Yazdır

Devlet Yanlısı Üslûp

Yazar: Cumhuriyet Tarih: . Kategori Cumhuriyet'te Oral Çalışlar'la

Oy:  / 7
En KötüEn İyi 

Devlet yanlısı bir üslup kullanıyorsunuz. İslâmî kesim, Cumhuriyet döneminde yapılan değişiklileri sert bir dille eleştiriyor, siz ise neredeyse onaylıyorsunuz?

Her hususta dengeli olmak zorundayız. Aşırılıklardan kaçınma bir erdem vesilesidir. Ben, burada devletin veya bir başkasının haksız uygulamalarını tasvip ettiğimi söylemiyorum. Ve zaten benden böyle bir tasvibin zerresi dahi sadır olmaz. Ancak en anti-demokratik devletleri dahi devletsizliğe tercih ettiğimi söyleyebilirim. Bu açıdan da, devlet manâsının yıpratılmasına, gözden düşürülmesine karşıyım.

Eğitim ve Medya Müesseseleriyle Münasebeti

Yoksul bir insan olduğunuzu söylüyorsunuz. Öte yandan Türkiye'nin dört bir yanında dershaneleriniz, okullarınız, üniversiteleriniz, günlük bir gazeteniz, bir televizyonunuz olduğunu biliyoruz.

Onların hiçbiriyle benim organik ve maddî bir bağlantım yoktur. Dünyalık olarak, giydiğim elbisemden ve çamaşırlarımdan başka mal varlığına sahip değilim. Gençliğimden beri aldığım kitapları da vakfettim.

Evet. Devletin bile yapamadığını siz nasıl yapıyorsunuz? Ve ne amaçla yapıyorsunuz? Üstelik örneğin Tiflis'te okula gidenler Müslüman ve Türk de değil. Nedir amacınız? Çünkü sizin açıklamanıza göre Kafkasya ve Orta Asya'da 150 civarında okulunuz varmış; bunu siz söylediniz?

Okullar benim değil. Ben fakirin, sırtındaki çulundan başka dünyada hiç bir şeyi yok. Beni sevenler yapıyorlar. Bana da soruyorlar. Bu bölgelerdeki okulların açılmasında o zamanki Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin'in sağ olsun çok yardımını gördük. Tek amacımız eğitim. Her şeyin başı eğitim. Başımıza ne geliyorsa cahillikten geliyor.

Düşünce Özgürlüğü

Siz de inançları nedeniyle başına türlü dertler gelmiş bir insansınız. Türkiye'de düşünceyi ifade etme özgürlüğü, bir türlü sağlanamadı. Terörle Mücadele Yasası'nın 8. maddesi de kaldırılmadı. Bu konularda ne düşünüyorsunuz?

Fikri baskıyla, kaba kuvvetle bastırma gayretlerinin hiçbir zaman isabetli bir yol olmadığı kanaatindeyim. Tarih şahittir ki, hiçbir fikir baskı yoluyla ortadan kaldırılamamıştır. Nice büyük imparatorluklar, devletler yıkılıp gitmiş, fakat özü sağlam fikir ve düşünceler hayatiyetini devam ettirmiştir.

Türkiye ve Gümrük Birliği

Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne girmesine ne diyorsunuz?

Bu mevzudaki görüşlerimi değişik platformlarda şartlı olarak arzettim. Meselenin ekonomik yanı, o sahanın uzmanları ile uzun uzun görüşülüp tartışılmalıdır. Eğer Gümrük Birliği bizim elimizi kolumuzu bağlayacak, Avrupa dışında ve başka yerlerde ticaretimizi engelleyecekse, ithalât ve ihracatımız bazı yerlere takılıp kalacaksa, bunlar mutlaka ekonomistlerce gözden geçirilmeli, varılacak kararda mutlaka dikkate alınmalıdır. Ama Gümrük Birliği'ne karşı gelmeyi, Türklerin asimilasyonu gerekçesine bağlamak, kanaatimce doğru değildir ve zaten bundan böyle hangi şartlarda Gümrük Birliği'ne girilirse girilsin, bizim adımıza bir asimilasyon söz konusu olamaz.

Fethullah Gülen ve Kürtlük

Anılarınızda, 'İlk zamanlar Said Nursi'nin Kürt olduğunu öğrenince ondan uzak durdum'' diyorsunuz. Siz de Ahlatlısınız ve bu yönüyle de Kürt kökenlisiniz. Zaten anılarınızda, dedenize 'Kürt' lakabı takıldığından söz ediyorsunuz.

İsterseniz, bu sorunuzun cevabına sonundan başlayalım. Öncelikle dedeme Kürt veya Kurt denilmesi tamamen o yöreye ait bir yakıştırmadır. Kesinlikle ırk tespiti adına söylenmiş bir söz değildir. Zaten Ahlat merkezi, özbeöz Türktür. Bununla beraber eğer Kürt olsaydım, bunu da çok rahatlıkla söylerdim. Zira herhangi bir ırka mensubiyetin tek başına zatî bir değer taşıdığı kanaatinde değilim. Ayrıca bu tür ayrım ifade eden kelimeleri milletim adına çok tehlikeli buluyorum. Said Nursî ile ilgili mülâhazama gelince, bu da tamamen subjektif bir meseledir. Her Erzurumlu gibi, bende de (bir dönem) milliyetçiliğin tesiri olmuş olabilir.