Yazdır

Beklentilere girmeme

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori Fasıldan Fasıla-4

Oy:  / 2
En KötüEn İyi 

Fethullah Gülen: Beklentilere girmeme

Soru: Yapılan işler karşısında maddî-mânevî bir beklentiye girmemenin ölçüsü nedir?

Mü'min, her yaptığı şeyi Allah emrettiği için yapar. Ne kendi, ne ailesi, ne de beraber olduğu insanların çıkarlarını kat'iyen düşünmez. Bir mü'minin, bu tür beklentilere girmeden hareket etmesi, hâlisâne' tabiriyle ifade edilir ki, bu hak erinin, hiçbir zaman para-pul, makam-mansıp, şan-şeref.. davası gütmeden, İslâm'a hizmette tıpkı bir nefer gibi hareket etmesi demektir. İnsanın, bir kısım maddî şeylerle birlikte, bir de mânevî füyuzat hislerinden feragat etmesi söz konusudur ki, bunun için de isterseniz 'en hâlisâne' tabirini kullanabiliriz. Evet, eğer Üstad'ın 'Gözümde ne Cennet sevdası, ne Cehennem korkusu var. Milletimin imanını selâmette görürsem Cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım..' hasbiliği içinde, gerçek bir hillet sergilemeyi düşünüyorsak ve Allah'a dostluğa talipsek, hâdiseleri Hz. İbrahim gibi göğüsleme ve her şeyi O'nun rıza ve rıdvanı etrafında örgülemeye tâlibiz demektir.. ve işte, maddî-mânevî bir beklentiye girmeden Allah yolunda hizmet etmek de budur.

İnsana bu seviyeyi kazandırabilecek hususlar üzerinde kısaca durmak istiyorum:

İnsan, âfâkî ve enfüsî tefekkürle sürekli kendi iç âleminde bir yenilik yaşamalı ve Cenâb-ı Hakk'ın kendisine şah damarından daha yakın olduğunun idrakine varıp, O'nu her an yanında hâzır ve nâzır hissetmelidir ki bu hâl, onun sürekli 'Ballar balını buldum varlığım yağma olsun.' zirvelerinde dolaşması demektir. Evet, Allah'ı ve O'na ait vâridatı duymayan bir insanın, bırakın 'en hâlisâne' olmasını, hâlis bir kul olması bile çok zordur. Böyle bir insan zamanla arzularının esiri hâline gelir ve cismaniyetine takılıp kalarak onun kulu-kölesi olur.

Rabıta-yı mevt, ihlâsı kazandıracak hususların önemlilerindendir. Ölüm ötesi mülâhazaların bir kitap gibi okunması, onun bütün enginliğiyle kalbde hissedilmesi.. zamanla insanı, hayatla ölüm arasındaki farkın, bir odadan diğerine geçmek gibi bir şey olduğu inancına ulaştırır. İşte, 'ba'sü ba'de'l-mevt'e böyle inanan bir insanın, artık birtakım dünyevî hatta uhrevî beklentilere girmesi düşünülemez.

Hakikî anlamda ihlâsı kazanmanın bir diğer yolu da, kalbî hayatı Allah'a açık olan insanlarla oturup kalkmak ve her şeye rağmen, bu insanlardan ayrılmamaktır. Fert olarak bir insan, şahsî kemâlâtın hangi mertebesine çıkarsa çıksın, Cenâb-ı Hakk'ın, aynı düşünce etrafında kenetlenmiş olan insanlara bahşettiği lütuflarını elde etmesi mümkün değildir. Abdülkadir Geylanî Hazretleri bile zannediyorum, toplum üzerine sağanak sağanak inen vâridatla, kutbiyet ve gavsiyet arasındaki seçimini, 'Kutbiyeti de, gavsiyeti de istemiyorum madem şu topluma gelen şeyler nuraniyet sırrıyla, herkese veriliyor. O hâlde ben de ondan nasibimi almak isterim.' şeklinde yapar ve insanlar içinde bir fert olmayı tercih ederdi.

Yine birlik rûhuyla hareket, ferdin yanlış yol ve saplantılardan uzak kalmasını sağlar. Efendimiz: 'Ümmetim dalâlette içtima etmez.' buyurmuşlardır. Bunun mefhum-u muhalifi, bir yerde içtima yok ve ferdî hareketler söz konusuysa, dalâlete düşmeme konusunda, bir garanti yok demektir. Diğer bir hadislerinde de O (s.a.s), sürüden ayrılanı kurtların yiyeceğini haber vermişlerdir ki, üzerinde durulması gereken bir mevzudur. Ayrıca anlatıldığı şekliyle davranma bu tür risklere karşı olduğu kadar, şeytanlar ve nefsin yıkıcı şahaplarına karşı da koruyucu bir atmosfer mahiyetindedir.

İhlâsı elde etmenin bir başka yolu, selef-i salihinin hayat-ı seniyyelerinin örnek alınmasıdır. Onlar gerçek imanı, gerçek İslâm şuurunu, gerçek vefayı.. temsil etmiş insanlardır. Dolayısıyla onları dinde örnek ve önder kabul edenler, değişik falso ve fiyaskolar içine düşmeye karşı, sağlam imamlara iktida etmiş sayılırlar. Nitekim, benim acizane kanaatim bu olduğu için, yıllarca insanlara hep Sahabe, Tâbiîn, Tebe-i Tâbiîn ve bu davanın asrımızdaki ilkleri olan Üstad'ın talebelerini nazara vermiş ve onların örnek hayatlarını anlatmışımdır.

Hâsılı, bütün bunlar maddî-mânevî bir beklentiye girmeden İslâm düşüncesinde sebat ve devamlılığı sağlayacak önemli esaslardır.