Yazdır

Fitne

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori Bamteli Dosyaları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Kur'an-ı Kerim, şerrin yanı sıra hayrın ve seyyiâtla beraber hasenâtın da fitne unsuru olabileceğine; insanın hem şerle hem de hayırla imtihan edildiğine dikkat çekiyor. İster ferdî hayatımızda isterse de milletimizi alâkadâr eden meselelerde hayrın ve hasenâtın da fitne unsuru olabileceği hususunu nasıl anlamalıyız? Bu türlü fitnelerden kazançlı çıkabilmek için nelere dikkat etmeliyiz?

  • Kur'an-ı Kerim'de, fitne unsurlarının sayıldığı bir ayet-i kerimede mealen,"Biz mutlaka sizi biraz korku ile, biraz açlık ile, yahut mala, cana veya ürünlere gelecek noksanlıkla deneriz. Sen sabredenleri müjdele!" (Bakara, 2/155) buyurulmaktadır. (01.00)
  • Sabır; sabredilen hususlar itibarıyla; Allah'a kulluğun zorluklarına katlanma manasına ibadet ü tâate karşı sabır; günah yolunun nefse hoş gelmesine mukabil mâsiyet duygusuna karşı sabır; Hakk'ın kaza ve kaderine rıza göstermeyi de ihtiva eden semâvî ve arzî belâlara karşı sabır olmak üzere başlıca üç gruba ayrılır. (03.13)
  • Namazda لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ "Hakiki güç ve kuvvet sahibi sadece Allah'tır; olup biten her şey, ancak O'nun izni ve iradesi dahilinde gerçekleşir." demenin hükmü... (05.20)
  • "Hayr"; herkesin beğendiği, rağbet ettiği şeyler, şeref, meşru iş, faydalı ve sevabı gerektiren amel, iyilik, ibâdet ve mal gibi anlamlara gelir; onu zıddı ise "şer"dir. (06.30)
  • Arapça'da "hayr" kelimesi, sadece iyiliği ifade etmez, mal ve servet için de kullanılır. Mesela, "Gerçekten insan, Rabbine karşı çok nankördür. Kendisi de buna şahittir. Ondaki mal hırsı pek şiddetlidir." (Âdiyât, 100/6-8) mealindeki ilahi beyanda geçen "hayr" kelimesi mal, mülk ve servet manasına gelmektedir.
  • Melekler Cenâb-ı Hakk'ın, İbrahim aleyhisselama "Halilim" demesindeki hikmeti sorarak hullet ve dostluğun servetle bağdaşıp bağdaşmayacağını öğrenmek isterler; uzun bir yoldan gelmiş, saçı-sakalı dağınık, üstü-başı perişan bir misafir edasıyla İbrahim Nebi'nin yanına varıp "Subbûhun Kuddûsün (Rabbunâ ve) Rabbu'l-melâiketi ve'r-rûh" derler. Bu tesbih, vahiyle yunup yıkanmış o pak gönle öyle tesir eder ki, "Aman, bu ne güzel bir söz" der ve koyunlarının dörtte biri karşılığında o sözü tekrar etmelerini yalvarırcasına ister. Melekler, kendilerine has bir ses ve eda ile o tesbîhi tekrar edince, Allah'la alâkası açısından tesbîh u tazime ve vahye aşina olan Halilürrahman, o sözdeki derinliğin kendi ruhunda hasıl ettiği tesir neticesinde, bir kere daha aynı tesbîhi duymak için malının tamamını vermeye de razı olur. Nihayet, "Değil mi ki bana bu tesbîhi dinletip öğrettiniz, ben de size köle oldum!" diyerek meleklere mukabelede bulunur. Bu davranışıyla da, sahip olduğu her şeyi, hatta canını bile Cânan yolunda feda edebileceğini gösterir. (07.50)
  • İnsan, mal-mülk, makam-mansıp, evlad ü iyal ile sürekli denenip sınandığı gibi kadınla da imtihan olabilir. Zaten, bir imtihan unsuru olması açısından kadına "fitne" de denilmiştir. Bir kısım mü'minlerin sabah akşam dualarında "Allahümme ecirnâ min şerri'n-nisâ, Allahümme ecirnâ min belai'n-nisâ, Allahümme ecirnâ min fitneti'n-nisâ" demeleri; yani, "Allahım, erkekliğin altında kalıp kadınla imtihanı kaybederek bir kötülük işlemekten bizi koru; Allahım, şehvetin arkasında sürüklenip bir felakete uğramaktan bizi muhafaza et; Allahım bir kadının cazibesine kapılıp doğru yoldan sapmaktan bizi halâs eyle!" diyerek Allah Teâlâ'ya iltica etmeleri kadının potansiyel bir iptila vesile olmasındandır. Yoksa, mü'minler, kadının şer, bela ve fitne olarak yaratıldığını asla düşünmez ve kadın fitnesinden korunma dualarını o bâtıl inanca bağlamazlar. Bu açıdan, aslında erkek de kadın için bir imtihan aracıdır ve kadın da erkek sebebiyle başına gelebilecek şerden, beladan ve fitneden sürekli Hazreti Hafîz'e sığınmalıdır. Hatta, o da –dilerse– dualarında "Allahümme ecirnâ min şerri'r-ricâl, Allahümme ecirnâ min belâi'r-ricâl, Allahümme ecirnâ min fitneti'r-ricâl" diyebilir. Evet, erkek-kadın münasebetleri çerçevesinde her ikisi de birbiriyle imtihan olmaktadır ve her biri diğeri için bir imtihan unsuru, bir bela sebebi ve bir fitne vasıtasıdır. (12.35)
  • Hazreti Ömer'in (radıyallahu anh) gözünün nuru olan delikanlı, ismet ufkunun temsilcilerindendi. Bir tuzağa düşüp günaha karşı hafif bir temayül gösterecek gibi olunca birdenbire "Allah'a karşı gelmekten sakınanlara şeytandan bir dürtü ilişince, hemen düşünüp kendilerini toparlar, basiretlerine tam sahip olurlar." (A'raf, 7/201) mealindeki ayeti hatırlamış ve kalbinin haşyetle çarpışı karşısında daha fazla dayanamayarak oracığa yığılmıştı. Sonra… (14.22)
  • Fitne unsurlarından biri de mü'minlerin birbiriyle imtihan edilmeleridir. (16.45)
  • Mü'min nerede, neye ve ne ölçüde sevineceğini iyi belirlemeli; sevinçte aşırı gitmemeli ve şımarıklığa düşmemelidir. (21.45)
  • Tarık b. Ziyad'ın Endülüs'e girişi ve ruhun zaferi... (23.37)
  • Yavuz Sultan Selim'in zafer sonrası İstanbul'a dönüşteki mülahazaları.. yaklaşık yarım asır hükümdarlık yapan Kanuni Sultan Süleyman'ın yatağını koridora serdirişi... (25.10)