Yazdır

Tevbe, 9/111

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori Kur'ân'dan İdrake Yansıyanlar

Oy:  / 2
En KötüEn İyi 

إِنَّ اللّٰهَ اشْتَرٰى مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ أَنْفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ بِأَنَّ لَهُمُ اْلجَنَّةَ

"Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarını kendilerine verilecek (Cennet) karşılığında satın almıştır." (Tevbe sûresi, 9/111)

Bu âyetin ifade ettiği mânâya göre, Allah mü'minlerin fâni olan canlarına ve mallarına, bâki bedelleriyle talip demektir. Evet, onların mallarına, canlarına talip ama ahirette bunun karşılığında onlara Cennet'i verecektir. Ancak görüldüğü gibi burada sıralamada can, malın önüne geçmiştir. Zira ahirette öncelikle insanın nefsi önemlidir. Allah yolunda kullanılmış ve değer kazanmış mal sonra gelir. Yani ben Cennet'e girmedikten, giremedikten sonra, Cennet'in basit bir aksesuarı olan mal ne ifade eder ki? İşte bu hakikati ifade sadedinde başka yerlerden farklı olarak can, malın önünde zikredilmiştir.

İnsanların canları dahil muvakkaten sahip göründükleri her şey, aslında Allah'ın mülküdür. İlk varoluştan, onun devamı için gerekli olan vesilelerin lütfedilmesine kadar her şey cebrî bir ihsan; bu ihsanların emanetçinin elinde onun mülküymüş gibi kabul edilip ona göre bir kısım hukukî muamele diyeceğimiz hususlara imkân verilmesinin iş'ârı ikinci bir ihsandır. Kendi malını-mülkünü emanetçisinden, onun malıymış gibi gerçek bedelinin bin kat fazlasıyla satın alma talebi -ki bu mal ve can aynı zamanda sonuna kadar sahip olamayacağımız kadar kaypak, gelip-geçici ve fânidir- lütuflar, ihsanlar üstü bir keremdir. Bu öyle bir keremdir ki, o yok farz edildiği takdirde, ya emanetçiler ellerindeki vedîaları nefisleri, hevaları istikametinde harcayacak ve gerçek mal sahibi, mülk sahibine hıyanet etmiş olacaklar veya uhdelerinde bulunan şeyler mevsimi gelince yok olup gidecek, onlar da en kârlı ticaretlerden daha kârlı bir kazancı ebediyen kaybedecekler.

Evet, böyle lütuf dalga boylu bir akit gerçekleştiği zaman, fâni canlar yerlerini ebedî varoluşa bırakıp öyle gidecekler.. gelip-geçici dünya metaı gidecek, ötede sonsuz nimetleri netice verecektir.. üç-beş günlük dünya, tohum gibi toprağın altına atılarak feda edilecek, bâki bir âlemde ebedî Cennetleri sünbül verecektir.. nefsin arzu, istek ve hoşlandığı şeyler ölçülü olarak terk edilecek, karşılığında Allah'ın rızası kazanılacaktır. Bütün bu mübadeleler gerçekleştirilirken iradî ve ihtiyarî olma çizgisinde gerçekleştirilerek, insanın hür iradesine değerler üstü değerler bahşedip elinden alınan şeylerin, cebrî alınmış gibi anlaşılmasına meydan vermemek için mesele, bir alışveriş esprisi içinde sunulmuştur.

Böyle bir ezelî misakın lâyezeldeki tenfiz ve icrası o kadar beşerî ve evrenseldir ki, bu derinlikteki bir akit hem Tevrat'ta, hem İncil'de hem de Kur'ân'da yenilenmiş durmuş ve farklı üslûplarla hep üzerinde durulagelmiştir.