Yazdır

Birkaç inci

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori Gurbet Ufukları

Oy:  / 18
En KötüEn İyi 

Bazen, sırf mütevazı görünme niyetiyle yapılan tevazu, kibirden daha tehlikeli ve daha öldürücü olabilir.

* * *

Sosyal ve başarılı olmayı takdir ederim. Fakat mahcup ve edepli olmak daha çok hoşuma gider.

* * *

“Ateş düştüğü yeri yakar” sözünden iğreniyorum. Eğer mü’minsem, niçin her yere düşen ateş beni de yakmıyor! Mustarip insan ne kadar da az!... Dünya yansa dertsizin bir tutam otu yanmıyor.

* * *

Her bir günah, kendinden önceki bir günahın çocuğu, kendinden sonraki birisinin de annesidir.

* * *

Öyle bir “Sultan”a kul olacaksın ki, Fatih Sultan Mehmet ile bir farkın kalmayacak, Yavuz Sultan Selim ile aynı çeşmeden testini dolduracaksın.

* * *

Edebin asıl menşei sünnet-i seniyyeye ittiba etmektir; vicdan değildir, kalb değildir.

* * *

Ağlamak da, tebessüm de kalbin çehreye yansıyan rengi olmalıdır.

* * *

Dine hizmet etmiş insanlara saygı, dine saygının gereğidir.

* * *

O koca koca deryalar da, engin çağlayanlar da göklerden gelen mini mini damlalardan oluşur. Daha rüyanın başında deryayı görmek isteyenler, ömür boyu hep rüya görür dururlar.

* * *

Kollektif şuura bağlanarak da olsa, bir heyetin her şeyi yapacağına inanma Allah’a (celle celâluhû) karşı saygısızlıktır ve küllî bir enâniyetdir. Bu şekildeki “ene” (benlik), “nahnu” (biz duygusu) içinde beslenir ve büyür. Diğer insanlara ve topluluklara tepeden bakma olur. “Bir cemaate giren kurtulur” inancı ise çok tehlikelidir. Cemaate güven değil, Allah’ın rahmetine recâ beslemek esastır. Kinleri, nefretleri ve hasetleri olan bir cemaati Allah (celle celâluhû) muvaffak kılsa, onların dünyaya bırakacağı miras kin, nefret ve hasettir. Allah dünyayı böyle Müslümanlarla niye kirletsin ki!

* * *

Hırs hiçbir durumda tecviz edilemez. Ancak, Allah’ın rızasını kazanmada, hayır ve hasenât yolunda, onun adını dünyanın dört bir tarafına ulaştırma gayreti hususunda hırs caiz, hatta matlubtur.

* * *

Namazda iki şahıs arasında boşluk kalmamalı. Bu konu büyük bir hassasiyetle ele alınmış ve sahabe efendilerimiz onu titizlikle uygulamış. Omuzlarını, topuklarını birbirlerine yapıştırmışlar. Topuklar birleştirilirken insanın kendi ayakları arasında bir boşluk oluşsa da bu önemli değildir. İster namazda, ister namaz dışında kişinin kendi boşluğundan daha önemli olan şey, kardeşleri ile arasındaki boşluktur. Çünkü o “fürücât min şeytan”dır.

* * *

Merhum Bekir Berk’den bir hatıra: Hür Adam gazetesinde bir yazı çıkıyor. Bu yazıda herkesin yeis içinde olduğu, hatta Üstad’ın bile ümitsizliğe kapıldığı anlatılıyor. Bekir Berk hemen bir yazı yazıyor ve gazeteye gönderiyor. Yayınlanan yazıda Üstad’ın hiçbir zaman ye’se düşmediğini ifade ediyor. O gece bir rüya görüyor. Rüyada, kendisi bir yolun kenarında bekliyor. Uzaktan bir fayton geliyor ve yanında duruyor. Faytondan Üstad uzanıyor, onun omuzlarını kavrıyor ve alnından öpüyor. Tam bu sırada telefon çalıyor ve uyanıyor. Rüyası kesildiği için kızgın kızgın telefonu kaldırıyor. Telefonun öbür ucunda Sungur Abi diyor ki; “Bekir Bey, Üstadımız yanımda. Seni alnından öpüyor!”

* * *

Ramazanın son on gününde itikaf yapmalı, elden geldiğince geceleri yatmamalı ve teravihleri uzun uzun kılmalı. Üstadımız da Ramazan-ı şerifin son on gecesinde talebelerini uyarır, o mübarek zaman dilimini en iyi şekilde değerlendirmelerini istermiş.