Yazdır

“Gülen, altın madeni olan ülkelerde okul açıyor!” yalanı

Yazar: İdris Gürsoy Tarih: . Kategori İstihbarat Yalanları ve İftiralar

Oy:  / 16
En KötüEn İyi 

“Gülen, altın madeni olan ülkelerde okul açıyor!” yalanı

“Fethullah Gülen yıllarca altın nesilden bahsetti. Dünyadaki altınların yüzde 95’inin üretildiği 50 ülkenin 48’inde ise okul kurmayı ihmal etmedi. Ardından da bu ülkelerdeki milyarlarca liralık rafinerileri işadamlarına pazarlamaya başladı...”

Bu satırlar havuz medyasının Takvim gazetesinde yayımlandı. Daha sonra aynı havuzun diğer gazete ve televizyonlarında yalan sürdürüldü. Gazete, manşetinden Gülen’in sadece altın madeni olan ülkelerde okul açtığını ileri sürüyordu. Oysa küçük bir araştırma yapılsa, Türk okullarının dünyanın her yerinde açılöğrenilebilirdi. Takvim, Türk okullarının bulunduğu geri kalan 100 ülkeyi habere hiç konu yapmamıştı. Masabaşı yalan haberde, Türk işadamlarının yurtdışında yatırım yapmalarının teşvik edilmesi de suçmuş gibi gösteriliyordu. O haberden akıl almaz satırlar şöyleydi:

“Takvim, Türkiye’de altın madeni işleten Akın İpek’e de önerilen Uganda’daki rafinerinin altın rafinerisi olabileceğini araştırırken Gülen okullarının altın madenleriyle olan ilişkisi dikkatleri çekti. Geçen yıl dünyada altın üretimi yapan 66 ülkede toplam 2 bin 700 ton altın çıkarıldı. Bunun yüzde 95’e yakını ise listedeki ilk 50 ülkede üretildi. Uganda, Laos, Burundi, Papua Yeni Gine, Mali gibi malî durumda iyi olmayanlar olduğu gibi ABD ve Çin gibi de birçok memleketin bulunduğu ilk 50 listesinde, 48 ülkede Gülen okullarının ve kurumlarının faaliyette bulunduğu ortaya çıktı. Gülen Hareketi’nin ‘Türk okulu’ adı altında örgütlendiği 130 ülkeden çoğu altın zengini çıkarken diğer okulların ise mücevherat ve altın trafiğinin geçtiği ülkelere yayılması dikkat çekti.”

Haberdeki şu cümleler ise kara çalmak için nasıl kıvranıldığını gösteriyordu: “Bu durum her fırsatta ‘altın bir nesil’ yetiştirdiklerini belirten ve ABD’deki en büyük vakıflarının adı da “Golden Generation” (Altın Nesil) olan Gülen Hareketi’nin altın aşkının nereden geldiği sorularını da akıllara getirdi.”

Haberde Akın İpek’in adına yer verilmesi ise boşa değildi. Camia’ya yakın işadamlarından İpek, havuz medyası tarafından adeta yalan haber bombardımanına tutuldu. Sabah ve Takvim gazeteleri, manşetten verdikleri yalan haberde Akın İpek’in Ankara’da Fethullah Gülen için özel bir malikâne yaptırdığını yazdı.

Gülen için saraylar yapılıyor yalanı!

‘Sabah ve Takvim gazetelerinde son günlerde manşetten verilen Muhterem Fethullah Gülen için saraylar, yalılar yapıldığı yönündeki haberler tamamen uydurma ve gerçek dışıdır. Önce, 23 ve 24 Ocak tarihli haberlerde; ‘bir işadamı tarafından Fethullah Gülen için Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nden daha yukarıda, şehrin en yüksek noktasında, maksimum konforun düşünüldüğü saray gibi lüks bir malikâne yapıldığı’ iddia edilmiştir. 25 Ocak tarihli yayınlarda, bu kez bir başka işadamının “Bursa’da Gülen’in dönüşü için görkemli bir malikâne yaptırdığı” ileri sürülmüştür. 26 Ocak günü ise “Boğaz’da Gülen için muhteşem bir yalı hazırlandığı” iddiası ortaya atılmıştır. Söz konusu haberler bir süredir müvekkilim aleyhinde yürütülen linç harekâtının bir parçasıdır.’

Bu satırlar, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin iktidara yakın medyada çıkan haberlerle ilgili yaptığı açıklamadan. Akın İpek’in ailesi için inşa ettiği villanın fotoğrafları da bu yalan haberlerde yayımlandı. Akın İpek, yaptığı açıklamada, söz konusu arazinin 40 yıldır İpek ailesinin yaşadığı yer olduğunu belirtti.

Peki, bu haberlerin kaynağı ve amacı neydi? Gülen’in avukatının açıklaması şöyle devam ediyordu: “Belli bir merkezden yapıldığı aşikâr olan bu haberlerde önce müvekkilim yasa dışı bir örgüt lideri gibi sunulmuştur. Ancak sağduyulu kamuoyu, gerçek dışılığı bağımsız Türk yargısının kesinleşmiş beraat kararıyla ispatlanmış olan bu iddianın tekrar piyasaya sürülmesine itibar etmemiştir. Bu kez itibarsızlaştırma faaliyetlerine yeni bir boyut kazandırılarak, müvekkilim lüks düşkünü gibi gösterilmeye çalışılmaktadır.”

Fethullah Gülen’in hayatında sefahate ve şatafata şahitlik eden bir tek kişiye rastlanmış mıdır? Avukat Orhan Erdemli’nin açıklaması şöyle sürüyordu: “75 yaşına gelen müvekkilimin bütün yaşamı halkın içinde geçmiştir. Sayın Gülen’in henüz genç bir delikanlı iken ve aksine bir yaşam sürme imkânı varken cami pencerelerini, küçük bir tahta kulübeyi tercih ettiğini kamuoyu yakından bilmektedir. Bugün için de değişen bir şey söz konusu değildir. Sayın Gülen; telif gelirleriyle müreffeh bir hayat sürme imkânına sahip olduğu halde hiçbir zaman mal, mülk edinmemiştir. Mal, mülk edinecek, ihaleleri takip edecek çocukları olmadığı gibi; kardeşlerini dahi mülk edinmekten men etmiştir. Kendisi bir yatak, bir çalışma masasıyla, zati eşyalarının bulunduğu ve kirasını ödediği bir vakıf odasında, dünyevî zevklerden uzak münzevîbir şekilde yaşamaktadır. Allah’ın (cc) verdiği ömrü O’nun rızasına uygun bir şekilde tamamlamayı beklemektedir.

İzmir’de ve İstanbul’da yaşarken olduğu gibi bugün de toplumun her kesiminden kıymetli zevat zât-ı âlilerini ziyaret etmektedir. Dolayısıyla onun kalbinin, aklının, gözünün hiçbir malikâneye, hiçbir saraya iltifat etmediğine, gönlünde en kıymetli sarayların yer bulamayacağına kırk küsur yıldır gelip-giden binlerce ziyaretçi şahittir.

Muhterem Hocaefendi bu hayatı kendi ihtiyarıyla seçtiği gibi, bütün mü’minlere de iktisat ve istiğna ruhunu hayatlarının esası yapmayı tavsiye etmiştir. Özellikle adanmış ruhları, bütün ihtiyaçlarını zaruret çizgisine göre ele almaya ve her meselede tevazu kaidesine muvafık davranmaya teşvik etmiştir. Sayın Gülen ne bir dünyevî makam beklentisi içindedir, ne de siyasî bir emel!

Sonuç olarak belirtmek isteriz ki; söz konusu haberler tamamen asılsızdır. Bununla birlikte eğer Muhterem Hocaefendi isteseydi; mâkûliyet, mantıkiyet ve insanlık ortak paydasındaki düşünce ve faaliyetlerine her zaman sahip çıkan Anadolu insanı; onun uğruna değil saraylar yaptırmak, bütün varlığını dahi feda edebilirdi inancındayız.” (27. 01 .2014. Fethullah Gülen Vekili, Av. Orhan Erdemli)