Yazdır

Kabe'de Sinekler Beni Sokmadı

Yazar: Cumhuriyet Tarih: . Kategori Cumhuriyet'te Oral Çalışlar'la

Oy:  / 8
En KötüEn İyi 

Anılarınıza dönelim. 'Küçük Dünyam' başlıklı anılarınızın bir yerinde (s.137) Kâbe'de herkesi soktuğu halde sizi sivrisineklerin sokmadığından söz ediyorsunuz. Nedir sizce bunun nedeni? Bir kerametiniz mi var, neden bunu anlatıyorsunuz?

Bahsettiğiniz hususlar, ya ifade eksikliğinden veya karşı tarafa ait kasıttan dolayı yanlış yorumlara, hattâ hücumlara uğramıştır.

Evvela, ben kendimi müminlerin en hakiri gördüğümü çeşitli vesilelerle hep tekrar ettim durdum. Kendime keramet izafe etmem mümkün değil. Zaten orada şahsıma değil, Kâbe'ye ait bir özelliği (veya buna keramet denecekse bir kerameti) dile getirmeye çalışıyorum. O dönemde insanlar Kâbe'nin etrafını çok kirletiyorlardı. Ve bu sebeple de ortalık sinek kaynıyordu. Buna rağmen sinekler beni ısırmadı. Şimdi burada ben, 'Beni ısırmadı' derken, benden başka herkesi ısırdı demiyorum. Sadece vakayı kendimde müşahede ettiğim için bunu söylüyorum. Zaten bir başkasına da onu sineklerin ısırıp ısırmadığını soracak halim yoktu. Bununla beraber, kendimde gördüğüm bir vakayı umuma teşmil ederek, Kâbe'de hiç kimseyi sinek ısırmaz zannediyorum. 'Oraya giren emin olur' ayetinin iş'arî manâsını ben böyle yorumluyorum. Fakat bu yorumumda hata etmiş olabileceğimi kabul ediyorum. Kabul etmeyeceğim bir şey varsa, o da sineklerin ısırmasının bana ait bir keramet olduğudur. Sonra böyle bir meselenin laboratuvarı burası değil ki ben bunu burada ispat edeyim. Hep beraber Kâbe'ye gider ve orada meseleyi tetkik ederiz. Böyle yapmadan konuşulacak her şey boşuna olur.

Yine aynı anılarınızda Türkiye'den adresiniz olmadığı halde bir mektup geldiğinden söz ediyorsunuz (s.137) Bu da mı keramet vesilesiydi?

Keramet, benden çok mektubu gönderen öğrencimde sanıyorum. Şimdi kendisi Libya'da ticaret yapıyor. Benim İzmir'den öğrencim. Kayınpederi de Mekke'de ticaret yapıyordu. Benim yanımdan geçici olarak oraya gitti. O zamanlar talebemdi, arkadaşlar da tanırlar. O mektubu herhalde biriyle göndermiş ama, mektubun böyle beklenmedik şekilde beni bulmasını çocuğun kerametine verdim. O, önemli bir zatın çocuğu, çok masum. Hakikaten başımın ucunda bir mektup buldum. Ben bunu şimdiye kadar da izah edemedim. Bunları böyle hatıralar halinde anlatırken, spekülasyonlara yol açacağını düşünmemiştim.

Alevîlere Cemevi

Başbakan Tansu Çiller'le görüşmelerinizde Alevîlere cemevi yapmaya talip olduğunuz şeklinde bir haber çıktı. Ne oluyor? Nedir bu cemevleri sorunu?

Alevilerle ilgili durum şu: Eğitim ve kültür faaliyetleriyle uğraşan arkadaşlarımızdan, nazım geçiyorsa, sözüm geçiyorsa gidin şunu yapın diye ricalarda bulunurum. İstanbul'a gelmeden evvel Hasankale'den hemşehrim olan bir mimar var. O geldi bana, Narlıdere'de oturuyor. Ona dedim ki orada Alevilerin bir cemevi teşebbüsü var. Orada milletvekilliği ve senatörlük yapmış, görüşüp konuştuğum bir alevi arkadaşım var. Mimar arkadaşıma oraya bir kültür lokali yapılsa, bir cemevi yapılsa, bir arsa bulursanız dedim. O arkadaşımızın çoluk çocuğu, hanımı da yok. Hayrına yapabilirsen yap dedim. Henüz arsa işini halledememişler, araştırmaya devam dedim.

Bir yönüyle bu (Sünnîler ve Alevîler) Türk toplumunun iki kesimi. Eğer bunlar vuruşturmak isteniyorsa, birbirine düşürülmek isteniyorsa, en azından bir yanı itibarıyla vuruşma düşüncesini kırarsak, ayağımızın altına alırsak, karşı taraf sallayacağı yumruğu boşa sallamış olur, buna meydan vermemiş oluruz. Ben, Alevî vatandaşlarımızdan çok ciddî civanmertlik gördüğümü söyleyebilirim. Çok azını istisna edebiliriz. İcabında caminin yanında cemevi de yapabiliriz. Kimi okumak, kimi düşünmek istiyorsanız söylersiniz. Diyanet işleri reisi aklı başında insandır. Benim talebelik arkadaşım aynı zamanda. Aklı başında bir insandır, çok sıcak bakar bu tür şeylere. Destek olabileceğini ümit ediyorum.

Siz Cem evleri ve Aleviler konusunda bir mesaj aldınız mı? Yoksa tahmininizi mi söylüyorsunuz?

Ben Cem eviyle ve Alevilerle ilgili düşüncelerimi sayın Başbakan'a arzettim. Tabii siyasiler bu tür konulara olumlu ve sıcak bakarlar. Halktan gelecek isteklere olumlu bakarlar. Başbakan da Alevilerin kendi partisi içinde yer almasını ister.

Geçenlerde Alevilerin bir kesiminin İzzettin Doğan başkanlığında kurduğu Cem Vakfının yemeğine sanırım Başbakan bu amaçla iki bakanını göndermişti

Siyasiler bu tür konulara sıcak bakarlarsa problem olma istidadındaki konular problem olmaktan çıkabilir. Böyle ümit ediyoruz. Ümitlerimizi dua olarak Allah'a sunuyoruz. Böyle olsun istiyoruz. İnşallah öyle olur. Kavga olmaz, kaba kuvvet olmaz. Diyalog olur, hoşgörü olur.

Cemalettin Kaplan Okul Arkadaşım

Sizin Cemalettin Hoca ile de okul arkadaşlığınız var. Osman Hoca'nın Kursunda birlikte okumuşsunuz. Cemalettin Hoca'yı tanıdığınızı biliyoruz. Cemalettin Hoca gençliğinde nasıl birisiydi

Rahmetli Cemalettin Hoca bizden biraz yaşlıydı. O dönemde bu türlü düşünceleri yoktu. İlahiyat okurken de bu türlü düşünceleri yoktu. Muvakkaten 1965-1966 dönemlinde de Diyanet İşleri Başkanlığı yaptı, o dönemde de böyle düşünceler yoktu. Adana'da müftü iken hafif bir inhiraf gibi bir şey sürtüşme oldu. Sonra Milli Görüş Teşkilatı'na (yurtdışındaki RP taraftarlarının örgütü) intisap etti. Sonra onu da götüremedi, bozuştu onlarla. Zannediyorum o esnada İran'a gitti.