Yazdır

Ticaret Köprüsü ve Hakikat Çekirdekleri

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori Bamteli Dosyaları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 
Ticaret Köprüsü ve Hakikat ÇekirdekleriSoru: İslam’ın özellikle bazı bölgelere ulaşmasında müslüman tâcirlerin gayretleri de düşünülürse, mesajımızın dünyanın her yanına taşınmasında ve öz değerlerimizin âleme tanıtılmasında günümüzün iş adamlarına neler düşmektedir? Hem dünya hem de ukbâ pazarında muvaffak olabilmek için bir tâcirin öncelikle hangi hususlara dikkat etmesi gerekmektedir?
  • İslam’ın Afrika içlerine, Çin, Endonezya ve Japonya’nın bazı kesimleri gibi dünyanın çok değişik yerlerine girmesinin tâcirler vasıtasıyla olduğu bilinmektedir. Ticaret maksadıyla yeryüzünün dört bir yanına açılan Müslümanlar, dürüst bir ticarî ahlak sergileyerek örnek olmuşlar ve tanıştıkları kimseleri kendilerine, dolayısıyla da İslam dinine hayran bırakmışlardır. (01.03)
  • Adanmış ruhlar, kalbi besleyen damarların çeşitliliğini esas alarak, açılımlarını çok damarlı yapmalı ve dünyaya pek çok kanalla, alternatif yollarla açılmalıdırlar. Bu açıdan, eğitim faaliyetleri bir damar olduğu gibi, ticari ilişkiler de mutlaka değerlendirilmesi gereken diğer bir kanaldır. (02.23)
  • Şayet, Tuskon (Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu) gibi kuruluşlar değişik ülkelerdeki eğitim gönüllüleri ile el ele verir; güvenilir tacirlere, sanayicilere ve iş adamlarına rehberlik eder; hem yabancı müteşebbislerin gelip güzel insanlarımızla tanışmalarına ve bizim ülkemizde yatırım yapmalarına hem de kendi tüccarımızın farklı ülkelere gidip oralarda iş sahaları açmalarına vesile olurlarsa, tabii bir şekilde milletimizin güzelliklerinin ve öz değerlerimizin âleme tanıtılmasına da katkıda bulunmuş sayılırlar. (06.01)
  • İnsanları inandırma mevzuunda en tesirli mürşid tutarlı tavır ve doğru davranışlardaki devamlılıktır. Bu itibarla, dürüst iş adamlarımızın dünyanın değişik yerlerine hicret etmeleri, müslümanlığın güzelliklerini göstermeleri açısından da çok önemlidir ve onlar hicret sevabının yanı sıra İslam’ı temsil sevabını da alır, ticarî işleri vesilesiyle de ibadet ediyormuş gibi sevap kazanırlar. (08.25)
  • Hazreti Sâdık u Masdûk Efendimiz, bir satıcının, ıslandığı için tartıda normal ağırlığından daha fazla gelen bir miktar buğdayı satmaya çalıştığını görünce, “Niçin ıslak tarafı halkın görebilmesi için üste getirmedin?” diyerek onu ikaz ettikten sonra, “Aldatan bizden değildir” buyurmuş; kusurlu bir malı, ayıbını söylemeden satmanın bir müslümana yakışmayacağını ve ondan gelen paranın da helal olmayacağını belirtmiştir. (12.53)
Soru: Bir insanın iş sahasındaki kimliği ile dini hayattaki şahsiyeti birbirinden ayrılabilir mi? Başka bir ifadeyle, bir mü’minin, alışverişlerindeki bir kısım yanlışları kendisine hatırlatılınca, “Bunlar benim ticarî işlerimle alâkalı hususlar; dindarlığıma zarar vermez.” demesi mantıklı ve tutarlı görülebilir mi? (16.56)
  • Eski yıllarda, borcunu bilerek ödemeyen birine alacaklının şikayeti üzerine hatırlatma mahiyette iki satırlık bir mektup yazmış ve ondan uzun bir cevap almıştım. Mektup’ta “Ben o borçları falan filan olarak değil, tüccar kimliğimle yaptım.” diyordu. Hâlbuki bir insanın böyle “iki şahsiyetli” olması, âyetin ifadesiyle “iki kalb” taşıması imkansızdır, dinde böyle bir çelişkinin yeri yoktur. (17.20)
  • Müslümanlık muamelâttan ibarettir. (19.10)
Soru: Özellikle Orta Asya ülkelerine giden iş adamlarından bazıları, oralarda yaptıkları ticarî yanlışlarla milletimizin imajını kararttılar ve güvenilir tâcirlerimizin de işlerini zora soktular. Bu açıdan, değişik ülkelerdeki eğitimcilerin, rehberlik yapacakları iş adamlarında seçici davranmaları uygun mudur? (20.45)
  • Türkiye’den giden bir kısım kimseler, Özbekistan ve Türkmenistan gibi bazı ülkelerde çok kötü intibalar bıraktılar ve bütün milletimiz hakkında menfi bir imajın oluşmasına sebebiyet verdiler. Yaptıkları yanlışlıklar yüzünden olumsuz bir muameleye tabi tutuldularsa, ondan müstakim insanlar da nasiplerini aldılar. (21.08)
  • Dünya, müstakim insanlarla tanıştırılmalıdır. Yurt dışındaki fahri elçilerimiz olan eğitimcilerimiz, o ülkelerin insanlarını istikametleri hususunda şüphe duymadıkları kimselerle tanıştırmalı, onları emin ellere yönlendirmeli ve böylece hem dürüst iş adamlarımızın kazanmalarını hem de o ülkelerin insanlarının aldatılmamalarını sağlamalıdırlar. Zira, o insanların aldatılmaları, oradaki arkadaşlarımızın, müesseselerimizin, milletimizin ve dinimizin itibarına dokunur. Oysa ki, biz bu yıkılmış itibarların hepsini ikâme etmekle mükellefiz. (22.12)
Çay Faslından Hakikat Çerkirdekleri (25.08)
  • Âlem-i şehadet, avâlimü’l-guyûb üstünde tenteneli bir perdedir. (25.18)
  • Âlim-i mürşid koyun olmalı, kuş olmamalı. Koyun kuzusuna süt, kuş yavrusuna kay verir. (26.15)
  • Aç canavara karşı tahabbüb, merhametini değil, iştahasını açar. Hem de diş ve tırnağının kirasını da ister. (27.58)
  • Cemaatte vâhid-i sahih olmazsa, cem ve zam, kesir darbı gibi küçültür. (29.30)