Yazdır

Bakara, 2/251

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori Kur'ân'dan İdrake Yansıyanlar

Oy:  / 3
En KötüEn İyi 

وَلَوْلاَ دَفْعُ اللّٰهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَفَسَدَتِ الْأَرْضُ وَلَكِنَّ اللّٰهَ ذُو فَضْلٍ عَلٰى الْعَالَم۪ينَ

"Eğer Allah'ın insanlardan bir kısmının kötülüğünü diğerleriyle savması olmasaydı elbette yeryüzü fesada uğrar (ve altüst olurdu). Ne var ki Allah bütün âlemlere (hususiyle de insanlığa) karşı lütuf ve kerem sahibidir." (Bakara sûresi, 2/251)

Allah'ın (celle celâluhu) buradaki tevcihi, pek çok hususa dikkatlerimizi çekmenin yanında tıpkı hayvanlarda olduğu gibi, insanlık âleminde de ekolojik denge misillü belli bir mizan ve ölçü vaz'edildiğini ve her şeyin, herkesin zapturapt altına alındığını belirtiyor. İşte, netice itibarıyla böyle bir dengenin sağlanması için, insanlık hesabına, insanlığa ait bir yola bizleri hidayet ediyor ve bu hususla alâkalı olarak içlerimizde mücadele etme gerilimini yaratıyor. Zira bu neticenin tahakkuku sebepler çerçevesinde ancak insan eliyle ve beşer müdahalesiyle gerçekleşebilecektir. Aksi hâlde, âyette de belirtildiği gibi, yeryüzü yaşanmaz bir hâle gelebilir.

Evet, insanlar belli maksat ve maslahat için, tabiatlarına yerleştirilen bir kısım duygularını, dinin ehlileştirici disiplinlerine tâbi tutarak yararlı hâle getirmezlerse, her zaman mütecaviz ve tahripkâr olabilirler. Böyle muhtemel mütecaviz ve tahripkârlara karşı, imanla, İslâmiyet'le insanî duygularını geliştirmiş, hakperest, nizam âşığı, huzur ve emniyet soluklayan müdafiler bulunmazsa, yeryüzünde sürekli, bir yandan "tegallüpler, esaretler, tahakkümler, mezelletler" yaşanır; diğer yandan da devletler arası muvazene, toplumlar arası emniyet ve güven mütegalliplere ve müfsitlere kalır ki, bu da insanlığın fesada ve kargaşaya yenik düşmesi demektir. Fitneye, fesada yenik düşmüş bir ortamda ise, ne insanca yaşamaktan, ne ilim ve sanattan, ne din ve imandan, ne de o millet ve topluma güven ve itimattan söz edilebilir. Böyle kargaşanın hükümferma olduğu bir zeminde olsa olsa herkes birbirinin kurdu olur ve kuvvetli kendini haklı görür.. gücü ölçüsünde hakk-ı temettu peşinde koşar.. hukuku keyfileştirir.. ve çarpık felsefesinin, bencil duygularının harmanı bir dünya kurmak ister.

İşte, bütün bu olumsuz şeylere fırsat vermemek ve tahdit edilmemiş iradeleri tadil etmek için Allah, insafsız ve imansıza karşı inançlıyı, zalim düşünceye karşı hakperest ruhları, mütecavizlere karşı adil insanları, baskıcı mütegalliplere karşı da insanî sevgiyle dopdolu müdafileri yaratmıştır ki, tabiattaki denge gibi, insanlar arasında da muvazene teessüs edebilsin.. ve dünya kuvvetin, hissin, ihtirasın hâkim olduğu bir batakhaneye dönmesin.

Hatta, aklı, imanı, irfanı olan kimselerin, yeryüzü fesada teslim olmuşsa, onu kurtarmaları, olmamışsa da böyle bir ihtimal söz konusu ise, salahın devamı için, kargaşa yanlılarını ve bozguncuları zapturapt altına almaları bir vecibedir. Bunun için ilim-irfan yuvaları tesis eder, insanları rehabilite edebilecek merkezler açar, gerekirse lobiler oluşturur, birlikler kurar ve çok alternatifli halâs ve ıslah yolları belirler, fitne ve fesadın bütün menfezlerini tıkar ve açılma istidadı gösteren fitne kapılarının açılmasına da fırsat vermezler. Bunları yapabilme, yapanlara Allah'ın fazlı, keremi, yapanlar için de onları değerler üstü değerlere ulaştıran birer fazilet nişanesidir.