ruhun dublesinin daha ziyade hâkim olması, cesedin mukayyet kalmasına mukabil ruhun bu kayıttan tecerrüt edip başka âlemlerde tayaran etmesidir. Bu hâl, ehlullahın abdal kısmında, kişinin beş on yerde bir anda bulunması şeklinde tezahür eder. Evet, ruh bir anda beş on yerde bulunabilir.

Evet, Allah (celle celâluhu) iç tecrübelerle bütün bunları yaratır. İçinde bulunduğumuz mekân kayıtlarının üstüne çıkan bir insanın görüşü bizim görüş zaviyemizden başkalaşır. Bu hakikati şu misalle müşahhaslaştırabiliriz: Bizim içinde bulunduğumuz üç buudlu mekân içerisinde bir çayın aktığını düşünelim. Çayın kendine göre buudları vardır. Saman çöpleri veya başka cisimler bu çayın üzerinde kendi tabiî seyrini tamamlar. Cismaniyetimize ait olmayan dış hâdise ve münasebetle ayaklarımızın bu çayın üstüne çıktığını farz edelim. Bu durumda biz normal akıp giden eşya ve hâdiselerin seyrinden kurtulmuş oluruz. O zaman artık biz başka buudda sayılırız. Onun için Einstein bunu anlatma sadedinde: Ben seninle bir odada bulunurken senin içinde bulunduğun üç buudlu mekânın dışında bir dördüncüsünü de hissederim, der.

Bir başkası ise bu meseleyi insanın içindeki iç fakültelerin işlemesi şeklinde izah eder ki, biz içe doğru derinleştikçe kendi üç buudlu mekânımızın dışına çıkarız. Pratikte üç buudlu mekânın dışına çıkma, spritüalist açıdan, hususiyle trans hâllerinde olur ki, eşya ve hâdiselerin seyl ve seyrinin üstüne çıktığımız an artık o akış bizi etkilemez ve oradan ileride ne olacağını Allah (celle celâluhu) gösterirse seyredebiliriz.

Hâsılı, gaybı kimse bilemez. Ancak gayb, Allah bildirirse, bildirdiği kadarıyla bilinebilir.

Pin It
  • tarihinde hazırlandı.
Telif Hakkı © 2024 Fethullah Gülen Web Sitesi. Blue Dome Press. Bu sitedeki materyallerin her hakkı mahfuzdur.
fgulen.com, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin resmî sitesidir.