Yazdır

Fatiha, 1/5

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori Kur'ân'dan İdrake Yansıyanlar

Oy:  / 5
En KötüEn İyi 

اِيَّاكَ نَعْبُدُ

"Yalnız Sana ibadet ederiz..." (Fatiha sûresi, 1/5)

Bu âyet-i kerimede hemen hepimizin bildiği ve bütün tefsir kitaplarında zikredilen, mef'ulün takdimi nüktesinin yanında, -ki hulâsa olarak şu mazmunu ifade eder: Allah'ım başkasına değil, sadece ve sadece ilan, ikrar ve itiraf ederek ancak Sana yönelir, Sana boyun eğer, itminanı Sende arar ve Senin nezdinde sekîne ve sükûna ereceğimize inanırız.- dikkate değer bir diğer nükte de şudur: Burada fiil-i mazi olan عَبَدَ kalıbının yerine, aynı kökten gelen muzari fiili getirilmiştir ki, نَعْبُدُ dür. Böyle bir kalıbın tercih edilmesi, عَبَدَ mazi siğası olması itibarıyla, yaptık, ettik, kıldık.. vs. gibi mânâları da ihtiva etmesindedir. Bu kabîl mânâlarda ise, şöyle-böyle ibadetin ruhuna ters ve bir şey yapmış olma gururunu ihsas eden mülâhazalar söz konusudur.

نَعْبُدُ kelimesinde ise böyle bir yanlış anlama söz konusu değildir; çünkü "İbadet ederiz." diye tercüme edebileceğimiz نَعْبُدُ fiili, tamamıyla insana o yüce dergâh önünde, aczini ve fakrını ve bunların sürekliliğine niyeti ve azmi ima etmektedir ki bunu şöyle resmetmek de mümkündür: "Rabbim, ben Senden başkasına hürriyetimi feda etmeme, hiç kimse ve hiçbir şey karşısında zillete düşmeme kararındayım. Bunun için, dolu dolu kulluk ve ubûdiyet niyetiyle Sana yönelir, Sana tahsis-i nazarda bulunur, itaat ve ibadet aşk u şevkiyle gerilir, mâsiyetten içtinap kararlılığı ile Senin sevmediğin, istemediğin şeyler karşısında tavır koymayı düşünürüm. Niyetim, en büyük amelim; niyetimi amel kabul etmen de emelimdir. Yaptıklarım ölçüsünde değil, yapmaya niyet ettiğim miktarda teveccühüne talibim..."

Ayrıca, bu engin mülâhazada tek başına olmadığını vurgulayarak "Benimle bu recada müttefiktir cümle ihvanım." der ki, herkesin de böyle deyip, böyle düşüneceği mülâhazasıyla engin bir hüsnüzan sergiler.. ve aynı zamanda hem onların, kendisine iştirakle teyit ve şehadetlerini yanına alarak, cerh edilemeyen bir ittifakın vesayetinde kul, Hazreti Kâdiyu'l-Hâcât'ın dergâhına teveccüh eder ki, ancak böyle bir mülâhaza ile hem şeytanî vesveselerden sıyrılır, hem de ulûhiyet-i kâmileye karşı tam bir ubûdiyet tavrı ortaya koymuş olur.