Yazdır

Hapishaneden Çıkış

Yazar: fgulen.com Tarih: . Kategori Hayatından Kesitler

Oy:  / 22
En KötüEn İyi 

Akşama doğru yeniden beyaz köşke döndük. Her defasında tanıklar, karşımıza çıkar geçmiş olsun derlerdi. Yüzlerimizin beşaşetinden kendimizi ele vermiş olacağız ki, farklı döndüğümüz misafırhanede bugün herkes bizi farklı karşılıyordu. Kimbilir hücreye kadar kaç kişi 'geçmiş olsun!' dedi ve tebrik etti. Ama belki de biz bunların çoğunu duymadık bile...

Eşyalarımızın bir kısmını cezaevine bıraktık. Herhalde Kadir Kaymaz'a da bir şeyler vermeyi ihmal etmedik. Dışarıya çıktığımızda bizi almak için gelen Sadık Bey'i gördük. Taksiye bininceye kadar bir şey hissetmemiştim ama binince gidecek bir yerim olmadığını düşündüm ve 'ne yapsam ki?' diye azıcık burkuldum. Zira ben içerdeyken ev sahibi evimi boşalttırmıştı, eşyalanmın da nerede olduğunu bilemiyordum. O güne kadar Mustafa Birlik Bey'in evi bana hep açık olmuştu ama bunca hasret ve hicrandan sonra onu çocuklarıyla başbaşa bırakmak daha uygun olacaktı...

Peki, sizi karşılayan kimse olmadı mı?

Kimsenin aklına gelmemiş olabilir. İlgisizlik de olabilir.

Arkadaşlarınız mahkemelere gelmiyorlar mıydı?

Mahkemelere geliyorlardı. Bazıları sağdan-soldan Bekir Bey ve diğer arkadaşlar için geliyorlardı.

Talebeniz durumunda olan arkadaşlar da mı gelmiyordu?

Talebe arkadaşlar gelmiyorlardı. Veya çok az geliyorlardı. Belki de benimle görüşmeyi ilk planda tedbirsizlik saydılar. Gelmeme biraz endişeden, biraz korkudan. Bir de bu mevzuda saygı nedir onu bilememeden.. Belki bazılarının içinde ukde de olabilir. Bunun artık işi bitik. Bundan sonra artık ne olur gibi düşüncelere de kapılanlar olmuştur. Mesele şöyle hülasa edilebilir: Arkadaşlarıınızdan bazıları eskiden bu yana bazılarının tesirindeydiler. Onlarda Ağabey düşüncesi hâkimdi. Onlar ne diyorsa o doğrudur, diyorlardı. Biraz İzmir'deki durumu da bizim vebalimizin, günahımızın neticesi olarak görüyorlardı. 'Orada Allah onları tokatladı' kabilinden şeyleri böyle anlatıyorlardı. Bazılarının ise bizimle görüşmeleri, konuşmaları çok derin bir insani hisle yapılan görüşmeler kabilindendi. Yoksa dava adına, dava düşüncesi adına değildi..

Daha sonra ne yaptınız?

Derken küçük bir istirahatten sonra, 6 sene evvel elimde minik çantalarım bir garip burukluk içinde gelip misafiri olduğumuz İzmir'den, yine elimde valizim bir tuhaf hislerle, 'ana gibi yâr olmaz' deyip Erzurum'a doğru yola koyuldum.

Rahmetli pederim iki-üç ay İzmir'de kalmış, mahkemeleri takip etmiş ve bitmeyen bu yalancı hikaye karşısında canı sıkılmış ve Erzurum'a dönmüştü. Artık onu ve diğer aile fertlerini sevindirme zamanı gelmişti.