Yazdır

Fajrl Ansari, Fethullah Gülen Hocaefendi'yi anlatıyor

Yazar: Irmak TV Tarih: . Kategori Aydınların Gözüyle Fethullah Gülen Hocaefendi

Oy:  / 9
En KötüEn İyi 

Maneviyat ve pratiği buluşturuyorlar

Fajrl Ansariİsmim Fajri Ansari. Kuzey Carolina’da doğdum ve New York şehrinde büyüdüm. Hayatımın büyük bir kısmını Buffalo, New York’ta geçirdim. Buffalo’da ufak bir mescitte imamlık yapıyorum: Mescid-i Numan. Benim İslamiyet’e girişim, değerli Elijah Muhammad ve benim imamım olan oğlu Imam W.D. Muhammed’in öncülüğünde, İslam Ulusu olarak başlayıp İslam Dünya Topluluğu olarak genişleyen bir Amerikalı Müslüman topluluğu sayesinde oldu. Aynı zamanda, Buffalo Şehir Üniversitesi’nin erkek basketbol takımının antrenörlüğünü yapıyorum. Dokuzuncu yılımdayım. Üniversite de yaklaşık 33 yıldır çalışıyorum. Bir zamanlar lise basketbol antrenörlüğü de yapmıştım.

Hizmet’i yaklaşık bir yıl önce tanıdım. Etkisinde kaldığım ya da tanıştığım Hizmet mensubu başka insanlar da olmuş olabilir fakat bunun farkında değildim o zamanlar. Bir temsilci olarak, İstanbul’a yapılacak bir geziye katılmak üzere davet edildim. Bize ev sahipliği yapan grubu çok tanımıyordum ama birlikte seyahat ettik.

Bize söyledikleri belli bir isim olmasa da, onların, bunun bir hareketin ve —adı üzerinde—hizmet etmek ve eğitime odaklanmak üzerine toplu bir gayretin parçası olduğunu fark ettim.

Orada bulunduğumuz süre içinde birtakım akademik çalışmalarımız da oldu. İçtihad üzerine yapılan büyük bir konferansa katıldık. Sevgi ve diyalog üzerine yazılan bir kitap aldım.

Dediğim gibi, yeni tanıyor olsam da, okuduklarımdan edindiğim izlenimle, Hizmet’i çok maneviyatlı ve samimi bir hareket olarak nitelendirebilirim. Aynı zamanda bir pratiklik de seziyorum. Maneviyat ile pratiği bir arada buluyorsun. Manevî anlamda yükselmek adına yalnızca İslamiyet’i okumak ve incelemek değil, bunun yanında, pratik anlamda da hizmet sunmak ve eğitmek adına ciddi bir gayret görüyorum.

Müslüman olarak üzerimize düşen bir vazife olan işi pratiğe dökme anlayışını gözlemliyorum. Nasıl ki Peygamberimiz (sas) tüm insanlık ve tüm âlemler için bir rahmet olarak seçilmişti, onu takip ederken bizim de birer rahmet olmamız gerekiyor.

Gördüğüm kadarıyla, sanırım, yapılan en önemli katkı, eğitim ve iş yapma yoluyla kaynakları bir araya getirip, bu birleşmeyi insanlığa hizmet noktasında işletmek olmuştur.

Yani, insanları doyurma gibi, mesela her yıl Ramazan’da dağıtılan iftariyelik paketlerin hazırlandığı fabrikaları görmüştüm. Hizmet’in sadece kendi milletiyle değil, birçok ülkedeki ihtiyaç sahiplerini gözettiğini de biliyorum. Dolayısıyla, bence, önemli olan şeyler bunlardır.

Bir süredir var olmanızın, çok etkili olmanızın, ilgi arayışında olmadığınız hâlde dünyanın birçok yerinde bir etkili hale gelmenizin kayda değer olduğunu düşünüyorum.

Zaten Peygamberimiz de bize, yapılan en güzel sadakanın, kişi ile Allah arasında saklı olan olduğunu öğretir. Hizmet, kendi içinde bir çeşitliliğe sahip görünüyor.  

Bütün organizasyonlar böyle yapılıyor denilemez ama bunu yapan Müslüman organizasyonlar da ilginin çoğunu üzerinde topluyor ve bunun sebebini de anlayabiliyoruz.  İşin çoğu propaganda olsa da ilgiyi çeken onlar olmuş oluyor. Aşırı uç bir konum benimsedikleri için ilgi topluyorlar, ki farklı dinlerde de bunu yapan, yani, bu benim yolum, tek yol bu ve bu yolu kabul  etmezsen cehemmeme gideceksin, diyen vardır. Sonuç itibarıyla, bu noktayı önemli bir fark olarak görüyorum.