Yazdır

Bakara Sûre-i Celîlesi (15-16. âyetler)

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori Bir İ'câz Hecelemesi

Oy:  / 7
En KötüEn İyi 

Bakara Sûre-i Celîlesi (15-16. âyetler)

اَللهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ ۝ أُولٰۤئِكَ الَّذِينَ اشْتَرَوُا الضَّلَالَةَ بِالْهُدٰى فَمَا رَبِحَتْ تِجَارَتُهُمْ وَمَا كَانُوا مُهْتَدِينَ
“Allah da onların alaylarına mukabele eder, ama onlara mühlet verir de azgınlıkları içinde bir müddet daha bocalar dururlar. İşte onlar hidayet yerine böyle dalâleti tercih ettiler. Bu hiç de kârlı bir ticaret olmadı. Doğru yolu da bulamadılar.”

Bu iki âyette münafıkların amellerinin neticesi, sa’ylerinin semeresi ve yaptıkları kötü işlerin sonucunda maruz kaldıkları/kalacakları hüsran anlatılmaktadır. Bundan önceki âyet-i kerimelerde nifak alâmeti olarak münafıkların, mü’minlerle karşılaştıklarında, içlerinde olan şeyin zıddını izhar etmek suretiyle, iman ettiklerini söyleyip, Müslümanları aldatmaya çalıştıkları, diğer yandan da nokta-i istinat ihtiyaçlarına binaen şeytanlarının, reislerinin yanlarına döndüklerinde onlarla beraber olduklarını, hem de te’kidle ifade ettikleri ve Müslümanlarla olan münasebetlerinin sadece onlara karşı bir istihzadan ibaret olduğunu anlattıkları zikredilmişti. Bu âyet-i kerimelerde ise, Müslümanlarla istihza ettiklerini ifade eden münafıklara, Allah’ın (celle celâluhu) fiilen mukabele etmesi, kavlen söyledikleri sözleri reddetmesi ve bu işin cezasının da O’nun (celle celâluhu) tarafından verileceği vurgulanmaktadır.

Daha önce يُخَادِعُونَ اللهَ وَالَّذِينَ اٰمَنُوا وَمَا يَخْدَعُونَ إِلَّا أَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ “Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya yeltenirler; ancak sadece kendilerini kandırırlar da farkına bile varmazlar.” (Bakara sûresi, 2/9) âyetinin ifadesiyle, münafıkların, Allah’a ve mü’minlere karşı muhâdaada bulundukları, şeytanî bir sistem sayılan “takıyye” ile onları aldatmaya çalıştıkları ve aldananın da yine kendilerinin olduğu anlatılmıştı. Bu âyet-i kerimelerde ise onların istihzalarının istihza ile mukabele görmesi anlatılmaktadır. Bu meyanda istihza kelimesi bundan önce ism-i fâil olarak, isim cümlesinin içinde zikredilmesine karşılık burada fiil cümlesi şeklinde zikredilmektedir.