Yazdır

Gulyabani ve İnsan

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori Fasıldan Fasıla-4

Oy:  / 8
En KötüEn İyi 

İman ve Kur'ân'a tam hizmetin -özellikle de günümüzde- çok büyük itibar gören makam-mansıp, şöhret, para vb. dünyevî şeylere bütün bütün kapalı kalmakla olabileceği kanaatindeyim. Dünyevî hatta uhrevî beklentiler içinde bulunan insanların tam anlamıyla kendilerini bu işe veremeyecekleri muhakkaktır; İsim be isim bunun pek çok örneğini vermek de mümkündür.

Evet, Arapların gulyabani, Bediüzzaman Hazretlerinin de Sûreti me'nus, sîreti menhûs' dediği türden birçok şey, bugün iman ve Kur'ân hizmetine kendilerini adamış ve adayacak olan insanların önünü kesmiş durumdadır. Bunun böylece bilinmesi, bizleri onlara karşı hazırlıklı hâle getirecektir. Gulyabani, çölde ceylân, geyik vb. suretlerde zuhur edip, insanı peşinden koşturan, sonra da birden canavarlaşıp onu öldüren hayalî bir varlıktır veya canavardır. Bu açıdan makam-mansıp, şöhret, şehvet, para vb. şeylere gulyabani benzetmesini oldukça yerinde ve doğru buluyorum.

Zira, tertemiz duygu ve düşüncelerle hizmet etmeye başlamış, yaşatma zevkiyle yaşamaktan vazgeçmiş, başkalarının acılarını, ızdıraplarını vicdanında duymuş birinin veya birilerinin, birdenbire dünyanın cazibedâr güzelliklerine koşması, fânî ve zâil şeylerin peşine düşmesi, kadına, paraya dilbeste olması, makam-mansıp sevdasına kapılması, rahat ve rehavetinden başka hiçbir şey düşünmeyen biri durumuna düşmesi.. işte bütün bunlar başka türlü nasıl izah edilebilir ki? Evet onu Allah'ın rızasına giden bu yoldan alıkoyan şeylere, gulyabani demek doğru olsa gerek.

Ancak bütün bunlar aşılmaz şeyler de değildir. Dünya, bir imtihan mekânıdır.. ve herkesin imtihanı da değişik şekilde cereyan etmektedir. Bunun şuurunda olarak, bizim beslenme diyebileceğimiz şeylerle bunların hepsi aşılabilir. Nedir beslenme? Beslenme insanın fıtratında potansiyel olarak varedilen güçleri harekete geçirmektir. Allah insanı 'a'lâ-yı illiyyîn' ile 'esfel-i sâfilîn' arasında gidip-gelebilecek bir fıtratta yaratmıştır. Bu noktada insana düşen şey, kendini 'a'lâ-yı illiyyin'e çıkartacak unsurları inkişaf ettirmekden ibarettir. Allah kullarına karşı zalim değildir. O'nun rahmeti gazabının önündedir. İnsan bu ve benzeri hasımlarını yenebilecek güçte yaratılmıştır. Yeter ki o potansiyel gücünü kullanarak bu yolda bulunabilsin.

Bir aksiyon dini olan İslâm'ın mümessilleri sayılan bizlerin, her zaman canlılığımızı korumamız, sararıp solmamamız için böyle bir aksiyona ihtiyacımız var. Bu aynı zamanda her köşe başında bekleyen birer gulyabani gibi bizi cehenneme çekip götürecek kötü duygulardan da bizleri kurtaracaktır. Haddi zatında aksiyonun olmadığı yerde kokuşma ve yok olma kaçınılmazdır.