Yazdır

Hakk'ın Şahitleri ve Mü'minlerin Şehadeti

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori Bamteli Dosyaları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

"Ey Resûlüm! Her ümmetten haklarında tanıklık edecek bir şahit (peygamber) celbettiğimizde ve Seni de ümmetine şahit olarak getirdiğimizde, bakalım nasıl olacak?" (Nisa, 4/41) mealindeki ilahî beyanda olduğu gibi, muhtelif ayet ve hadislerde ahirette peygamberlerin şahitlik yapacaklarından bahsediliyor. Hazreti Alîm ü Habîr'in huzurunda peygamberlerin ve bilhassa Resûl-ü Ekrem Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) şahitlik yapmalarını nasıl anlamalıyız? Ötede, Peygamber Efendimiz'in hakkımızda hüsn-ü şehadette bulunması hangi hususlara bağlıdır?

  • İnsanlığın İftihar Tablosu (aleyhi ekmelüttehâyâ), Abdullah İbn Mes'ud'a, kendisine bir miktar Kur'an okumasını emretmişti. O, Nisa sûresinden bir kısım âyetler okuyup da nihayet "Her ümmetten bir şahit (peygamber), Seni de bunların üzerine şahit getirdiğimiz zaman bakalım nasıl olacak!" (Nisa, 4/41) mealindeki fermana geldiğinde, Allah Resûlü eliyle işaret edip susmasını söyledi. İbn Mes'ud diyor ki, "Dönüp baktığımda, Resûlullah'ın gözleri dolu doluydu ve yanaklarından yaş süzülüyordu." (01.20)
  • Peygamberler, ahirette kendi ümmetlerinin aleyhine de şahitlik yapacaklar mı? (03.50)
  • Nisa suresini dinlerken Şefkat Peygamberi'nin (aleyhissalatü vesselam) gözyaşı dökmesinin sebepleri nelerdi? (07.35)

"Biz sizi örnek bir ümmet kıldık ki insanlar nezdinde Hakk'ın şahitleri olasınız ve Peygamber de sizin hakkınızda şahit olsun." (Bakara, 2/143) mealindeki ayet-i kerimede mü'minlerin de Hakk'ın şahitleri oldukları vurgulanıyor. Ümmet-i Muhammed'in (aleyhissalatü vesselam) şahitliğinden maksat nedir?

  • Ümmet-i Muhammed, mahşerde peygamberlere nasıl şahitlik yapacak? (11.50)
  • Hazreti Ömer'in (radıyallahu anh) rivayet ettiği bir hadis-i şerife göre, Peygamber Efendimiz'in (aleyhissalatü vesselam) yanından bir cenaze geçerken, oradaki insanlar cenaze hakkında senada bulunurlar. Bunun üzerine Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), "Vecebet (Vacip oldu)" buyurur. Bir müddet sonra bir cenaze daha geçer; Ashab, onu kötü sözlerle anarlar. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) yine aynı ifadeyi kullanır. Hazreti Ömer (radıyallahu anh), "Ey Allah'ın Resûlü! Vacip olan nedir?" diye sorar. Allah Resûlü de (sallallahu aleyhi ve sellem) şu cevabı verir: "Öncekini hayırla yâd ettiniz, ona Cennet vacip oldu. İkincisini kötülükle andınız, ona da Cehennem vacip oldu. Sizler Allah'ın yeryüzündeki şahitlerisiniz." (15.18)
  • Mü'minler kimin cenazesinde hüsn-ü şehadette bulunmalı ve kim için "İyi biliriz" demeli? Ömür boyu mukaddesatımıza hakaret etmiş kimseleri hayırla yâd etmek doğru mudur? (20.00)

Sözlerinin yanı sıra, tavır, davranış, hâl ve duruşuyla da Yüce Yaratıcı'nın varlığına delil sayılan, yalnızca mevcudiyeti bile mensup olduğu dinin doğruluğuna hüccet kabul edilen ve hemen her zaman görenlere Mevlâ-yı Müteâl'i hatırlatan Hak dostlarının hüsn-ü şehadetleri hakkındaki mülahazalarınızı lutfeder misiniz?

  • Bir hadis-i şerifte, "Allah'ın velileri öyle kimselerdir ki görüldüklerinde Allah hatırlanır." buyurulmaktadır. Bundan dolayı, Cenâb-ı Hakk'ın bazı seçkin kullarına "Hüccetullahi ale'l-âlemin" yani, "Allah'ın varlığına hüccet olmak üzere dünyaya gönderilen insanlar" denilmiştir. (23.40)
  • Tabakât kitaplarında pek çok zat için "Görüldüğünde Allah hatırlanırdı." ifadesi kullanılmaktadır. "Secde ettiğinde secdesinde Allah tecelli ederdi." cümlesi de başka bir ifadedir o "işaret zebercetleri"nin hâllerini anlatmak için. Mesela, Ka'nebî diye tanınan büyük hadis alimi Abdullah b. Mesleme, bir topluluğa uğradığı zaman onlar bu büyük insanın görünüşünde müşahede ettikleri mehabetten dolayı "Allah, Lâ ilâhe illallah" "Sübhanallah" demekten kendilerini alamazlardı. (24.00)
  • Eserlerinin yanı sıra, sarsılmaz duruşuyla da Yüce Yaratıcı'nın varlığına delil ve yalnızca mevcudiyeti bile intisap ettiği dinin doğruluğuna hüccet olanlardan biri de Hazreti Bediüzzaman'dır. (27.30)
  • Kim ne derse desin ve kim ne yaparsa yapsın, Allah her şeye şâhittir!.. (29.15)