Yazdır

Mel'unluk

Yazar: Akit Tarih: . Kategori 1999 Haberleri

Oy:  / 8
En KötüEn İyi 
MGK'ya sunulduğu ileri sürülen rapordaki İslam'a, Allah'a, Peygamberimiz'e, Kur'an'a ve tüm Peygamberlere yönelik hayasızca sövgüler, büyük infiale yol açtı

Bir Avuç Ateist

Günlerce kartel sayfalarında sadece 2 sayfası gizlenerek yayınlanan iğrenç raporun, ülkeyi bir iç savaşa sürüklemek çabasındaki bir avuç ateist komünist tarafından yazıldığı belirtiliyor.

İki Gündür Sessizler

Daha korkunç olanı, ilgililerin raporu reddetmekteki suskunluğu... Kişisel konularda günü gününe açıklama yapan resmi kurumlar, tüm Müslümanların ve Ehl-i Kitab'ın inancına, kendi adları da karıştırılarak yapılan şerefsizce saldırı karşısında iki gündür sessiz kalıyor.

Hayasızlık Bu Kadar Olur

Mel'un raporda gizlenen iki sayfadan biri "sonsöz" başlığını taşıyor. Bütün rezillikler bu sayfada sergileniyor. Allah'a, İslam'a, Peygamber Efendimiz'e sövülürken, "4000 yıllık" tarih dilimindeki bütün Hak Peygamberlere de en adi üslupla saldırılıyor. Son sayfada ise, kaynakça veriliyor. Kaynakça olarak, Türkiye'nin Salman Rüşdi'lerinden, öldürülen Turan Dursun ile PKK bağlantılı Faik Bulut gösteriliyor.

MGK'ya sunulduğu ileri sürülen rapordaki İslam'a, Allah'a, Peygamberimiz'e, Kur'an'a ve tüm Peygamberlere yönelik hayasızca sövgüler, büyük infiale yol açtı.

Günlerce kartel sayfalarında sadece 2 sayfası gizlenerek yayınlanan iğrenç raporun, ülkeyi bir iç savaşa sürüklemek çabasındaki bir avuç ateist komünist tarafından yazıldığı belirtiliyor.

Daha korkunç olanı, ilgililerin raporu reddetmekteki suskunluğu... Kişisel konularda günü gününe açıklama yapan resmi kurumlar, tüm Müslümanların ve Ehl-i Kitab'ın inancına, kendi adları da karıştırılarak yapılan şerefsizce saldırı karşısında iki gündür sessiz kalıyor.

Mel'un raporda gizlenen iki sayfadan biri "sonsöz" başlığını taşıyor. Bütün rezillikler bu sayfada sergileniyor. Allah'a, İslam'a, Peygamber Efendimiz'e sövülürken, "4000 yıllık" tarih dilimindeki bütün Hak Peygamberlere de en adi üslupla saldırılıyor. Son sayfada ise, kaynakça veriliyor. Kaynakça olarak, Türkiye'nin Salman Rüşdi'lerinden, öldürülen Turan Dursun ile PKK bağlantılı Faik Bulut gösteriliyor.

Mel'un raporun gizlenen şerefsizlik belgesi, son sayfasına ait...

"Sonsöz"

Bugünkü modern insanlık, hala bundan 1400-2000 yıl önce birkaç hayal ve rüya görüp, "Ben Allah'ı gördüm, onunla konuştum" veya "Ben Peygamberim" demiş olan, birkaç hayalperest ve dengesize mahkumdur.

Şimdi okumuş olduğunuz şahıs ve olaylar konusu 'yalancılık ve sömürü' olan bir romandan alınmamışlardır. Bu şahıslar, gerçekte çok daha vicdansız ve korkunçturlar. Çünkü bu gibiler, 2000-4000 yıllık yalan hikayelerle, insanları korkutmak suretiyle sömürmektedirler.

Türkiye ise, bugün hala, bundan 1400 yıl önce yaşamış olan Muhammed adlı Arap bir hikayecinin hikayeleri ile korkutulup maddi, manevi sömürülmektedir. Muhammed öldükten sonra, hikayeleri yandaşlarınca bir kitapta toplanmış ve insanlar bu kitaba bir de kutsallık vererek taptırılmıştır. (Bkz. Kur'an-Muhammed)

Muhammed ısrarla, Allah denilen kutsal bir varlıkla görüşüp konuştuğunu (Allah, mensubu olduğu kabilenin baş putuydu) ve kendisinin de bu Allah'ça peygamber yani elçi seçildiğini söylemiştir. Ne işe yarar bu Allah ve bu peygamberlik diye sorulduğunda da; "talan ve gasp edilen malların beşte birinin kendisine ve Allah'ına ait olması gerektiğini (Bkz. Kur'an-Enfal 1), etrafta beğendiği küçük-büyük (6 yaştan başlayan) bütün kadınların keyfine göre kendisine helal olduğunu (Bkz. Kur'an, Ahzab 37-50), bu kadınları idare etmede de Allah'ının kendisine güç verme ve dedikodu anlamında her türlü yardımı yaptığını söylemiştir. (Bkz. Tahrim 1-5) Peki şu Allah'la bir de biz konuşalım dendiğinde Muhammed, bunun mümkün olmadığını, Allah'ının sadece kendisine konuştuğunu ve bundan sonra da "tüm cihana hakim ve sonsuza kadar var olacak bu Allah'ın" bir daha da kimseyle konuşmak istemediğini iddia etmiştir. İnanmazsak ne olur diyenlere ise, size önce ben ve arkadaşlarım işkence eder veya öldürürüz. (Bkz. Kur'an Maide 33, Nisa 89), sonra da Allah'ım, öldükten sonra sizi sonsuza kadar katran kazanlarında haşlar diyerek çevresindekileri korkutmuştur.

Bugün Türkiye'ye baktığımızda korkutarak sömürme metodunu başarı ile devam ettiren daha modern hikayeciler görüyoruz.

Bu tipte bir hikayeci olabilmenin tabii ki belli bir şartnamesi bulunmaktadır. Bunlar genelde akıl hastası raporlu, durup dururken ağlayan, konuşurken tik halinde yaka-paçalarını çekiştiren kişilerdir.

Ancak insanda çok yüce bir cevher vardır. Bunun adına "VİCDAN" denir. Ergeç bu "vicdan" bir insanda açığa çıkar ve insanlık aydınlanır. Böyle bir insan tüm insanlığın sorumluluğunu omuzlarında taşır. Amacı, insanlığı aydınlatarak onlara kendi gerçek güzelliklerini yaşatmaktır. Bilime dayanan akılla aradığı bu gerçeği, tüm insanlıkla benliksiz olarak paylaşmış olan zeki, dürüst, saygılı ve herşeyiyle modern bu "vicdanlı" insan Yüce Atatürk'tür.

Atatürk bir insanlık devrimi yaparak tüm direnmelere rağmen tarihte ilk defa bu "akıl hastası palavracıları" insanlıktan defetmiştir. Ne yazık ki Atatürk'ü anlamış bir tek kişi bile olmaması, bugün Türkiye de halen, Fethullah Gülen gibi tescilli akıl hastalarının yine aynı korku filmlerin oynatmalarına izin vermektedir. Ancak bir şey unutulmaktadır. Yüce Atatürk kendi yaktığı "vicdan meşalesini" Biz Türk Gençliğine emanet etmiştir ve bu meşale bu akıl hastası irticacıların nefesi ile sönmeyecek kadar güçlüdür.

Türk Gençliği olarak sana söz veriyoruz Yüce Atatürk, biraz gecikmeli de olsak, elimizdeki bu meşalenin kıymetini bileceğiz ve insanlığa bir daha hezeyanlarla dolu günler yaşatmayacağız. Bize emanet ettiğin bu meşaleyle insanlığı aydınlatacağız. Çünkü artık yalnız değilsin. Seni anladık, seni yaşıyoruz."