Yazdır

Türkiye'yi Ortaçağ Karanlığına Götürmek ve İrtica İddiası

Yazar: İ. Adil Sönmez Tarih: . Kategori Fethullah Gülen Gerçeği

Oy:  / 9
En KötüEn İyi 

Ancak, yukarıda özetlenen ve hür düşünceyi, bilim zihniyetini ve bilimsel esaslara dayalı bir eğitim sistemini savunan fikirlerine rağmen Fethullah Gülen, 'Türkiye'yi orta çağ karanlığına' götürmekle itham edilmiştir. Bu çelişik durumun giderilmesi için yine yargı yoluna başvurulmuş ve iddia sahipleri ispata davet edilmiştir. Yapılan yargılamalar sonucunda ise Fethullah Gülen'le ilgili ithamlarda bulunanların, basın hürriyetini kötüye kullandıklarına hükmedilmiştir.

Mahkeme Kararı: Ortaya Atılan İddialar Kanıtlanamamıştır.

İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararında [1], 26/6/1994 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde Hikmet Çetinkaya tarafından yazılan yazıda, Fethullah Gülen hakkında ileri sürdüğü iddialarla ilgili şu görüşlere yer verilmiştir:

'Diğer Anayasal baskı grupları gibi, devletin tüm organlarını gerektiğinde eleştirmek, ulusumuzun, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşabilmek için Anayasal organların çözüm üretmelerine katkıda bulunmak, yönetimde meydana gelecek yahut gelebilecek yolsuzlukları hukuka aykırı iş ve işlemleri; politik yozlaşmaları ve ahlâki çürümüşlükleri kamuoyuna duyurmak, bu yolda tartışmaları başlatmak ve yapmak esasen basının görevi gereğidir.

Böylesine kapsamlı ve etkin işlevini yerine getirirken basın, yasal sınırları aşmamalı ve hukuk dışı uygulamalara olanak vermemelidir. Aksi halde basın özgürlüğü ve bu özgürlükten kaynaklanan hakkın sınırları aşılır, hukuksal normlar ihlal edilir. Ve bunun sonucu olarak da hukukun üstünlüğü ilkesi ve yasaların etkinliği zedelenir, birbirlerine karşıt anlayışların temsilcileri kışkırtılmış olur, aşırı duyarlılık kazanan karşıt anlayış temsilcileri kolayca tahrik edilmiş olur. Ve bunun sonucunda toplumda anarşi yaratılır.

O halde Atatürk ve Atatürkçü düşünce sistemini, ulusun ve devletin birliğini ve devletin bölünmezliğini, Cumhuriyetin bilinen ilkelerini savunacak olan, özellikle bilim adamlarımız, yazarlarımız ve basın mensuplarımızın akla uygun ve bilimsel yöntemler kullanarak, hakkın yasal sınırlarını gözeterek, hukuka uygunluk sınırları içinde bu ödevlerini yerine getirmek durumundadır. Dava konusu yazıda ise bu ölçülere uyulmadığı ve ortaya atılan iddiaların kanıtlanmadığı için davacının kişilik hakları ihlal edilmiştir.'

Söz konusu karar Yargıtay'ca [2] yapılan temyiz incelemesinde oybirliği ile onanarak kesinleşmiştir. Ancak kesinleşmiş bu yargı kararına rağmen 'bugüne kadar öğrenip bildiklerimizin yeni baştan kritiğe tabi tutulmasını, eski bilgilerimizin' yeni bilimsel gelişmeler ışığında devamlı ele alınarak yanlışların düzeltilmesini ifade eden ve bunun aksi olan tutumları 'irticai faaliyet' olarak niteleyen; taassuba, bağnazlığa ve fanatizme karşı tavır koyup, bu sorunların bilimsel bir zihniyetle aşılabileceğini savunan Fethullah Gülen'in [3] ısrarlı bir biçimde 'Türkiye'yi orta çağ karanlığına götürmekle' itham edildiği görülmektedir.

Mahkeme Kararı: İddialar Hakaret Boyutuna Ulaşmıştır.

Nitekim Cumhuriyet Gazetesi'nin 13/5/1994 tarihli nüshasında 'Fethullahçılar Krallığı' başlıklı ve Hikmet Çetinkaya imzası ile yayınlanan yazıda Fethullah Gülen'e yönelik olarak 'Yedikleri naneleri açıklayacağım, Türkiye'yi ortaçağ karanlığına götürmek isteyen şeriatçı güçlerin oyununu onların sahtekarlıklarını gözler önüne sereceğim' şeklinde isnatlarda bulunulmuş ve bununla ilgili olarak İstanbul 6. Asliye Hukuk Hakimliği [4] şu hükmü vermiştir:

'Basının genel yararlar açısından toplumu ilgilendiren konularda haber verme çeşitli sorunlarla ilgili, eleştiri, yorum ve uyarılarla kişileri aydınlatma, düşünceye sevk etme, bilinçlendirme ve kamu görevlilerini harekete geçirmek biçiminde özetlenebilen görevlerini yerine getirirken temeli Anayasanın 28. Maddesine dayanan özgürlük hakkından yararlanılacağı kuşkusuzdur. Ancak söz konusu özgürlük ve bu özgürlükten yararlanma hakkı sınırsız değildir. Başta Anayasanın 26. ve 27. Maddeleri olmak üzere ilgili başkaca yasalar basın özgürlüğünü, Anayasa'nın özüne uygun olarak ve diğer özgürlüklerin vazgeçilmezliğini koruyucu biçimde sınırlandırmıştır. Hukuk öğretisindeki görüşler ve yargısal uygulamalar bu özgürlükten yararlanma hakkını a) haberde gerçeklik, b) kamu yararı ve toplumsal ilgi, c) güncellik, d) konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kuralları ile bağlı görmektedir. Haber verme, eleştiri, yorum ve uyarma ancak bu sınırlar içinde kaldığı sürece hukuka uygundur. Bu kurallardan herhangi birine ters düşülmesi halinde kamu yararı kişilik hakları dengesi bozulur ve hukuka aykırılık gerçekleşmiş olur. Davaya konu olan 13 Mayıs 1994 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanan yazıda ortaya atılan iddialarla bu kurallara uyulmamış; 'davacı taraf küçük düşürülmüş ve aşağılanmış, haberde davacıya hakaret boyutuna ulaşıldığı sabit olmuştur.'

 

[1] Mahkemenin 1994/490 Esas, 1995/91 karar no'lu ve 1.3.1995 tarihli kararı
[2] Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 1995/4264 esas 1995/4911 karar sayılı ve 8.6.1995 tarihli ilamı
[3] Fethullah Gülen, Buhranlar Anaforunda İnsan, Sf: 126-127
[4] Mahkemenin 1994/515 Esas, 1998/44 karar no'lu ve 24/02/1998 tarihli kararı