Yazdır

İddialar ve Yargı Kararları

Yazar: İ. Adil Sönmez Tarih: . Kategori Fethullah Gülen Gerçeği

Oy:  / 8
En KötüEn İyi 

Okullarla İlgili İddialar

Ancak, her yönüyle devletin denetimine açık, sahipleri belli, resmi makamların izniyle kurulan ve onların gözetiminde, sadece Millî Eğitim Bakanlığı müfredatının uygulandığı bazı özel okulların sahibinin, Fethullah Gülen olduğu ve buralarda 'rejim karşıtı' bir öğretimin yapıldığı iddiaları, yine belli kişilerce ısrarla tekrar edilmiştir. Bu iddiaların gerçek olmadığı yine ancak yargı kararıyla tespit edilebilirdi.

İddia ve Yargı Kararları

İddia: Fethullah Gülen özel okullar yoluyla cumhuriyet karşıtı bir örgütlenmeye gitmiştir. [1]

Mahkeme Kararı: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesince [2] bu iddiaların kanıtlanamaması ve yazıda ağır iddia ve isnatlarda bulunulduğu gerekçesiyle tekzip metninin yayınlanmasına karar verilmiştir. Bu tekzip metninde ise özetle şu görüşlere yer verilmiştir: Bir kez daha kamuoyuna duyurmak istiyoruz ki, Fethullah Gülen ülkemiz ve milletimizin hayrına olan her girişim ve her kuruluş hakkındaki müspet görüş ile manevî desteğini, bir fikir adamı olarak ortaya koymaktadır. Her Türk vatandaşının en tabii hakkı olan böyle bir manevî desteğin işareti sayılabilecek, bir mezuniyet gecesi ziyaretini çarpıtıp, kişi ve kuruluşları 'demokrasi düşmanı' ilan etmek acaba demokrasi düşüncesi ile ne ölçüde bağdaşır bir tutumdur? Ayrıca yazıda iddia edildiği gibi Fethullah Gülen'in 105 okulu olduğu tamamen asılsızdır. Ancak, gerek Türkiye gerekse uluslararası ölçüde bilimsel başarıları herkesçe kabul edilen okulların, müvekkilimce de tasvip edildiğinin söylenmesini; bu okulların ona ait olduğu biçiminde yorumlamak ise yazarın olayları saptırmasının tipik bir örneğini teşkil etmektedir. Söz konusu yazıda Hikmet Çetinkaya'nın demokrasi düşmanı ilan ettiği mümtaz şahsiyet Fethullah Gülen'e karşı 'üstüne yürüyün, milyonların öfkesini yüzüne karşı haykırın' biçimindeki ifadesi ise, bu kişinin kendisi gibi düşünmeyenlere karşı nasıl bir antidemokratik, hukuka aykırı tavır sergilediğini göstermektedir. Fethullah Gülen'in çağrısı ise bellidir; Milletimizin birliği, devletimizin dirliği, kendi öz değerlerini yaşayan demokratik bir hukuk toplumu. Milyonların bu çağrıya olan cevabı herhalde yazarın iddia ettiği gibi öfke olmamaktadır, olmayacaktır'. Verilen bu yargı kararlarına rağmen, söz konusu özel okullarda eğitim gören öğrencilerin dünya fizik, kimya ve matematik olimpiyatlarında birincilik ödülleri alması üzerine yine bazı basın organlarında yukarıda değinilen iddialar tekrar gündeme getirilerek, bu okullarda 'bilim dışı, dini ve Atatürk düşmanı' bir öğretim yapıldığı ileri sürülmeye devam edilmiştir. Yargı kararlarında ise, bu isnatların kanıtlanması talebi üzerine, iddia sahiplerinin, ithamlarına doğruluk kazandırabilecek herhangi bir bilgi ya da belge ortaya koyamadıkları, vurgulanmaktadır.

İddia: Fethullah Gülen yönetimi ele geçirmek amacıyla gençlere yönelik çalışma yapmakta, gençleri zehirlemekte, bunun için de yurtdışında okullar açmaktadır. [3]

Mahkeme Kararı: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi [4], söz konusu yazının Basın Kanunu'nun 19. Maddesine göre 'gerçeğe aykırı ve haysiyet kırıcı' olduğuna hükmetmiş ve şu tekzip metninin yayınlanmasına karar vermiştir: 'Ülkemiz müteşebbisleri özellikle son on beş yıldır yurtdışında önemli yatırımları gerçekleştirmiş ve bir çok alanda başka ülkelerin yatırımcılarıyla rekabet edecek duruma gelmişlerdir. Benzeri gelişme eğitim-öğretim alanında en modern ve ilmi teknolojinin kullanıldığı, yurtiçinde ve dışında kurulan okullarda da müşahede edilmektedir. Bütün kamuoyunun takdir ve desteğini kazanan bu hayırlı gelişmelere Fethullah Gülen'in de destek vermesi son derece tabiidir. Çeşitli kişi ve kuruluşların açtığı bu okullardan yetişen öğrencilerin dünya fizik, kimya, matematik yarışmalarında birincilik ödülleri almasının, milletimizin uzun yıllardır ilmi alanda hissettiği başarısızlık fobisini izale edeceği ise herkesin malumudur. Böyle ilmi bir zihniyete sahip, bir sevgi ve hoşgörü neslinin yetişmesini her Türk vatandaşı gibi müvekkilimizin de arzu etmesinden daha tabii ne olabilir. Gerçek durum böyle iken, bazı kişilerin bu tür hayırlı gelişmelere eleştiri boyutunu aşan suçlamalar yöneltmelerinin ardında ya özel bir maksat ya da bilgisizlik vardır. Biz de bu açıklamayı, iyi niyetli olup da bu tür hayırlı faaliyetler hakkında yanlış bilgilendirildiğine inandığımız kişileri aydınlatmak ve onların bu konuda, iftihar vesilemiz olan okulları bizzat görerek eğitim-öğretim sistemlerini inceleyerek bilgi sahibi olmaları çağrısında bulunmak için yapıyoruz. Bunun da doğrudan muhatabı müvekkilimiz değil, söz konusu okulların kurucusu çeşitli kişi ve kuruluşlardır. Çünkü Fethullah Gülen'in bu okullarla iddia edildiği türden bir bağı olmayıp, kendisinin ülkemiz için hayırlı olan her işte ayırım yapmaksızın manevî destek gösterdiği bütün kamuoyunun malumudur. Bu itibarla 3 Nisan 1996 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nin 12. sayfasında emekli bir Orgenerale atfen ortaya atılan iddiaların gerçek olmadığını, müvekkilimizin hoşgörü ve Hukuk Devletinin gerçekleşmesine katkıda bulunmak isteyen her kişi ve kuruluşla fikir alış verişine hazır olduğunu sayın kamuoyuna bir kez daha duyururuz'. Böylece kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla, bu özel okullarda, bütünüyle bilimsel esaslara göre ve Millî Eğitim Bakanlığı müfredatının uygulanması suretiyle, bir eğitimin yapıldığı; resmi makamların gerçekleştirdikleri denetimlerde ise basında ortaya atılan iddiaların vuku bulduğuna dair herhangi bir olay tespit edilmemesine karşılık özellikle 'Fatih Kolejiyle ve FEM dershaneleriyle' ilgili ithamlar yayın organlarında yer almaya devam etmiştir. Bu iddialar ve iddiaları inceleyen mahkemelerin kararları şöyledir:

İddia: Fatih Koleji, yasa dışı örgütlerle ilişkilidir, laik cumhuriyeti orta çağ karanlığına götürmek isteyen bir kuşak yetiştirmekte ve öğrencilerin beyinlerine ve Türkiye'yi çağdışı düşünceler işlemektedir. [5]

Mahkeme Kararı: İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi [6] '16.6.1994 tarihli yazıda davacının maliki bulunduğu Fatih Koleji'nde öğrencilere çağdışı düşünceler aşılandığı, Atatürk'ün hafife alındığı ve laik cumhuriyete karşı bir kuşak yetiştirildiği haber olarak verilmek suretiyle Hukuk Genel Kurulunun ilamında belirtilen gerçeğe uygunluk ilkesi zedelenmiş ve bununla asıl amacın Fatih Kolejinin halkın husumetine maruz bırakılması olduğundan, kişilik haklarına hukuka aykırı şekilde tecavüz gerçekleşmiş bulunduğundan davacı lehine manevî tazminata hükmo-lunmuştur' gerekçesiyle, gerçek dışı bu isnatlar sebebiyle iddia sahibini tazminata mahkum etmiş ve davalıların itirazı üzerine Yargıtay'da [7] yapılan temyiz incelemesinde karar oybirliği ile onanarak kesinleşmiştir.

İddia: Fatih Koleji tarikatçı okuldur, Fethullahçıdır. Milli Eğitim Bakanlığı bu okula savaş açmıştır. [8]

Mahkeme Kararı: Fatih 2. Asliye Ceza Mahkemesi [9] bu iddialarla ilgili olarak, yapılan ithamların doğru olmaması sebebiyle tekzip taleplerinin kabulü ile zikredilen gazetelerde, cevap metinlerinin aynen yayınlanmalarına hükmetmiştir.

İddia: Fırat Eğitim Merkezi (FEM Dersaneleri) dinci dersanedir, derslerde dini propaganda yapılmaktadır ve Fethullahçılar tarafından örgütlenme amacıyla kullanılmaktadır. [10]

Mahkeme Kararı: İzmir 5. Sulh Ceza Mahkemesi [11] iddianın gerçek dışı olması sebebi ile yazının tekzip edilmesine karar vermiş iddia sahipleri karara itiraz etmiş ancak iddialarını ispat edemediklerinden ve bu nedenle tekzip hakkı doğduğundan İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi [12] itiraz talebini reddetmiş ve böylece karar da kesinleşmiştir.

İddia: FEM dersanelerinin test kitaplarında Atatürk aleyhtarlığı yapılmıştır. [13]

Mahkeme Kararı: Bu iddianın ispatlanması talep edilerek yargı yoluna başvurulmuş, Mahkeme [14] yaptığı inceleme sonucunda söz konusu test kitapçığında 'Atatürk aleyhtarlığı' yapıldığına ilişkin bir husus tespit edilememesi nedeniyle tekzip talebinin kabulüne karar vermiştir.

İddia: FEM Dershanesinde Fethullahçı tarikat örgütlenmesi yapılmakta, öğrencilere namaz kıldırılmakta, dersanede kanun dışı faaliyetler yapılmaktadır. Ayrıca Bakırköy şubesine ait dersanenin kirasını öğrenci ücretleri ile ödemek mümkün olmayıp bu değirmenin suyu nerden gelmektedir. [15]

Mahkeme Kararı: İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin [16] kararı ise şöyledir: 'davalılardan Martı Ltd. Şti.'ne ait Aydınlık Gazetesi'nin 21/5/1993 tarihli nüshasında 8. sahifede davacı şirkete yapılan bu ithamlarla davacı şirketin manevî kişiliğine saldırılmıştır. Bu iddiaların doğruluğu davalı tarafça kanıtlanamamış ve konu ile ilgili herhangi bir delil de ibraz edilmemiştir. Böylece bu yayın nedeni ile zarara uğradığı kabul edilen davacı şirketin yararına manevî tazminata hükmedilmesine karar verilmelidir.

Bir Çarpıtma Örneği

Ancak aynı gazetenin, aleyhindeki yargı kararlarına rağmen, ithamların devam ettiğine şahit olunmaktadır. Nitekim 7 Eylül 1997 tarihli Aydınlık Gazetesi'nde 'Fethullah'ın okullarında CIA ajanı öğretmenler' başlıklı yazı ile yukarıdaki iddialar tekrarlanmıştır. Söz konusu yazıdaki iddialar aynen şöyledir: 'Bakanlık toplantısında kendi temsilcisi itiraf etti. Fethullah Hoca'nın Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde okullarında diplomatik pasaportlu CIA ajanı Amerikalılar öğretmenlik yapıyor. Millî Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Eğitim-Öğretim Genel Müdürlüğü'nün düzenlediği yurtdışında açılan Türk okullarının sorunları ile ilgili toplantıda Özbekistan'daki okulların sahibi Silm A.Ş. yetkilisi Mehmet Mesut Ata Özbekistan'da diplomatik pasaportla bulunan ABD'li öğretmenlerin çoğunun kendi okullarında İngilizce dil öğretmeni olarak çalıştığını söyledi.'

Buna karşılık, Millî Eğitim Bakanlığı ile ilgili devlet kuruluşları temsilcileri nezdinde yapılan 'Yurtdışında Açılan Özel Eğitim Kurumları İkinci Toplantısı' adı altında gerçekleşen toplantıda ilgili tutanak kitapçığında [17] Silm A.Ş.'nin temsilcisi Mehmet Mesut Ata'nın iddiaya konu olan önerisi aynen şöyledir:

'Benim, Yüce Heyete birkaç teklifim olacak, müsaade ederseniz onları arz etmek istiyorum.Birincisi, eğitim faaliyetlerinin uzun ömürlü ve semereli olması için, üst düzey yöneticilerin, özellikle, Millî Eğitim Bakanlığı temsilcilerinin sıkça ziyaretlerde bulunmaları, çok büyük faydalara vesile olacaktır kanaatindeyiz. İkincisi, Amerika Birleşik Devletleri, dostluk köprüsü adı altında getirdikleri 70 öğretmene diplomatik statü kazandırmışlardır. Biz de, eğer devletimiz, büyükelçiliğimiz, bu konuda diplomatik statü konusunda bize yardımcı olursa Türk öğretmenlerinin, Türk eğitim elemanlarının itibarlarının biraz daha artacağını zannediyoruz.' [18]

Fethullah Gülen'in avukatları ise Aydınlık Gazetesi'ndeki yukarıdaki iddiaları, müvekkillerinin herhangi bir okulun sahibi olmadığı ve bu nedenle böyle resmi toplantılarda bir sözcü ya da temsilcisinin bulunmasının söz konusu olamayacağı gerekçesiyle tekzip etmişlerdir.

İddialar Soyut Nitelikte

Mahkeme kararlarına konu olan yayınlarda dikkati çeken diğer bir husus ise, ileri sürülen iddiaların 'Cumhuriyet karşıtlığı' , 'Laiklik düşmanlığı' gibi genellikle soyut bir nitelik göstermeleridir. Diğer bir deyişle iddia sahipleri, hangi okulda, ne zaman, ne biçimde ve kim tarafından 'rejim karşıtlığı, veya Atatürk düşmanlığı' yapıldığına dair somut bir olayın gerçekleştiğine ilişkin bir hususu ortaya koyamamaktadırlar. Eğer iddialar böyle belirli vakalara dayandırılmış olsa idi, o zaman söz konusu okulları denetlemekle yetkili ve görevli resmi makamlar gerekli soruşturmayı yaparak, yasalara aykırı bir durumun gerçekleşip gerçekleşmediğini, ve bunun da Fethullah Gülen'le bir irtibatının olup olmadığını tespit edebilirlerdi. Bu nedenledir ki, bizim resmi makamlarla yaptığımız görüşmelerde, yetkili mercilere bu yayınlarla ilgili ne yaptıkları sorusunu yönelttiğimizde şu cevabı vermektedirler. 'Türkiye'deki bütün resmi okulların kime ait olduğu bizim kayıtlarımızda mevcuttur. Bu resmi kayıtlarda ise Fethullah Gülen'in okul sahibi olduğuna dair bir bilgi yoktur. Basında ortaya atılan iddialarda ise hangi okulda, ne gibi bir yasa dışı olayın cereyan ettiğine ilişkin bir şey söylenmemektedir. Bundan dolayıdır ki soyut nitelikteki iddiaların incelenmesi mümkün olmamaktadır. Ancak Türkiye'deki bütün özel okullar bizim sürekli denetimimizde olup, buralar sürekli denetlenmektedir. Bu güne değin yaptığımız bütün inceleme, araştırma ve denetimlerimizde ise bazı basında ortaya atılan iddiaları doğrulayabilecek bir olay belirlenememiştir.'

Soyut İddialara Bir Örnek

Burada değinilen soyut iddialara ilişkin örneklerden biri olarak 13/8/1997 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde Deniz Som tarafından yazılan yazıyı verebiliriz. Bu yazıda, Fethullah Gülen'in 'yobaz sürülerinden olduğu, eğitim-öğretim kuruluşlarına yönelik rejim karşıtı faaliyetler gösterdiği' isnadında bulunulmuştur. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere Fethullah Gülen'in hangi söz ve davranışının 'yobazlık' teşkil ettiği, hangi okulda, nasıl, ne biçimde ve ne zaman 'rejim karşıtı' faaliyetler gösterildiği açıklanmamaktadır. Buna karşılık Fethullah Gülen'in eserlerinde bilime önem verilmesi, 'taassubun ve fanatizmin' bilim zihniyetiyle önlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Durum böyle olunca ortaya çıkan bu çelişik halin giderilmesi ve gerçeğin ne olduğunun tesbiti yine ancak yargı yoluyla mümkün olabilmektedir.

Okullarla İlgili İddialar ve Yargı Kararları

İddia: Fethullah Gülen yobaz sürüsündendir. Devletin eğitim ve öğretim kuruluşlarına yönelik siyasi maksatlı faaliyetleri vardır. [19]

Mahkeme Kararı: Bu yayınla ilgili, İstanbul 2.Asliye Ceza Mahkemesi [20], iddiaların gerçek dışı ve küçük düşürücü olması nedeni ile aşağıdaki tekzip metninin yayınlanmasına hükmetmiştir: '13.08.1997 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde Deniz Som tarafından, Güven Erkaya'ya atfen yazılan yazıda, Fethullah Gülen hakkında gerçek dışı ve tahkir edici beyanlarda bulunulmuştur. Bu tür gerçek dışı iddialar mahkeme kararlarıyla defaatle tekzip edilmesine rağmen bazı kişiler, Müvekkilimizin, ülkemizin birlik içinde ve her alanda kalkınması için eğitim-öğretim konusuna önem verilmesine dair açıkladığı fikirleri çarpıtarak, kamuoyunu yanıltmaya çalışmaktadırlar. Bir kez daha vurgulamak istiyoruz ki, Sayın Gülen bütün topluma açık olarak yaptığı konuşmalarda, eğitim-öğretim sorununun çözümü için, imkân sahibi vatandaşlarımızın bu alanda devlete yardımcı olmalarını tavsiye etmektedir. İşte bu tavsiyeleri benimseyen ve toplumun değişik kesimlerine mensup kişiler, çeşitli eğitim-öğretim kuruluşları kurmuşlardır. Bu kuruluşlar ise tamamiyle, devletin resmi makamlarının izniyle ve onların gözetim ve denetiminde hizmet vermektedirler. Tamamen modern ve bilimsel eğitim metotlarının uygulandığı bu okullarda, Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasası'na ve Kanunları'na aykırı herhangi bir görüş ya da uygulamanın varlığı mevcut değildir. Nitekim, bugüne değin resmi makamlarca yapılan bütün denetimlerde, söz konusu okullarda herhangi bir hukuka aykırılığın tespit edilmemiş olması da, bu durumu açıkça göstermektedir. Müvekkilimizin bu okullarla münasebeti ise, yukarıda değinildiği üzere sadece fikri bir vesile oluşudur. Kendisi herhangi bir okul ya da kuruluş sahibi ya da yöneticisi değildir, olmamıştır. Belirttiğimiz bu nedenlerle, Fethullah Gülen'in yazıda iddia edildiği türden, devletin eğitim-öğretim ya da başka kuruluşlarına yönelik siyasi veya başka maksatlı herhangi bir faaliyeti söz konusu değildir. O sadece, sahibi ister devlet ister özel kişiler olsun, bütün eğitim-öğretim kuruluşlarımızın bilgi çağının ihtiyaçlarına cevap verecek bir nitelik ve kalitede olmasını arzu etmekte ve bunu da kamuoyuna her zaman ve her yerde açıkça ifade etmektedir. Her vatandaşın en tabii hakkı olan böyle halisane bir arzunun bazı kişilerce ısrarlı bir biçimde çarpıtılarak irticai tehlike olarak gösterilmek istenmesi gayretlerinin takdirini ise, milletimizin engin sağduyusunun değerlendirmesine bırakıyoruz'.

İddia: Özel Yamanlar Lisesi İzmir'de mürit yetiştirmekte, öğrencilere din ağırlıklı eğitim vermekte olup, bu eğitim dini grupların bir faaliyetidir. [21]

Mahkeme Kararı: İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi [22] 'Yazı bütünüyle incelendiğinde ve özellikle yazının başında İzmir'de mürit eğitimi şeklinde bir ibarenin yer alması karşısında yazının içinde sözü edilen Özel Yamanlar Lisesi'nin haysiyet ve itibarının zedelendiği görülmektedir. Yazının başlığında sözü edilen lisenin devlet tarafından varlığı tanınmış olmasına rağmen sanki mürit yetiştiren bir okul imiş gibi bir intiba yaratılmaktadır. Mürit bir tarikat şeyhine bağlı olarak ondan tasavvufun yollarını öğrenen, onun doğrultusunda ilerleyen kimse anlamına gelmektedir. Basın haber toplamak, bunları yorumlamak, açıklamak, eleştirmek ve yaymak hakkına sahiptir. Bu görevlerini özgürce yerine getirir. Ancak bir gazeteci bunları yaparken haberin doğruluğunu özenle araştırarak sonuçta yayınladığı zaman ilgililere zarar getirebilecek bir sonucun ortaya çıkmasını önlemek mükellefiyetindedir. Gerçeğin olduğundan daha fazla gösterilmesi şeklinde yayınlanan haber ilgilinin haysiyet ve itibarı üzerinde zarar meydana getirir. Başka bir ifadeyle haberin kamuoyuna olduğundan başka gösterilerek yansıtılması haksız bir eylem niteliği taşır. Her ne kadar haber tekzip edilmiş ve bu tekzip yazısı yayınlanmış ise de bu yazının yayınlanmış olması gazetecinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Yazıda sözü edilen İzmir Özel Yamanlar Lisesi İzmir'de faaliyet göstermekte olup gene tekzip dosyasında bulunan belgelerle Üniversite yerleştirme sınavlarında Ege bölgesi birincisi olduğu, fizik ve matematik olimpiyatlarında Türkiye'yi temsil eden öğrencilerin bu okulda bulunduğu, TÜBİTAK tarafından düzenlenen yarışmalarda da bir çok başarılar elde ettiği anlaşılmaktadır. Yani okulun mürit yetiştiren bir okul olduğu hususu ispatlanamadığı gibi aksine bir plan ve program çerçevesinde eğitim yapan bir kurum olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacı şirketin İzmir'de mürit eğitimi başlıklı yazının yayınlanmasından dolayı haysiyet ve itibarı üzerinde bir zarar meydana gelmiştir.' gerekçesiyle davalı gazeteyi tazminata mahkum etmiş ve karar Yargıtay tarafından da oybirliği ile onanarak kesinleşmiştir.

İddia: İzmir Özel Yamanlar Lisesi'nde okuyan çocuklar şeriat düzenine göre yetişmektedir. Bu çocuklara bir gün mutlaka şeriat düzeninin kurulacağı anlatılıyor. [23]

Mahkeme Kararı: İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi [24] 'bu yerlerin şeriat yuvası olarak belirtildiği, bu durumun ispat edilemediği böylece davacının manevî şahsiyetine tecavüz edilmiş olduğu anlaşılmış olduğundan' demek suretiyle davalıları tazminata mahkum etmiş, karar Yargıtay tarafından oybirliği ile onanarak kesinleşmiştir. [25]

 

İddia: Yamanlar Lisesi Azerbaycan ve Nahçıvan'dan getirdiği çocuklara dini eğitim vermektedir. [26]

Mahkeme Kararı: İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesi [27] haberin gerçek dışı olması ve tekzip talebinin kanuni şartları taşıması sebebiyle haberin tekzip edilmesine karar vermiştir. Cumhuriyet gazetesi haberin gerçek olduğunu ileri sürerek karara bir üst mahkemede itiraz etmişler, ancak İzmir 2. Asliye ceza Mahkemesi [28] ibraz edilen belge ve dayanaklara göre itiraz yerinde bulunmadığından, yani iddia ispat edilemediğinden itirazı reddetmiş ve karar kesinleşmiştir.

İddia: Fethullah Gülen'in görüşlerini benimseyen insanlar Fethullahçı'dır, bu kişilerin kurmuş bulunduğu liseler tarikat liseleri olup bu liselerde şeriatçılığı getirmeye çalışan görüşler yayılmaktadır. [29]

Mahkeme Kararı: İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesi [30] tarikat liseleri başlıklı haberin gerçeklere aykırı bulunması sebebi ile tekzip edilmesine karar vermiştir. Cumhuriyet gazetesinin bu karara itiraz ederek haberin gerçek olduğunu ileri sürmesi üzerine İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi [31] yazının tekzip isteyenin kişiliğini zedelediği ve gerçeklere uygun olmadığı gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Cumhuriyet gazetesi kararı bozdurmak için Yazılı Emir yoluna müracaatla itirazını Yargıtay'a götürmüş ancak Yargıtay 7. Ceza Dairesi [32] talebi yerinde görmeyerek oybirliği ile talebin reddine karar vermiştir. Ancak Cumhuriyet gazetesi kesinleşmiş yargı kararına rağmen tekzibi yayınlamadığından dolayı İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi [33] tarafından cezalandırılmıştır.

İddia: Körfez dersaneleri ve Yamanlar Kolejine devlet giremiyor, bu okullar gerici yuvalanmalardır, gerici eğitim yapmaktadırlar. [34]

Mahkeme Kararı: İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi [35] 'dava dilekçesine ekli delillerden Yamanlar Koleji ve Körfez dersanelerinde çağdaş eğitim araç ve gereçleri ile eğitim yapılıp üstün başarılar elde edildiği anlaşıldığından, gerici eğitim ve okul nitelemesi davacıları kamuoyunda küçük düşürücü mahiyette asılsız isnatlar olarak kabul edilmiş' demek suretiyle iddia sahibini tazminata mahkum etmiş, karar Yargıtay'ca onanarak kesinleşmiştir. [36] Mahkeme kararlarından da anlaşılacağı gibi sadece belirli kişilerce tekrarlanan iddiaların, gerçek dışı ve kişilik haklarını ihlal edici niteliklerinin tespit edilmesi ve soyut iddialarla istenilen sonuca varılamayacağı anlaşılınca, bu kez somut olaylara dayalı isnatlarda bulunabilmek amacıyla, değişik girişimlerde bulunulmuştur. İşte bu girişimlerin sonucu olarak 'HOCANI'IN OKULLARI' isimli kitap ortaya çıkarılmıştır. Kamuoyunda hazırlanışı, içeriği ve yayınlanışı itibarıyla çeşitli tartışmalara yol açan kitabın bu nedenle ayrıca ele alınarak incelenmesi gerekmektedir.

[1] 16.6.1994 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde Hikmet Çetinkaya'nın yazısı
[2] İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkeme'sinin 1994/59 sayı ve 13/9/1994 tarihli kararı Tekzip metni 01.10.1994 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlandı
[3] 3 nisan 1996 tarihli Cumhuriyet Gazetesi
[4] Mahkemenin 1996/52 sayı ve 21.6.1996 tarihli kararı
[5] 16.6.1994 tarihli Cumhuriyet Gazetesinde Hikmet Çetinkaya'nın yazısı
[6] Mahkemenin 1994/643 esas, 1995/371 nolu ve 18/7/1995 tarihli kararı
[7] 4. Hukuk Dairesinin 1995/7938 E-8366 K, 9.11.1995 tarihli ilamı
[8] 26/12/1994 tarihli 'Gün', 20/12/1994 tarihli 'Meydan'; 26/12/1994 tarihli 'Akşam', 20/12/1994 tarihli 'Sabah', 27/12/1994 tarihli 'Hürriyet' gazeteleri
[9] Mahkemenin 7/4/1995 tarih ve 1995/39, 1995/40, 1995/41, 1995/42, 1995/43 sayılı kararları Ek 26, 27, 28, 29, 30
[10] 21.5.1993 tarihli Aydınlık Gazetesi
[11] Mahkemenin 1993/64, 17.6.1993 tarihli kararı
[12] Mahkemenin 1993/119, 16.7.1993 tarihli kararı
[13] 8.4.1995 tarihli Aydınlık Gazetesi
[14] Şişli 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 1995/56 sayılı ve 14/6/1995 tarihli kararı
[15] 21.5.1993 tarihli Aydınlık Gazetesi
[16] Mahkemenin 1994/3 esas, 1994/251 karar no'lu ve 8/6/1994 tarihli kararı
[17] Bkz. T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Eğitim Öğretim Genel Müdürlüğü, Yurtdışında Açılan Özel Öğretim Kurumları Temsilcileri İkinci Toplantısı 3-5 Sf.: 63-64 Mart 1997
[18] Mehmet Mesut Ata'nın bu toplantıda yaptığı konuşmanın tam metni
[19] 13.8.1997 tarihli Cumhuriyet Gazetesi
[20] Mahkemenin 1997/87 sayılı ve 26/11/1997 tarihli kararı
[21] 3.12.1991 tarihli Cumhuriyet Gazetesi
[22] İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin, 1992/297 E, 1993/736 K, 2710.1993 tarihli kararı
[23] 8.8.1993 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde Hikmet Çetinkaya'nın yazısı
[24] İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1993/758 E, 1994/470 K, 4.7.1994 tarihli kararı. Ek 39
[25] Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 1994/6071 E-9606 K, 10.11.1994 tarihli ilamı
[26] 3.12.1991 tarihli Cumhuriyet Gazetesi [27] Mahkemenin 1991/329, 23.12.1991 tarihli kararı
[28] Mahkemenin 1992/27, 2.3.1992 tarihli kararı. Ek 42. Tekzip metni 12.3.1992 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanmıştır
[29] 5.8.1993 tarihli Cumhuriyet Gazetesi
[30] Mahkemenin 1993/78, 26.8.1993 tarihli kararı
[31] Mahkemenin 1993/172, 22.9.1993 tarihli kararı
[32] Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 1993/9211 E, 1994/604 K, 27.1.1994 tarihli ilamı
[33] Mahkemenin 1993/1472 E, 1994/251 K, 9.6.1994 tarihli kararı
[34] 22.6.1996 tarihli Cumhuriyet Gazetesi
[35] Mahkemenin 1996/649 esas, 1997/670 karar sayılı ve 8.9.1997 tarihli kararı
[36] Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 1997/10359 E, 1998/2458 K, 2.4.1998 tarihli ilamı