Yazdır

Fethullah Gülen'in Mustafa Kemal Atatürk Hakkındaki Görüşleri

Yazar: İ. Adil Sönmez Tarih: . Kategori Fethullah Gülen Gerçeği

Oy:  / 5
En KötüEn İyi 

İnadına Suçlama

Yukarıda belirtilen bu görüşlerin ise gerek Anayasa'da düzenlenmiş olan laiklik ilkesine ve din istismarı yasağına herhangi bir aykırılık taşımadığı aşikâr olmasına karşılık, Fethullah Gülen'in yine Anayasamızda, güvence altına alınmış olan düşünce ve din hürriyetleri çerçevesinde ortaya koyduğu düşünce, söz ve davranışları göz ardı edilerek, 'irtica' ve 'Atatürk düşmanı' suçlamasına maruz bırakılmıştır.

Gerçek Ne?

Halbuki Fethullah Gülen'in eserleri veya konuşmaları incelendiğinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü kötüleyici, ima yoluyla dahi herhangi bir husus tespit edilemediği gibi, Mustafa Kemal Atatürk'ü her zaman millî bir kahraman olarak nitelendirdiği ve ona karşı yapılan her türlü tahkir edici davranışa karşı çıktığı anlaşılmaktadır.

'Atatürk Din İle Aklı Mezcetmiş Bir Dahi İdi'

Bu konuda bizzat kendisinin açıklamaları ise şöyledir. 'Diğer Türk büyükleri için söylediklerimi O'nun için de söylüyorum, artı bir şey de, istiklal mücadelesinin bayraktarlığını yapıp, bu günlere ulaşmamızda vesile olması bakımından da çok önemlidir Atatürk.

Türkiye için hayati bir meseleyi başarmış ve büyüklüğe sıçramanın önünü açmıştır. Elli yıl cami kürsülerinde konuştum, hiçbir zaman Atatürk'ün aleyhinde söz etmedim. Hatta Atatürk'e hakaret eden birisini cami kürsüsünden protesto ettim Atatürk kendi toplumunda yanlış biliniyor. Yanlış takdim ediliyor.

Atatürk önemli din alimleriyle, Aksekili, Ş. Günaltay, Seyit Bey, Rıfat Börekçi ve daha niceleri ile uyumlu olabilmiş. Yakın dönemde bazı Marksist ve Leninistlerin birden bire 'Atatürk'çü' kesilmeleri ve adeta o da dinsiz ve ateistmiş gibi onun namına dine diyanete hücum etmeleri de, Atatürk'ü istismardır.

Nutuk'u dikkatle okuyanlar O'nun dinine apaçık sahip çıktığını görürler', [1] nutuk incelendiğinde görülecektir ki, bu ülkeyi kurtaran Atatürk, akıl ile dini mezc etmiş bir dâhi idi ve İsmet İnönü İle birlikte Hz.Muhammed'in savaş taktiklerini inceliyorlardı.' [2]

Nitekim mahkeme kararlarında da bu görüşlere yer verildiğini görmekteyiz.

Örneğin; İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin bir kararında şöyle denmektedir: 'Ulu Önder Atatürk'e göre 'Son' ve 'İkmal' din olan İslâmiyet, akla, mantığa ve hakikate uymaktadır. '(Söylev ve Demeçler; C. 2. Sf. 94). Bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup, olunmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki, akla, mantığa amme menfaatına uygundur; biliniz ki, o bizzat dinimize uygundur. Görüldüğü gibi Atatürk bu sözlerinde İslâmiyet'in akıl, hoşgörü, adalet, sevgi ve barış dini olduğunu ifade etmektedir.' [3]

'Atatürk'e Hakaret Milletime Hakarettir'

Bir söyleşide Atatürk'le ilgili olarak kendisine yöneltilen 'Sohbetlerinizde sık kullandığınız bir hatıranız var. Siz Trakya'da askerliğinizi yaparken Gümülcine'de bir Yunan, Atatürk'e hakaret ediyor. Bu size çok dokunuyor. 'Atatürk bu milletin başına geçmiş, memleketi idare etmiş bir insandı. Ben bu mevzuda müdafi olurum. O'na hakaret benim milletime hakarettir.' diyorsunuz. Bu işi acaba bir Yunanlı değil de bir Türk yapsa tepkiniz ne olurdu?' [4] sorusuna karşılık şu cevabı vermiştir:

'Belirttiğiniz bu sözlerimi aynen kabulleniyorum. Yani devletin başına gelmiş bir insana karşı hakaret ettirmem. Bunu kim yaparsa yapsın, Türk de yapsa, Müslüman da yapsa yakışıksız şeyler bunlar.

Dinde herhangi bir insanı yerin dibine batırma gibi bir vazife ve sorumluluk yoktur. Sövmenin sevap olduğuna dair hiçbir kitapta bir şey yoktur. Utbe ve Şeybe'ye (Peygamberimiz'e kötülük adına yapmadıklarını bırakmayan iki Mekkeli müşrik) sövülmesine dair efendimiz şöyle buyurur:

'Ölmüş gitmiş insanlara sövmeyin, ayakta kalanları rencide eder.' Bu benim için çok önemli bir prensiptir. Bir diğer Kur'anî disiplin de şudur ki; geçmişte olan bu insanlar kendi kazançlarıyla Allah'ın huzuruna gittiler.

Onlar ne kesb etmişlerse (kazanmışlarsa) ne iktisabda bulunmuşlarsa (edinmişlerse) onlara aittir. Siz kendi kazandığınız şeylerle Allah'a gideceksiniz. Bu disiplinler açısından geçmişi o ölçüde eleştirmek yakışıksız şeyler, Müslümanca bir üslup değil.'

 

[1] 2.9.1997 Tarihli Milliyet Gazetesi, Yasemin Çongar'ın Fethullah Gülen'le söyleşisinden
[2] NTV'nin 27.2.1998 tarihli 'Püf Noktası' Programında yapılan söyleşiden
[3] Mahkemenin 1994/490 Esas, 1995/91 Karar nolu ve 1.3.1995 tarihli kararı
[4] Nuriye Akman Fethullah Hoca'yı anlatıyor, Sabah 27 Ocak 1995