Yazdır

Nisâ, 4/31

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori Kur'ân'dan İdrake Yansıyanlar

Oy:  / 4
En KötüEn İyi 

إِنْ تَجْتَنِبُوا كَبَآئِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ نُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّئٰاتِكُمْ وَنُدْخِلْكُمْ مُدْخَلاً كَر۪يماً

"Eğer nehyolunduğunuz büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere koyarız." (Nisâ sûresi, 4/31)

Genellikle rivayet tefsirlerinde bu âyet-i kerime anlatılırken şu hadis-i şerife yer verilir:

اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ اللّٰهِ وَمَاهُنَّ؟ قَالَ: الشِّرْكُ بِاللّٰهِ وَالسِّحْرُ وَقَتْلُ النَّفْسِ الَّت۪ي حَرَّمَ اللّٰهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ وَأَكْلُ الرِّبَا وَأَكْلُ مَالِ الْيَت۪يمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ الْغَافِلاَتِ

"Şu helâk edici yedi şeyden kaçının. 'Nedir onlar yâ Resûlallah?' denir de, O da: 'Allah'a şirk koşmak, haksız yere birisini öldürmek, sihir yapmak, faiz yemek, yetim malı yemek, mücadele gününde arkasını dön(üp kaç)mak, tertemiz mü'min kadınlara iftira atmak.' buyurur."[4]

Bu hadis-i şerifteki وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ tabiri üzerinde durmak istiyorum. Bu fıkranın tercümesi, "mücadele gününde arkasını dönme" demektir. Zaten "zahf" kelimesinin kullanılması da bunu gösterir. Buna göre, küfür dünyası ile sıcak savaş alanında olmasa bile, mücadelenin soğuk savaş plânında yani kültür, eğitim, siyaset, sanat vs. gibi alanlarda devam ettiği günümüzde, bir mü'min şahsî kemalât düşüncesi ile dahi olsa bir kenara çekilse, bu hadisin ifade ettiği mânâya göre günah‑ı kebâir işlemiş olur. Hele belli bir hizmet düşüncesine uyanan insanlar, mücadele hangi türden olursa olsun, yarıda bırakıp çeker giderlerse, böyle bir davranışın büyük günah olduğunda şüphe yoktur. Ayrıca böyle bir davranış, Müslüman cephenin kuvve-i mâneviyesini zedeleyip, düşmanları da sevince boğar ki, bu yönüyle de o, başka bir ordubozanlık sayılır.

Sadece bir tanesi üzerinde durduğumuz bu helâk vesilesi günahlar terk edilebildiği takdirde, Allah (celle celâluhu) irade ve kasta iktiran etmeyen veya sayılan günahlar ölçüsünde büyük olmayan hatalara keffaret vaad ediyor ki, bu dünya hayatı itibarıyla bir ilâhî arındırma, berzah ve ukbâ itibarıyla da ferah-feza bir iklimde hayata mazhariyet demektir.

Evet, günahlara baş kaldırmasını bilen kahramanlar, muzaffer kumandanlar gibi onlar için "müdhal-i kerîm" olan kabirlerine girerler; aynı rahatlık içinde berzah yamaçlarında dolaşırlar ve aynı güven ve sevinç içinde Cennetlere yürür ve Cemalullah'ı görürler.. yürür ve görürler; zira hasenât adına mücadele ne ise, seyyiâta düşmeme yolunda verilen mücahede de odur. Amelin bu menfî-müspet yanları birer derinlik ise, her iki cephede gösterilen sebat da ayrı bir enginlik teşkil eder ve insanı o mukadder akıbetine füze hızıyla ulaştırır.

[4] Buhârî, vesâyâ 23; hudud 44; Müslim, iman 145; Ebû Dâvûd, vesâyâ 10; Nesâî, vesâyâ 12.