Yazdır

Gönül

Yazar: Fethullah Gülen, Sızıntı, Nisan 1992, Cilt 14, Sayı 159 Tarih: . Kategori Kavramlar

Oy:  / 8
En KötüEn İyi 

İkincisi ise, öncekinin dublesi, alternatifi, melekûtî buudu ve aynı zamanda, şuur, idrak, ihtisas, akıl ve irade gücünün de merkezi, rûhânî bir lâtîfedir ki, tasavvufçular ona "hakikat-ı insaniye" filozoflar da "nefs-i nâtıka" demişlerdir. İnsanın asıl hakikati de işte bu kalptir. İnsana bu mânevî buudu itibariyle "âlim", "ârif", "müdrik" denir. Ruh bu lâtifenin esası ve bâtını, biyolojik ruh da bineğidir. Allah'a muhatap olan, sorumluluklar yüklenen, ceza gören, mükâfat alan, hidâyetle kanatlanan, dalâletle yuvarlanan, aziz kabul edilen, hor görülen ve İlâhî marifetin "mir'ât-ı mücellâ" sı olan hep bu lâtifedir.

Kalb, hem idrak eden hem de idrak edilen husûsiyette bir yapıya sahiptir. İnsan; rûhuna, cismine, aklına onunla girer. Kalb rûhun gözü gibidir. Basiret kendi dünyasına göre onun nazarı, akıl, ruhu, irade de iç dinamizmidir.

Umumiyet itibariyle biz "gönül" derken de bu ikinci kalbi kastederiz. Gönül ve kalp farklılığı, bunların mecazen birbirinin yerinde kullanılması bir yana, bu rûhânî lâtife cismânî kalple sımsıkı alâkalıdır. Bu alâkanın keyfiyeti, dünden bugüne filozofları ve İslâm hükemasını bir hayli meşgul etmiştir. Ancak, bu münasebet ister evvelen ve bizzat olsun, ister vasıtalı olsun, ister kalbin faaliyeti, ister onun kabiliyetiyle irtibatlı olsun sinelerimizde taşıdığımız "sanevberiyyu'ş-şekl" et parçası zâhirî kalple, insanın insanlığının remzi ve bütün duygularının hayat kaynağı olan "Lâtife-i Rabbâniye" bir hakikatın iki yüzü denebilecek şekilde birbiriyle iç içe olduğunda şüphe yoktur. Ne var ki, bu alâka ve irtibatın keyfiyeti de, kalb, rûh, akıl ve idrâkin keyfiyeti gibi biraz buğuludur.

Kur'ân'da, dînî ilimlerde, ahlâkta, edebiyatta, tasavvufta kalb dendiği zaman, daha ziyade bu ikinci manâdaki kalb kastedilir. Aynı zamanda iman, marifetullah, muhabbetullah ve zevk-i rûhânîde bu manâdaki kalbin "ille-i gâiyesi" ve varlığının hakikî hedefleridir.