Yazdır

Görüşlerden Çıkan Sonuç

Yazar: İ. Adil Sönmez Tarih: . Kategori Fethullah Gülen Gerçeği

Oy:  / 6
En KötüEn İyi 

Varılan Nokta

Gerek bilim adamlarının gerekse yazar ve düşünürlerin Fethullah Gülenin fikir ve faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerinden hoşgörü ve uzlaşma aksiyonunun niteliğinin ne olduğu konusunda ortaya çıkan sonuçlar ana başlıkları itibarıyla aşağıdadır:

Sonuçlar

Gerek bilim adamlarının gerekse yazar ve düşünürlerin Fethullah Gülenin fikir ve faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerinden hoşgörü ve uzlaşma aksiyonunun niteliğinin ne olduğu konusunda ortaya çıkan sonuçlar ana başlıkları itibarıyla şöyledir:

1. Hoşgörü ve Uzlaşma Aksiyonu ile muhafazakar değerler temelinde geçmiş, gelecek ve modernlik arasında bir devamlılık zinciri kurulmakta ve bu çerçevede demokrasi daha da gelişmesi gereken bir süreç olarak görülmektedir.

2. Fethullah Gülen'in sosyolojik-felsefi söylemi, Cumhuriyet ve çağdaş kültürün ürünü olup; bu söylemin, dinin siyasal, ideolojik bir yapılanmaya dönüştürüldüğü tepkisel , çatışmacı, sistem karşıtı düşüncelerle ilgisi yoktur.

3. Siyasi İslâmın tersine, toplumdan değil insandan yola çıkan Gülen, İslâmın politikleşmesini değil kültürel İslâmı vurgulayarak insan hakları ve demokrasiye uygun evrensel bir yorumda bulunmaktadır.

4. Fethullah Gülen'in düşünce ve faaliyetleri bir tarikat ya da İslâmcı bir akım niteliği taşımayan, modern dünyada insanın niçin inançlı olması gerektiğini anlatan, insanın kendisi ve çevresiyle barışmasına yönelik bir öğretidir.

5. Ulusal özelliklerimize ve birikimimizi yansıtan Allah ve insan sevgisine dayanan hoşgörülü İslâm anlayışına sahip olan Gülen, İslamı sadece 'din' olarak kabul etmekte ve bu nedenle dini siyasal bir ideoloji olarak algılayanlardan strateji gereği değil ilkesel temelden ayrılmaktadır. Bilim adamları ve yazarların görüşlerinden çıkan bu sonuçlardan Fethullah Gülenin hoşgörü ve uzlaşma yönündeki düşünce ve faaliyetleri bir tarikat veya ideolojik- siyasi bir örgütlenme niteliği göstermemektedir. Buna karşılık, onun bir tarikat oluşturduğu, yasadışı illegal bir örgütlenmeye giderek teokratik bir devlet kurmayı amaçladığı iddia edilmektedir. Şimdi de bu iddiaların gerçek olup olmadığını yine yargı kararlarını da göz önünde tutarak incelemek istiyoruz.