Yazdır

Melek ve Cinlerin Hareketleri, Zaman ve Mekân Kaydına Bağlı Değildir

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori İnancın Gölgesinde

Oy:  / 1
En KötüEn İyi 

İçinde yaşadığımız şu pek çok yönleriyle izafî âlemde kudret, kuvvet, konuşma tarzları, ağırlıklar, zaman ve hız gibi şeyler de izafîdir. Meselâ, cisimleri aynı büyüklükte olan bir yumurta ile, yumurta kadar bir odun arasında ve yine aynı büyüklükteki taş, demir ve civa arasında ağırlık yönünden mühim farklılıklar vardır. Bunun gibi, cisimlerin kendilerine has düşme ve hareket hızları mevcuttur. Meselâ ses, belli bir hıza sahiptir. Işık ise, "Ben maddenin hız sınırıyım." der. Madde, çekim gücü ile düşerken hızı devamlı artar; yani, ilk saniyede 5 metre düşüyorsa, ikinci saniyede, düştüğü miktar ile o saniyenin karesinin çarpımına eşit bir mesafeye ulaşır. Böylece, ikinci saniyedeki ulaştığı mesafe, 4x5 olur; üçüncü saniyede 9x5, dördüncüde 16x5, beşincide ise 25x5=125 m.ye varır. Ve hız yükselip de belli bir doruğa ulaştığında zaman yavaşlamaya başlar; neticede, ışık hızına ulaşan madde, maddiyetini kaybedip, madde ötesi bir mahiyet kazanır.

Durum, maddede dahi böyle olduğuna göre, süratleri maddenin süratinin çok fevkinde, hatta ışık hızının da ötesinde olan ruh, melek ve cinleri görmememiz gayet normaldir. Einstein ve Lorenz, maddenin hız sınırını ciddî bir fizik kanunu şeklinde saniyede 300 bin km olarak tespit etmişlerdir. Materyalistler, buradan hareketle, "Evren sınırlı, dolayısıyla evrenin ötesinde yine madde var." şeklinde bir neticeye varmak istemişlerse de, çalışmalar, maddeye has bu sınırın geçilebileceğini göstermiştir. Bilim adamları, kütle kavramının dışında ışınların var olabileceğini matematik formüllerle ispatladılar ve bunlara 'Tachyon ve Syrnkoff ışınları' dediler. Sürat sınırı aşıldıktan sonra ortada madde vasfı kalmaz; hız azalınca yine maddîleşme, kütle ve görünürlülük ortaya çıkar.

Madde için yapılan bu tespitlerin verâsında melek, ruh ve cin'in sürat ve mesafe kat'etmesi mevzuu daha iyi anlaşılmış olacaktır. Demek ki, izafiyetler âleminde bir yerde zaman ve mekân kaydı artık söz konusu olmamaktadır.