Yazdır

İnsanların Amerika'ya Geçmesi Nasıl Olmuştur?

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori Asrın Getirdiği Tereddütler

Oy:  / 21
En KötüEn İyi 

Aktüel bir mevzu; biraz da diyalektik kokuyor. Soru basit; fakat maksat ve gaye basit değil. Yani bize şöyle demek istiyorlar: Siz diyorsunuz ki, bütün insanlar Âdem ile Havva'dan meydana geldi. Pekâlâ, bir anne ve babadan yaratılan bu insanlar, Yeni Dünya'ya nasıl geçtiler? Eğer sizin dediğiniz gibiyse geçmelerine imkân yoktur. Demek oluyor ki, her bölgenin insanı orada ve kendi kendine meydana gelmiştir. Yani bir evolüsyon söz konusudur.

İşte basit gibi görünen sorunun altında bu ve bu mânâya gelen bir inkârcılık fikri yatmaktadır.

Evet, biz, insanlar Hz. Âdem ve Havva'dan meydana gelmiştir, diyoruz. Hem bunu biz değil, doğrudan doğruya Cenâb-ı Hak söylüyor.[1] Ve biz de bunun böyle olduğunu bütün kalbimizle kabul ediyoruz.

İlim dünyası yıllardan beri çeşitli nazariye ve görüşleriyle Kur'ân'ın hilkatle alâkalı anlattıklarını cerhetmeye çalışıyor. Fakat yerinde de gayet geniş bir tafsilatla ele aldığımız gibi,[2] bugün onların dedikleri bütünüyle bir bir çürütüldü ve Kur'ân'ın anlattıklarının doğruluğu bir daha hem de ilim diliyle tasdik edilmiş oldu. Mevzuun o kısmını, önce söylediklerimize havale edip şimdilik üzerinde durmayacağız. Sadece, şu kadar söyleyelim ki, bütün insanlar Hz. Âdem ve Havva'dan meydana gelip çoğalmışlardır. Aksini iddia eden Darvinizm, her sene yüzlerce yara alıyor. Zaten o, sadece bir nazariyedir. Ve böyle çürük ve temelsiz bir nazariyeye karşı, inananların tahşidatı ilk bakışta fazla gibi görünebilir. Fakat bu nazariyenin ardında yatan sinsi ve bir o kadar da korkunç küfür ve inkârcılık böyle bir tahşidata âdeta bizi mecbur kılmaktadır.

Manzara şudur: Darvinizm, başlangıç itibarıyla bir kadavradır. Hiçbir zaman hayat bulamamıştır. İşte bu kadavraya şimdiye kadar yüzlerce, binlerce inanmış ilim adamı, nişan almış ve onu kurşun yağmuruna tutmuştur. Elli bin defa cerhedilmiş, o kadar mahkûm edilmiş, idam ipi çekilmiş bu kadavraya, bizim bu denli hücumumuz, bazı banal görüşlü ve alabildiğine saf, ahmak, hatta küfrün mistiği insanların bu nazariyeyi yaşatmak gayretine düşüp, gençliği iğfale çalışmaları sebebiyledir.

Şimdi esas meselemize dönelim: Dünyamız bugüne kadar birçok defa değişikliğe maruz kalmıştır. Meselâ, jeologlar, bundan on bin sene evvel Akdeniz'in tamamen kara parçası ve bugün kara olan yerlerinde o devirlerde deniz olduğunu söylemektedir. Eğer dedikleri doğruysa, demek ki Akdeniz'in yerinde, o gün için bir kısım medeniyet ve devletler vardı. Durum böyle olunca, Amerika ve Avustralya için de aynı şeyleri söylemek mümkündür. Yani oralar da belki çok önceye dayanan bir tarihte, dünyanın diğer karalarıyla bitişik durumdaydılar ve aradaki deniz ve okyanuslar birer kara parçasıydı. Meseleyi bu şekilde kabul ettikten sonra, insanların, Yeni Dünya'ya da bir başka kıtaya da geçmeleri her zaman mümkündür.

Hem insanlık tarihi, zannedildiğinden de çok eski bir zamana dayanmaktadır. Meselâ, geçenlerde 270 milyon sene evvel yaşamış bir insan iskeletinden bahseden yazılar neşredildi. Bulunan en eski maymun iskeleti ise, 120 milyon sene evveline dayandırılıyor. Demek ki arada yarıdan fazla bir zaman önceliği var. Denizin dibindeki Alg'ler, 500 milyon sene önce ne ise şimdi de aynı durumdadır. 500 milyon sene evvelki arı peteği nasılsa, şimdikiler de öyledir diyen ilim adamları, verdikleri bu rakamlarla varlığın meydana geliş ve yaratılış tarihinin, şimdiye kadar tahmin edilenin çok daha ötesine dayandığını ifade etmekteler. Öyleyse tarihin uzanabildiği ve tarihçinin "Biliyoruz" dediği zaman diliminden önceki devirlere ait hüküm vermek kat'iyen doğru değildir. En azından bizim dediklerimiz de ihtimal dahilinde kabul edilmeli ve öyle bir değerlendirmeye gidilmelidir. Zira aksini söyleyenlerin, bizim görüşlerimizi çürütecek herhangi bir mesnetleri yoktur.

Ezcümle; Fransızlar Mayalarla karşılaştıklarında, onlardan şunu dinlemişlerdi: "Bizim tarihimizde yazılı olduğuna göre, bir zamanlar, bizim topraklarımız, diğer kara parçalarıyla bitişikti. Bir sel ve tufan sonucu biz bu zirvelerde kaldık ve insanların çoğu, deniz hâline gelen karalarla birlikte batıp gitti."

Hintlilerin tarihinde de aynı hususa temas edilir: "Büyük bir tufan oldu. Bizim bitişik olduğumuz birçok kara bizden ayrıldı ve araya okyanuslar girdi."

İhtimal ki bahsettikleri kara parçası Avustralya'dır. Demek ki bu ihtimaller içinde Amerika'ya veya Avustralya'ya gitmek hiç de öyle iddia edildiği gibi zor olmasa gerek...

Son olarak şunu da söyleyebiliriz. Eğer dünya karalarını bugünkü durumuyla kabul edecek olursak bu yine zor olmayacaktır. Çünkü, Bering Boğazı bazen buzlarla kaplandığında, bugün dahi Rusya'dan Amerika'ya geçmek mümkündür. Hem, böyle bir mesafe en iptidaî sallarla bile geçilebilir. Nitekim, modern gemilerin olmadığı bir devrede, Kristof Kolomb'dan evvel Müslüman seyyahların, hem atlarını da beraberlerinde yükledikleri gemilerle Amerika'ya geçip orayı keşfettikleri, bugünün araştırmacılarının büyük bir çoğunlukla kabul ettikleri açık bir gerçektir. Demek oluyor ki Amerika'ya gidip bugünkü nesle menşe olan insanların oraya geçmesi için harikulâde bir hâdiseye gerek yoktur. Olan olduğuyla gayet makuldür...

Darvinizm'in çürütülmesine gelince, hem tereddütlere cevap teşkil eden sorular arasında onunla alâkalı çok şey söylendi, hem de bu mevzuda bilhassa son zamanlarda bir hayli kitap ve ilmî araştırma neşredildi...

Meraklıların o kitapları okumalarını tavsiye ederim.

Cerh etmek: Çürütmek, yaralamak.

[1] Bkz.: Nisâ sûresi, 4/1; A'râf sûresi, 7/189.
[2] Geniş bilgi için bkz.: Gülen, M. Fethullah, Yaratılış Gerçeği ve Evrim, Nil Yayınları.