Yazdır

Devlet mi Değişti Fethullah Hoca mı?

Yazar: Cumhuriyet Tarih: . Kategori Cumhuriyet'te Oral Çalışlar'la

Oy:  / 11
En KötüEn İyi 

Daha önce devlet tarafından sürekli izlenen ve kovuşturmaya uğrayan, hapishanelere atılan bir kimse iken, birden farklı bir konuma geldiniz. Siz mi değiştiniz yoksa devlet mi değişti?

Aslında bana karşı gösterilen bu ilginin itibar manâsında bir ilgi olup olmadığını Allah bilir. Zaten ben kendimi, hiçbir zaman itibarın hiçbir şekline lâyık görmedim. Samimî olarak milletime hizmet etmekten başka bir düşüncem olmadı. Gösterilen ilgi, ilgi gösterenler açısından bir yanılgı, bir içtihad hatası da olabilir. Ancak ilgiyi tanınma manâsında kullanıyorsak, böyle bir ilgi hiç istemediğim halde kürsülere çıktığım ilk günden bu yana peşimi bırakmadı. Bunda vaiz olmamın ve hele ilk dönemlerde yarı resmi gezici vaiz olmamın rolü büyüktür. Eğer halkın ilgi, alâka ve teveccühüne bir kıymet izafe edilecekse, bu zaten vardı. Fakat sizin de belirttiğiniz gibi, bu ilgi ve alâka, şu günlerde biraz daha genişledi denebilir. Belki de, daha önceleri medya ile bu kadar yakın temasımız olmuyor ve bu yüzden de düşünce ve fikirlerimizi onlara birinci elden aktaramıyorduk. Bu da, onların bizi yanlış değerlendirmelerine sebebiyet veriyordu.

Meselenin bana ait yönüne gelince, ben dün ne dediysem, bugün de aynı şeyleri söylüyorum. Bu açıdan dünkü yanlışları, her iki tarafa da paylaştırmak daha isabetli olur kanaatindeyim. Biz, kendimizi anlatamadığımız için yanlış yapmışken, muhataplarımız da bizi anlama ihtiyacı duymadan hakkımızda peşin hüküm vermekle yanlış yaptılar. Şimdi ise, kısmen de olsa bu yanlışlıklar ortadan kaldırılmak isteniyor.

Tekkeler, Zaviyeler ve İslâm'a Karşı Resmî Tavırda Değişme

Cumhuriyet'in kuruluşuyla birlikte tekke ve zaviyeler kapatıldı. İslâmî kesimin görüşlerine göre İslâmcılar üzerinde ağır baskılar uygulandı. Şimdi ise, devletin bir tavır değişikliği söz konusu. Örneğin size karşı gösterilen ilgi. Eskiden bu kadar rahat hareket edemiyordunuz?

Bu tür bir değişiklik, sadece Türkiye sınırlarıyla çerçeveli değildir. Kanaatimce bütün dünyada bu yönlü bir değişim söz konusudur. Ve Türkiye de bu umûmî değişimden kendi payına düşeni almaktadır. Yani umûmî manâda Hıristiyanlar kiliseye, Yahudiler havraya, Budistler kendi tapınaklarına giderken, Müslümanlar da camiye ve bir bakıma camileri besleyen tekke ve zaviye (benzeri yerlere) dönüyorlar. Ancak burada şu husus da gözden uzak tutulmamalıdır: Tarikat, İslâm'ın rûhî hayatının değişik ekoller halinde zuhurudur. Tasavvufî hayatın, Kitap ve Sünnet'le irtibatlı olarak hayata geçirilmesidir. Tarikat, zühd yoludur, takva yoludur, ihlas ve samimiyet yoludur. Bu açıdan, tekke ve zaviyelerin kapatılması, şeklen tarikatlara sekte vurmuş görünse bile, esas itibariyle o misyon günümüze kadar devam etmiş ve ebedlere kadar da devam edecektir. Tekke ve zaviyelerin kapatılmalarına gerekçe gösterilen arızalardan bazıları, hakikaten doğru da olabilir. Ama bu arızaların bütüne birden teşmil edilmesi doğru değildir.

Siz bu sözlerinizle, tekke ve zaviyelerdeki kısmî arızaları kabul etmekle, devletin yaptıklarını ve gerekçelerini de haklı buluyor sayılabilir misiniz?

Bu ifademi yine tekrar ediyorum. Devletin tarikatlarla ilgili müdahaleleri, şekle müdahalelerdir. Zaten bu manâda öze ve asla müdahale söz konusu olamaz. Evet, bir dönemde tarikatlar çeşitli baskılara maruz kalmışlardır. Ne var ki, Mevlânaların, Yunus Emrelerin, Hacı Bektaş-ı Velîlerin, Şahı Nakşibendlerin ve daha nicelerinin izini silmek mümkün olmamıştır. Bu gerçeği kabulle beraber, tekke ve zaviyelerin işleyiş keyfiyetinde bazı arızalar da bulunmuş olabilir.