Yazdır

En sıcak Aralık, en uzun Şubat

Yazar: İdris Gürsoy Tarih: . Kategori İstihbarat Yalanları ve İftiralar

Oy:  / 12
En KötüEn İyi 

En sıcak Aralık, en uzun Şubat

Ne oldu, nasıl örtüldü?

17 Aralık’ta başlatılan operasyon sırasında, sadece Halk Bankası Genel Müdürü’nün evinden 4,5 milyon dolar para çıktı. Bakan çocuklarında bulunan paralar bir yana, yolsuzluğun boyutları milyarlarca Euro’ları buluyordu. Normal bir demokratik, hukuk devletinde olması gereken; bu iddiaların doğruluğunu adaletin araştırmasıydı. Ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan soruşturmaya müdahale etti. ‘Paralel devlet komplo kurdu’ iddiası ile yolsuzlukların üzerini örtmeye çalıştı. İşte Türkiye’nin çivisini çıkaran 17 Aralık sürecinde yaşanan, demokratik hiçbir ülkede yaşanması düşünülemeyecek gelişmeler:

Soygun şahane, Camia bahane!

18 Aralık, Ankara ve İstanbul’da 52 kişi gözaltına alındı. Türkiye’yi sarsan yolsuzluk operasyonunda 4 bakan çocuğu da bulunuyor. Başbakan Erdoğan, “Adlî süreç devam ediyor, bir şey söylemem doğru olmaz.” dedi.

19 Aralık, ayakkabı kutularında 4,5 milyon dolar, evde 7 çelik kasa ele geçirildi. Hükümet soruşturmaya müdahale etti. Emniyet’te büyük tasfiye gerçekleştirildi. 33 il müdürü görevden alındı. Soruşturmaya iki yeni savcı atandı. Bülent Arınç, “Operasyonu Cemaat’e hamlederseniz incinirim.” dedi.

20 Aralık, Zaman ‘Bu iddiaların üzeri örtülemez’ manşeti ile çıktı. 2009-2012 arasında 87 milyar Euro karapara aklandı. Devlet 150 milyon doların üzerinde zarara uğratıldı. Reza Zarrab’ın üç bakan çocukları dâhil birçok bürokrata 139 milyon lira rüşvet dağıttığı teknik ve fizikî takip ile takip edildi. Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın evinde 4,5 milyon dolar, İçişleri Bakanı Muammer Güler’in evinde 7 çelik kasa bulundu. İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın görevden alınarak merkeze atandı. Görev yeri değiştirilen emniyet müdürü sayısı 50’yi geçti. Bakan Bekir Bozdağ, savcılar hakkında suç duyurusunda bulundu. AB: Soruşturmanın bağımsızlığı garanti altına alınmadı.

21 Aralık, “Sizi ülkemizde tutmaya mecbur değiliz”: Recep Tayyip Erdoğan, 17 Aralık’taki operasyonun, uluslararası boyutu olan, ulusal boyutta da yerel taşeronları olan bir operasyon olduğunu ileri sürdü. Ancak daha sonra bu iddiasının arkasında duramadı.

22 Aralık, Zaman iki bakan oğlu, Halk Bankası Genel Müdürü ve Reza Zarrab’ın da aralarında olduğu 24 kişi rüşvet ve örgütten tutuklandı. Adlî Kolluk Yönetmeliği anayasaya aykırı olarak değiştirildi.

Fethullah Gülen, Camia’ya karşı yöneltilen suçlamalara cevap verdi: “Kim haksızsa mutlaka cezasını bulacaktır.”

23 Aralık: Gazetecilerin emniyet hizmet binalarına girişleri yasaklandı. İstanbul’da 25 polis müdürü daha görevden alındı.

24 Aralık, istihbarat şube müdürü ifadeye çağrıldı ama gitmedi. TİB’in başına MİT’ten başkan atandı.

25 Aralık, İstanbul’da yolsuzluk operasyonuna karışan 400 polis daha görevden alındı.

26 Aralık, 3 bakan peş peşe görevi bıraktı. Zafer Çağlayan, Muammer Güler ve Erdoğan Bayraktar istifa etti. Yeni kabineye rüşvete adı karışan Egemen Bağış alınmadı. On bakan değişti. İçişleri Bakanlığı’na Erdoğan’ın kara kutularından Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala getirildi.

Erdoğan Bayraktar, istifa ederken bir haber kanalına bağlanarak, önüne imzalaması için bir bildiri konduğunu ve bunu kabul etmediğini açıkladı. Bayraktar, her şeyi Başbakan’ın emri ve bilgisi dahilinde yaptığını belirterek, ülkeyi rahatlatmak için Başbakan’ın istifa etmesi gerektiğini söyledi. İlk defa bir bakanı tarafından istifaya davet edilen Başbakan sessizliğe büründü. Kamuoyu, Bayraktar’ın açıklamalarına geniş yer verdi.

Yeni yolsuzluk soruşturmasında savcılıkla emniyet karşı karşıya geldi. Mahkeme kararına rağmen kolluk kuvvetleri harekete geçmedi.

Başbakan Erdoğan, Reza Zarrab için, “Hayırsever bir işadamı olarak tanırım.” dedi.

26 Aralık, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, partisinden istifa etti. Hükümette dar oligarşik bir kadronun etkin olduğunu açıkladı.

İdris Naim Şahin: Hükümeti dar oligarşik bir kadro yönlendiriyor

“Hükümet etmede, niyetlerinden emin olunmayan dar bir oligarşik kadronun yönlendirme ve etkinliğinin tercih edildiği anlaşılmaktadır.” Bu sözler eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e ait. 26 Aralık’ta özellikle polis teşkilatındaki tasfiyelere isyan ederek istifasını açıklayan Şahin sıradan biri değildi. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 40 yıllık arkadaşı ve eski içişleri bakanıydı. Ordu Milletvekili Şahin, önemli eleştiri ve uyarılarda bulunduğu istifa dilekçesinde 17 Aralık sürecinin arkasındaki kadroya da şöyle işaret ediyordu:

“Özel akıllı kişiler ve/veya sorgulanabilir anketlere itibar eden bir yönetim tarzının benimsendiği görünmektedir. Son dönemde artan bir şekilde ülke ve millet varlığı ve çıkarları ile uyuşmayan; millî değer anlayış ve duyarlılıklarla örtüşmeyen; ulusal bütünlüğü güçlendirici olmayan söylem, politika ve uygulamalara tanık olunmaktadır. Hükümet etmede, niyetlerinden emin olunmayan bürokratik ve politik dar bir oligarşik kadronun tavsiye, yönlendirme ve etkinliğinin tercih edildiği anlaşılmaktadır. Bölücü terör örgütünün unsurlarıyla yürütülen ancak millî vicdan ve haysiyeti inciten ve mevzu hukuku zorlayan sürecin çözüm özelliği belki istenmeden çözülme hayalcilerine fırsat ve olanak sağlar duruma evrilmiştir.”

Devletin, kurumlar, kurallar ve ilkeler bütünü olduğunu, bunlarla değer ve güç taşıdığını vurgulayan Şahin, açıklamasında yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının ardından Emniyet’teki görevden almalara da tepki gösteriyordu. Eski İçişleri Bakanı, “Ülkemizin bekası ve milletimizin huzuru için bir dönem birlikte ve başarılı görevler yaptığımız, güvenlik (emniyet) teşkilatımızın fedakâr ve vefalı personeline yönelik son günlerdeki uygulamalar ile bağımsız yargı ve tarafsız mensupları hakkındaki düzenleme ve değerlendirmeler, akıl, hukuk ve adalet anlayışı ile izah olunamamaktadır.” diyordu.

İdris Naim Şahin, Muammer Güler’den önce içişleri bakanı olarak görev yapmıştı. KCK davaları sebebiyle özellikle terör örgütü PKK ile BDP’nin hedefi haline gelen eski İçişleri Bakanı, Başbakan tarafından görevden alınırken rahatsızlığını dışa vurmuştu. Şahin, bakanken yaptığımız bir röportajda, ‘KCK’nın paralel devlet yapılanması olduğunu’ açıklamıştı.

İdris Naim Şahin’in AK Parti’den istifası, Kütahya Milletvekili İdris Bal ve İstanbul Milletvekili Hakan Şükür’den sonra gerçekleşen üçüncü istifa oldu. Daha sonra eski Kültür bakanı Ertuğrul Günay’la birlikte istifa eden milletvekili sayısı 9’u buldu.

27 Aralık, HSYK sert tepki gösterdi: Yönetenler de yargı denetimindedir.

Savcı Muammer Akkaş, yargıya müdahaleye isyan etti; “Soruşturma yapmam engellendi. Deliller karartıldı. Başsavcılık ve kolluk kuvveti üzerinden yargıya açıkça baskı yapıldı. Mahkeme kararlarının uygulanması önlendi.” diye bir açıklama yaptı.

AB, hükümeti uyardı: Yolsuzlukların üzerini örtmeyin.

Sanayi Bakanı Nihat Ergin devir teslim töreninde, AKP’lilere mesaj gönderdi; “Servet, şöhret ve şehvet insanı yoldan çıkarır.” dedi. Ergin, kabinede Başbakan’a itiraz edebilen bir iki kişiden biriydi. Yolsuzluk iddialarına hiç adı karışmamıştı.

31 Aralık, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, “Paralel devlet kabul edilemez, varsa hükümet delillerini ortaya koymalı.” açıklamasını yaptı.

‘Yargıtay’daki bir dosya Pensilvanya’ya gönderildi’ iddiası kara propaganda: F. Gülen’in avukatı, eski bakan M. Ali Şahin’in gündeme getirdiği iddiayı yalanladı.

Reza Zarrab’ın patronu olduğu iddia edilen Zencani isimli işadamı İran’da gözaltına alındı.

Ocak

1 Ocak, Yargıtay, M. Ali Şahin’den somut bilgi ve belge istedi.

Koza Altın’ın Dikili’deki madeni keyfî olarak kapatıldı.

2 Ocak, Burhan Kuzu, aralarında akademisyen, gazeteci, yargı, polis mensubu olan 2000 kişilik bir istihbarat raporunun Başbakan’a sunulduğunu açıkladı. Hukukçular fişlemelerin anayasal bir suç olduğunu söyledi.

3 Ocak, Genelkurmay, orduya kumpas kuruldu iddiasını yargıya taşıdı.

4 Ocak, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Başbakan Erdoğan’a mektup yazdığı iddialarını yalanladı. “Mektup Başbakan’a değil, Cumhurbaşkanı’na yazıldı.” dedi.

7 Ocak, MİT’in, bakanlarla Reza Zarrab’ın ilişkisi hakkında Başbakan’a 8 ay önceden bilgi verdiği ortaya çıktı.

9 Ocak, Bakan Bekir Bozdağ, “Allah şirk, devlet şerik kabul etmez.” dedi.

11 Ocak, HSYK Başkan Vekili Ahmet Hamsici, HSYK yasa tasarısındaki değişiklikleri eleştirdi: Anayasaya aykırı olduğu bile bile yapılıyor.

İzmir’deki yolsuzluk operasyonunda aralarında Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın bacanağı da olan 15 kişi tutuklandı. Bacanak daha sonra salıverildi.

Bakan Efkan Ala’nın kardeşi teamüller çiğnenerek MEB Teftiş Kurulu Başkanlığı’na getirildi.

4 bakan hakkındaki fezleke Adalet Bakanlığı’na ulaştı. Bakan Bekir Bozdağ, ‘inceliyoruz’ dedi. Ancak fezlekeler iade edildi.

12 Ocak, Bank Asya’ya kumpas kurulduğu ortaya çıktı. İktidar medyasında bir süre, bankayı hedef alan yayınlar yapılıyordu. Bakan Ala, ‘17 Aralık öncesinde belgeli söylüyorum, dolarları kim topladı, biliyoruz’ diye bankayı zan altında bırakmış ancak bunun yalan olduğu ortaya çıkmıştı. Bizzat Erdoğan’ın kamu kurumları ve bazı özel şirketlere emir vererek mevduatların çekilmesini istediği ileri sürüldü. Banka aldığı tedbirlerle krizi atlattı. 192 bin yeni hesap açıldı.

14 Ocak; Avrupa Parlamentosu şefi Andrew Duff, “Yargıya müdahale böyle devam ederse AB süreci durabilir.” dedi.

15 Ocak, organize ekipten illegal dinleme: Telekulak skandalı. Yasa dışı yollarla Fethullah Gülen Hocaefendi’yi dinleyen illegal ekip, telefon kayıtlarını internete sızdırdı. Gülen’in avukatı suç duyurusunda bulundu. Yurtdışını dinleme yetki ve imkânının sadece MİT’te olduğu belirtildi. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı basın toplantısı düzenleyerek, “Gülen’le görüşmek suçmuş gibi gösterilemez.” dedi.

Erdoğan, Camia’ya, ‘in örgüt, virüs’ten sonra ‘Haşhaşi’ benzetmesi yaptı.

16 Ocak, Başbakan Erdoğan büyükelçilere kara propaganda talimatı verdi. “Hizmet Hareketi’ni bulundukları ülkelerde karalayın.” dedi.

17 Ocak, Savcı Muammer Akkaş’ın 25 Ocak’ta başlattığı yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasında yeni atanan 4 savcı, yakalama ve gözaltı kararı verilen 41 şüpheliyi davetiye ile ifadeye çağırdı. 41 isim için gözaltı kararı verilmiş ancak polis yakalama kararını uygulamadığı için bu kişilerin ifadesi alınamamıştı.

Darbe soruşturmalarını yürüterek Türkiye’de demokrasinin önünü açan savcılar tenzili rütbe ile başka şehir ve adliyelere sürüldü. Ercan Şafak, Cihan Kansız, Fikret Seçen düz savcı oldu.

18 Ocak, Cumhurbaşkanı Gül’ün ‘Meclis Genel Kurulu’na gelmesin’ dediği HSYK teklifi Meclis’e sevk edildi. 2013’teki fişlemelerle gündeme gelen MİT’in bütün dinî fraksiyon ve grupları izleme talimatı verdiği ortaya çıktı.

19 Ocak, büyükelçilere kara propaganda görevi: Ankara’da toplanan 200 büyükelçiden Hizmet Hareketi’ni kara propaganda ile anlatması istendi. Başbakan Erdoğan, “İhanet içindeki malum örgütü gidin, görev yaptığınız ülkelerde anlatın.” dedi.

20 Ocak, 5 TIR durduruldu: Adana’nın Ceyhan ilçesinde silah ve mühimmat taşıdığı şüphesi ile 5 TIR durduruldu ve arandı. TIR’larda görevli MİT mensupları aramaya karşı çıktı. Erdoğan ve iktidar medyası, TIR’ların aranmasına tepki gösterdi. ‘Paralel devlet’ yaptı iddiasını ortaya attılar. TIR’larda dolarların taşındığı iddia edildi.

21 Ocak, Ankara’da 22 işadamı, ‘Haşhaşi’ hakaretinden dolayı Başbakan Tayyip Erdoğan hakkında tazminat davası açtı.

22, Ocak, Fethullah Gülen Hocaefendi, Wall Street Journel’e röportaj verdi, ‘İttifakımız, demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerle.’ dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek’in İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Baş’ı telefonla arayarak, ‘soruşturmayı durdur’ talimatı verdiğini belge ile açıkladı. Müsteşar’ın tehdit ettiği başsavcı görevden alındı.

23 Ocak, beş yıl aradan sonra Brüksel’e giden Başbakan Tayyip Erdoğan, paralel devlet konusunda AB’yi ikna edemedi.

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin avukatları müvekkillerinin 6 aydır hukuk dışı dinlendiğini belirterek, “Telefon görüşmeleri kara propaganda için kullanılacak.” dedi.

24 Ocak, 100 aydın hükümete demokrasi çağrısı yaptı. Bildiride, ‘yolsuzluğu ve darbecileri aklama’ dendi.

25 Ocak, Başbakan Erdoğan, TÜSİAD’ı tehdit etti: Karşılığını alacaksınız. Erdoğan, TÜSİAD başkanını ‘vatan hainliği’ ile suçladı.

26 Ocak, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, “Paralel devlet iddiaları inandırıcı değil.” dedi.

Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın düzenlediği bir toplantıda, Fethullah Gülen ve Camia için nefret dili kullandı. Gülen için, ‘sahte peygamber, âlim müsveddesi’ dedi.

28 Ocak, Fethullah Gülen BBC’ye konuştu, “Paralel devlet söylemiyle yolsuzluklar perdeleniyor.” dedi.

29 Ocak, Kemal Kılıçdaroğlu, Reza Zarrab’ın devlet protokolünde Başbakan Tayyip Erdoğan’la birlikte fotoğrafını gösterdi. Urla’daki villalara inşaat izni vermeyen valinin görevden alındığını söyledi. Kılıçdaroğlu, Bilal Erdoğan’ın başında bulunduğu TÜRGEV’in hesabına 26 Nisan 2012’de 999 milyon dolar yatırıldığını açıkladı ve kaynağını sordu.

30 Ocak, yolsuzluk soruşturmasını yürüten Savcı Celal Kara görevinden alındı.

31 Ocak, İran, Zencani’nin mallarına el koydu. Fişleme skandalı yargıya taşındı.

Şubat

1 Şubat, Sabah ve atv için işadamlarından ihale karşılığı para toplandığı ortaya çıktı. Bu grubun gazetelerine ‘havuz medyası’ adı kondu.

4 Şubat, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, toplumun kasten kutuplaştırıldığını belirterek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü göreve çağırdı.

MİT’in 8 ay önce Reza Zarrab konusunda Başbakan’ı uyardığı iddiasını Erdoğan yalanlayamadı. Basın mensubunu azarladı. MİT, Erdoğan’a sunduğu bilgi notunda İran uyruklu işadamı ile bazı bakanların rüşvet alışverişinde olduğunu bildirmiş ve “Kamuoyuna yansırsa zor durumda kalırsınız.” demişti.

6 Şubat, MHP, basına sansürün ses kayıtlarını Meclis’te dinletti. Başbakan Erdoğan Fas’tan Habertürk’ü arayarak Bahçeli ile ilgili altyazının çıkarılmasını istiyordu. ‘Alo Fatih’in daha sonra yine arandığı ortaya çıktı.

7 Şubat, dershaneleri kapatma tasarısı Meclis’e sevk edildi. Yasa geçtiğinde Millî Eğitim’de şube müdürlerine kadar herkes görevden alınacak. Büyük kıyım gerçekleştirilecek.

9 Şubat, Today’s Zaman muhabiri Mahir Zeynalov, sınır dışı edildi. THY’nin, Zeynalov’un uçuş bilgilerini servis ettiği anlaşıldı.

11 Şubat, Urla’daki sit alanındaki Hazine arazisine villa yapıldığı ortaya çıktı.

CHP, internete sansür yasasını Anayasa Mahkemesi’ne götürdü.

12 Şubat, 166 hâkim yer değiştirdi. Savcı Zekeriya Öz, Bolu’ya sürgün edildi.

Kılıçdaroğlu, yolsuzluk delillerini grup toplantısında açıkladı. Urla’daki villalar, Sabah-atv’nin satın alınması için oluşturulan havuzla ilgili yasal dinlemelere takılan tapeleri okudu.

13 Şubat, Sabah’ın ‘Gülen’in ikinci beddua skandalı’ manşet haberi tekzip edildi. Haberde, Gülen’in Başbakan’ın ölmesi için beddua emri verdiği ileri sürülüyordu. Avukatları tarafından ‘çirkin, densiz, seviyesiz ve alçakçadır’ dendi.

15 Şubat, Süleyman Aslan tahliye edildi.

16 Şubat, HSYK, Meclis’ten geçti. Yargı, tekme tokat yürütmeye bağlandı.

18 Şubat, Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanı Ünal Acar, 20 müdür ve amiri görevden alması istenince ‘terörle mücadelenin içi boşaltılıyor’ diyerek istifa etti.

19 Şubat, Diyarbakır’da PKK’ya uyuşturucu operasyonları yapan birim dağıtıldı.

Kılıçdaroğlu, Başbakan’a 11 soru yöneltti; ‘Ayakkabı kutularına 4,5 milyon doları paralel devlet mi koydu?’ dedi.

20 Şubat, Maliye’ye alınacak müfettiş adayları ile ilgili mavi, kırmızı ve yeşil renkli fişlemeler yapıldığı ortaya çıktı.

21 Şubat, Başbakanlık’ta böceğin Cemaat’e yıkılma planı deşifre oldu. TÜBİTAK’ta görev yapan eski başkan yardımcısı Hasan Palaz, böcekle ilgili hazırladığı raporda tarih değişikliği yapılması için baskı yapıldığını açıkladı.

22 Şubat, Başbakan’ın siyasileri hedef alan kaset şantajlarını Cemaat’e yıkma planı boşa çıktı. Star gazetesinin ‘MHP’ye yönelik şantaj operasyonu paralel devletin işi’ röportajı veren İlhan Barutçu tarafından yalanlandı. Barutçu, ‘Ne paralel dedim ne de Cemaat’ açıklamasını yaptı.

Ankara’daki OHAL uygulaması kararını mahkeme kaldırdı. Polisin izinsiz ve gerekçe göstermeden ara izni iptal edildi.

23 Şubat, kaçtı denilen emniyetçilerin resmî görevle yurtdışına gittiği ortaya çıktı. Çalışma ofisinde bulunduğu iddia edilen böcekli ilgili Başbakan Erdoğan’ın ‘kaçtı’ dediği polislerin resmî görevle yurtdışına gönderildiği ortaya çıktı. İki polis hakkında soruşturma bulunmadığı öğrenildi.

25 Şubat, paralel örgüt 7 bin kişiyi dinledi manşeti ile iktidarın iki gazetesinde çıkan haberlerin andıç olduğu anlaşıldı. Selam terör örgütü soruşturmasını başlatan Savcı Adnan Çimen, 7 bin kişinin telefonlarının dinlendiği iddiasını yalanladı, “Bu şerefsizliktir. HSYK’ya başvurdum araştırsınlar.” dedi.

26 Şubat, Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonrası yapılan açıklamada “Ulusal güvenliği tehdit eden yapılanmalar ve faaliyetler görüşüldü.” denildi. 28 Şubat sürecinde askerler irtica ve Cemaat’i MGM gündemine aldırırken aynı talep 17 yıl sonraki toplantıda AK Parti hükümetinden geldi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başkanlığındaki toplantıdan sonra yayımlanan bildiride, ülke genelinde güvenliği ilgilendiren hususlar ile yürütülen çalışmaların ele alındığı kaydedildi. Bildiride, ‘’Bu kapsamda halkımızın huzurunu ve ulusal güvenliğimizi tehdit eden yapılanmalar ve faaliyetler görüşülmüştür. Ayrıca önümüzdeki dönemde icra edilecek olan mahallî idareler seçimlerinin huzur ve güven içinde gerçekleşmesine yönelik tedbirler gözden geçirilmiştir.” ifadesine yer verildi.

-Türkiye’yi sarsan ses kaydı: Başbakan ile oğlu Bilal arasında geçtiği iddia edilen ses kayıtları, siyaset gündemine bomba gibi düştü. CHP, Başbakan’ı istifaya çağırırken MHP, hükümetin meşruiyetini kaybettiğini savundu. BDP ise, ‘Kendinize güveniyorsanız açık şeffaf bir yargılamanın önünü açın’ çağrısında bulundu. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında dinlettiği ses kayıtlarına göre Başbakan, 17 Aralık sabahı oğlu Bilal’i arayarak evdeki paraları tamamen sıfırlamasını istiyor. Ses uzmanları “Kayıtlar montaj değil.” dedi. Erdoğan ise gruptaki konuşmasında, ‘montaj ve dublaj yapılmış’ diye kendini savundu.

-Cemaatler fişleniyor haberi doğrulandı. Taraf gazetesinde yer alan (26 Şubat) habere göre; Başbakan ve yakın çevresinin telefon konuşmalarında geçen diyaloglar Taraf’ın 2 Aralık 2013 tarihli “Hükümete ters düşen cemaatler fişleniyor” haberini doğruladı. MİT, Taraf’ın yayınladığı fişlemeleri araştırdı ama Başbakan’ın danışmanı Mustafa Varank’ın talebine olumlu cevap veremedi. Taraf ’a daha önce de MİT fişlemeleriyle ilgili haberleri nedeniyle yayın yasağı getirilmişti.

27 Şubat, HSYK Yasası’nı Abdullah Gül onadı. Yargı, Başbakan’a bağlandı. Yasanın yürürlüğe girmesi ile birlikte HSYK’da görev yapan 600 kişinin görevi sona erdi. Hukukçular yasanın anayasaya aykırı olduğunu ileri sürdüler. CHP, Anayasa Mahkemesi’ne gitti.

MİT Kanunu komisyonda kabul edildi. Muhalefet yasaya şerh düştü. Anayasal olmayan yetkilerle suça yasal koruma sağlandığı kaydedildi.

27 Şubat, Erdoğan, oğlu ile yaptığı konuşmaların montaj olduğunu ileri sürdü. “Kriptolu telefonlarım bile dinlenmiş.” dedi. TÜBİTAK’ta kriptolu telefonlara bakan beş kişi izne ayrıldı. Bilim ve Sanayi Bakanı, ‘Hissettim, kaset montaj’ dedi. Bazı havuz medyasının ses kayıtlarını incelettikleri iddia edilen John Marshall Media (JMM) şirketinin kurucusu ve CEO’su John Marshall Cheary III, Türkçe bir kayıt için herhangi bir görüş belirtmediklerini ifade etti. “Bu bariz sahtekârlığı yayınlayan haber ajansları kendinizden utanın.” açıklaması yaptı. CEO Cheary, söz konusu dokümanın ‘J Ou Production’ tarafından imzalandığına, kâğıdın üzerine ise John Marshall Media kartvizitinin zımbalandığına dikkat çekti.

28 Şubat, yeni fişlemeler ortaya çıktı: Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı’nda müfettiş adayları için renkli fişlemeler yapıldığı anlaşıldı. Kırmızı listeye alınarak elenen müfettiş adaylarından bazılarının ilk 100’de olduğu belirlendi. (Taraf)

-İnsan hakları raporunda 17 Aralık’a ‘skandal’ dendi: ABD Dışişleri’nin her yıl hazırladığı insan hakları raporunda Türkiye, Suriye, Mısır, Çin ve Rusya ile aynı kategoride yer aldı. Raporda 17 Aralık operasyonu sonrası yaşananlar eleştirildi. Yolsuzluğun en büyük insan hakları ihlallerinden biri olduğu belirtildi.

-Savcılıktan delilleri imza emri: Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ile çok sayıda ünlü işadamının yer aldığı 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasında, 15 Aralık’tan sonra toplanan delillerin dosya dışında tutulması emri verildi. 25 Aralık’taki ikinci dalganın ardından Savcı Akkaş görevden alındı. Dosyanın devredildiği savcılar İsmail Uçar, İrfan Fidan ve Murat Çağlak’ın imzasıyla 8 Ocak’ta İstanbul Emniyet Müdürlüğü Malî Şube Müdürlüğü’ne gönderilen yazıda 15 Aralık sonrasındaki delillerin imha edilmesi talimatı verilerek, “Mahkeme kararlarına istinaden yapılan telefon dinleme, iletişim tespiti ve fizikî takip işlemlerinin 15/12/2013 tarihi itibarıyla sonlandırılarak imha işlemlerinin Başsavcılığımız nezaretinde yapılmasını...” denildi. Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının ikinci dalgasını başlatan TMK 10. madde ile yetkili Savcı Muammer Akkaş’tan alınan dosya, o dönem İstanbul başsavcısı olan Turan Çolakkadı tarafından savcılar İsmail Uçar, İrfan Fidan ve Murat Çağlak’a devredilmişti. 25 Aralık soruşturmasıyla ilgili fezlekeler 15 Aralık’ta savcılığa gönderildi. Bu tarihten sonra da polis soruşturması bitti. Operasyon günü olan 25 Aralık’a kadar toplanan deliller ise fezlekelerin 15 Aralık’ta savcılığa ulaşması nedeniyle dosyaya delil olarak girmedi. 25 Aralık soruşturması kapsamında Bilal Erdoğan ifadeye çağırılırken, Suudi işadamı Yasin el Kadı ile işadamları Usame Kutub, Fatih Saraç, Latif Topbaş, Nihat Özdemir, Orhan Cemal Kalyoncu ve Faruk Kalyoncu’nun da aralarında olduğu 41 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarılmıştı. Soruşturma sürecinde adı geçen kişilerle ilgili birçok teknik ve fizikî takip tutanağı dosyaya girdi. Ancak 15 Aralık’tan sonraki deliller dosyada yer almadı.

-‘Hayırsever işadamı’ Zarrab serbest: Başbakan Erdoğan’ın ‘hayırsever bir işadamı olarak tanırım’ dediği 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasında tutuklanan Reza Zarrab ile 2 eski bakan çocukları Barış Güler ve Kaan Çağlayan tahliye edildi.

-Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Kanunu yürürlüğe girer girmez kuruma atamalar yaptı. Buna göre, HSYK Genel Sekreteri Engin Durnagöl görevinden alındı. HSYK Genel Sekreter Yardımcılığı’na atanan Serdar Mutta, genel sekreterliğe vekalet edecek. Bozdağ ayrıca HSYK’daki beş genel sekreter yardımcısı, teftiş kurulu başkanı ve üç teftiş kurulu başkan yardımcısını da görevden aldı. Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı’na ise Yılmaz Akçil atandı. Akçil, Danıştay üyesi olarak görev yapıyordu. Yasanın yürürlüğe girmesiyle HSYK’da görev yapan genel sekreter, genel sekreter yardımcıları, teftiş kurulu başkanı, teftiş kurulu başkan yardımcıları, kurul müfettişleri, tetkik hâkimleri ve idarî personelin görevleri sona erdi. CHP de yasayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.

1 Mart, dershanelerin kapatılmasını düzenleyen yasa AKP’lilerin oyları ile Meclis’ten geçti. Kanuna göre dershaneler için son tarih 1 Eylül 2015...