Yazdır

Fethullah Gülen'in Bilgi Toplumu ve Bilim Zihniyeti İle İlgili Görüşleri

Yazar: İ. Adil Sönmez Tarih: . Kategori Fethullah Gülen Gerçeği

Oy:  / 11
En KötüEn İyi 

Eğitime Yaptığı Teşvikler Etrafında Tartışmalar

Her bilim ve düşünce adamı gibi Fethullah Gülen de ülkemizin içinde bulunduğu sorunlar hakkında, çeşitli düşünceler açıklamakta ve çözüm önerilerinde bulunmaktadır.

Bu husus hem Anayasamızda güvence altına alınmış olan düşünce, söz ve bilim hürriyetinden yararlanmanın tabii bir neticesi, hem de kişinin, ülkesine ve topluma karşı sahip olması gereken sorumluluğun bir gereği olarak görülmektedir. Bu nedenle Fethullah Gülen'in Türk Ulusunun ve insanlığın sorunlarıyla ilgili barış, hoşgörü ve uzlaşmaya dayalı çareler önererek, bu konularda düşünsel bir mesai göstermesi, her vatandaşın olduğu gibi onun da en doğal Anayasal hakkı ve görevi olarak değerlendirilmelidir.

Ancak, yargı kararlarında açıklandığı üzere onun bu Anayasal haklarını kullanarak, hukuka uygun biçimde ortaya attığı önerilerin ve yaptığı manevî teşviklerin de katkısıyla kurulan, eğitim-öğretim ve ekonomik kalkınma alanındaki bazı kuruluşlar çeşitli iddialara konu edilmiştir.

Biz yine önce bu konularda, Fethullah Gülen'in düşüncelerini ortaya koyduktan sonra, özellikle Türkiye'de ve yurtdışında özel girişimciler tarafından kurulan okullar ile ilgili tartışma ve iddialara yargı kararları ışığında açıklık getirmek istiyoruz.

Bilgi Toplumu Olmak

'Geleceği kucaklama bilgi toplumu olmaktan geçer' diyen Fethullah Gülen, 'pozitif bilimlerin insanları ateizme, dinsizliğe götüreceğinden korkarak ilimlerden uzak kalmanın yanlış olduğunu' vurgulamakta ve 'ilimleri dine imana zıt göstererek onları inkara vesile saymayı' ise 'bir peşin hükümlülük ve cehalet' olarak nitelendirerek bu konuda aynen şu görüşleri ileri sürmektedir.

'Müspet ilimlerin hiçbir şey sayılmadığını iddia etmek bir cehalet ve taassup, onun dışında her şeyi reddetmek toyca bir yobazlık, öğrendiği her yeni şeyle yığın yığın bilmediklerini idrak ve kabullenme ise bir ilim zihniyeti ve düşünce istikametidir. İlim ve teknik insanın hizmetindedir ve ondan korkmak için ciddi hiçbir sebep de mevcut değildir. Tehlike ilmilikte ve ilme göre dünya kurmada değildir. Tehlike cehalette, şuursuzlukta ve mesuliyet yüklenmekten kaçınmaktadır.'[1]

Mevcut bilgilerimizin, sürekli gelişen bilimsel veriler açısından 'yeni baştan kritiğe tabi tutulmasını, eski bilgilerimizin, yeni kesitlerin ışığı altında tekrar ele alınmasını; hem yanlışlarımızın düzeltilmesi; hem de mevcut tıkanıkların açılması bakımından' zorunlu gören Fethullah Gülen bir şeyin 'doğru ve sabit' olduğunun objektif nitelikteki modern ilmi bir araştırma metodolojisi takip edilerek belirlenmesi gerektiğini söylerken ilim ve tekniğin, insanın maddî-manevî mutluluğunu hedef alması gereğine özellikle işaret etmektedir.[2]

Bilim Hakkın ve İnsanlığın Hizmetinde Olmalı

Bunun aksine olarak ilmi buluşların, haksız bir kuvvetin emrine girmesi halinde ilmin 'vahşetler, aldatma ve istismarlara' yol açacağına dikkat çeken düşünür , böylece tarihte bilimin kötüye kullanılarak yaşanan büyük insanlık dramlarının tekrarlanmaması için, bilimin 'hakkın ve insanlığın hizmetinde olmasının' önemini ortaya koymaktadır. Bu konudaki görüşleri şöyle ifade edilmiştir.

'Öyle ise önümüzde bir tek yol kalıyor; o da nâehlin (ehliyetsizlerin) elinde öldürücü bir silah haline gelen ilim ve onun ürünlerine sahip çıkıp, insanlığın dünya ve ukba mutluluğunu hedef alan bir dünya kurmaktır. İlim ve onun getirdiğinden korkmamalıyız. Bu korku her çeşit faaliyeti felce uğratır. Asıl korkulacak şey onun hangi ellerde olduğu keyfiyetidir. Sorumsuz bir azınlığın elinde ilim bir felakettir ve dünyayı cehenneme çevirmeye yeter ve artar. Einstein, atomu bir canavara kaptırdığını ancak, Hiroşima ve Nagazaki'nin savrulan külleri arasında anlayabilmiş ve ağlaya ağlaya Japonyalı alim dostundan özür dilemişti. Ne kadar geç kalınmıştı.'[3]

Bilim ve düşüncenin dayanağını düşünce hürriyetinde gören bu anlayış, ideolojik saplantıların, bağnazlığın ve fanatizmin sebep olabileceği toplumsal çatışmaların önlenmesi bakımından, insanların 'ilim aşkı ve ilim ahlâkıyla' yetiştirilmelerini önermektedir.[4]

Bilimsel bilgiye ve bilim zihniyetine böylesine önem veren ve toplumsal sorunların çözümünde, bilimsel araştırmayı temel ilkelerden biri olarak kabul eden bu görüşlerin sahibi, ülkemizin halen devam eden ve ciddi bir sorunu olan Eğitim ve Öğretim konusunda da çarenin yine 'ilme ve modern müfredat esaslarına' dayanan bir sistemde olduğunu önermektedir.

Nitekim Fethullah Gülen 1970'li yıllardan beri eğitim meselesinin önemine işaret ederken 'öğrenme ve öğretmeyi', 'iki yüce vazife' olarak nitelendirmekte, gençlere ilmi bilgilinin yanında 'iyilik ve güzellik bilgisi'nin verilmesinin onları yozlaşma ve kötü alışkanlıklardan koruyacağını vurgulamaktadır.[5]

 

[1] Fethullah Gülen, Ölçü veya Yoldaki Işıklar (2), 10 Baskı, Sf. 89-90, İzmir 1997; Prizma, Sf. 248, İstanbul 1997
[2] Fethullah Gülen, Buhranlar Anaforunda İnsan 11.Baskı, Sf. 127, İzmir 1997
[3] Fethullah Gülen, Çağ ve Nesil, 13. Baskı İzmir 1997, Sf, 115-118; Fethullah Gülen, Yitirilmiş Cennete Doğru 10.Baskı Sf. 104-107; Buhranlar Anaforunda İnsan, Sf. 125-128 İzmir, 1997
[4] Fethullah Gülen: Yeşeren Düşünceler, Sf. 172-183, İzmir 1996
[5] Çağ ve Nesil (1), 13. Baskı, İzmir 1997. Sf. 101.118