Yazdır

İsrâ, 17/13

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori Kur'ân'dan İdrake Yansıyanlar

Oy:  / 1
En KötüEn İyi 

وَكُلَّ إِنْسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَآئِرَهُ ف۪ي عُنُقِهِ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كِتَاباً يَلْقَاهُ مَنْشُوراً

"Her insanın amelini boynuna bağladık. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız." (İsrâ sûresi, 17/13)

Bu âyet, insana, idamlık birinin idama götürülürken cürümlerinin menşûru bir levhanın onun boynuna asılmasını çağrıştırıyor. Bu hususu tefsir sadedinde birkaç şey söylenebilir:

1) Bu, insanın amelidir; hadis-i şeriflerdeki ifadelere göre, iyi ise "hasenü'l-vech", çirkin ise "kabîhu'l-vech" şeklinde insanın karşısına dikilecek olan onun iyi-kötü amelleridir.[1]

2) Şayet Allah, bir kulunu rüsva etmek isterse, yani onu yaptıklarından ötürü adaletinin gereği olarak cezalandırmak dilerse, amel defterini onun boynuna asar ve ettiklerini fâş eder; yok, affetmeyi murad buyurursa, onun kusurlarını saklar ve kimseye göstermez.

3) Bir başka tevcih olarak da şu söylenebilir; insanın boynuna bağlanan bu "tâir", ondan hiç ayrılmayan vicdanın derinliklerinde daima kendini hissettiren ve halk arasında sıkça kullanıldığı üzere, amele bağlı olarak "vicdan azabı" veya "vicdan rahatlığı" demektir.

Hâsılı, her insanın nisbî-kisbî de olsa iradesi etrafında örgülenen bahtı, kaderi, cesedin canla irtibatı, gölgenin bedenle münasebeti ölçüsünde hep onun boynunda ve koynunda kendisini hissettirir de, ya bir sevinç ve inşirah olur onun için akar, ya da bir hafakan ve gönül daralması şeklinde bir lahza onun yakasını bırakmaz; bırakmaz ve kıyamet gününde bir hesap, bir kayıt defteri gibi açılır ve onun önüne serilir.. serilir de ona "Oku kitabını; hesaba çekilmene esas olarak bugün senin nefsin sana yeter."[2] denir. Dünyada her gün kendini okuyan ve sorgulayan, o çetin günün hesabını daha önceden yapıp kapadığı için emniyetle yürür Cennetlere ve Rıdvana; açıkları olanlar da apışır kalırlar kalakaldıkları yerde...

[1] Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 4/287, 295
[2] İsrâ sûresi, 17/14