Yazdır

Evrim Anaforu ve Gerçek Konferansı

Yazar: fgulen.com Tarih: . Kategori Hayatından Kesitler

Oy:  / 12
En KötüEn İyi 

İkinci konferans ise Darwinizm'di. Fuardaki Ekiciöver denen yerde yapılmıştı. Salon 5 bin kişilikti. Bu konferansta da salondaki insandan daha çok dışarıda insan vardı. Hatta o gün fuar bir bayram yerine dönmüştü. Herkes akşam namazını bahçede, çayırların üzerinde kılmıştı. Dinleyici kitlesi yine çok değişikti. Kimisi merakla, bir vaiz bu mevzuda neler konuşacak diye gelmişti; kimisi cidden mevzuu öğrenmek için orada bulunuyordu. Kimisi de orada bulunmayı kendisine ait bir vazife telakki ediyordu. Belki anlatılanlardan bu son kategoriye dahil olanlar bir şey anlamayacaklardı, ama gelişleriyle bize adeta mesaj veriyorlardı. Yani, kim anlatırsa anlatsın, İslâmî her konuşmaya biz iştirak edeceğiz, diyorlardı.

'Yaratılış ve Darwinizm', münasebetli veya münasebetsiz ismi de bize aitti.. demek isteniyordu ki, evvela yaratılış gelir. Darwinizm ise sadece bir nazariyeden ibarettir. Ben bu konuyu önce cami kürsüsünde de işlemeye çalışmıştım. Ancak orada 'hayat' bahsini anlatırken, Darwinizm'e istidradi olarak temas etmiştim. Konferansta ise müstakil bir mevzu olarak üzerinde durma imkanı olmuştu ki, ciddi bir şey anlattığım söylenemez. Bütün arzum Kur'an hakikatlarıyla, Darwinizm denen safsatayı yere çalmaktı. Ben bu mevzuda ne kadar yeterliydim, o ayrı mesele... Ancak, inananların cephesine bir cesaret geldiğinde şüphe yoktu. Zaten daha sonra bu mevzuda birçok eser yazıldı ve hepsi de Darwinizm'i yerden yere vurdu.

 

Gençliğimde, Şeyhülislâm Hayrullah Efendi'nin Darwin nazariyesine inandığını duyunca dünyam başıma yıkılmıştı. Çok takdir ettiğim bir müfessirin, 'İlim bu nazariyeyi ispat ederse, ben de Kur'ân âyetleriyle te'lif' ederim' demesi, beni iyiden iyiye yıkmıştı. Bu sebeple, mevzûm olmadığı ve aleyhinde çok fazla malûmatım bulunmadığı halde, konuyu kürsüye getirdim ve yurdun çeşitli yerlerinde konferanslarla takdime çalıştım. İmansızların pençesine düşmüş gençler, bu ve benzeri fikirlerle zehirlenmemeleri için buna ihtiyaç vardı.

 

O dönemlerde, ülkemizde Batı'dan gelen çeşitli şokların sarsıntısı yaşanıyordu. Bu şok, en meşhur İslâm alimlerini de maalesef etkisine almıştı.