Yazdır

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin "Birlikte Yaşama, Karşılıklı Hoşgörü Kültürünün Sağlanması ve Devamlılığı" sempozyumuna gönderdiği mesaj

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori Mesajları

Oy:  / 12
En KötüEn İyi 

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 'Birlikte Yaşama, Karşılıklı Hoşgörü Kültürünün Sağlanması ve Devamlılığı' sempozyumuna gönderdiği mesaj

Uluslararası Etiyopya-Türk Necaşî Okulu ve Afrika Birliği'nin muhterem mensupları, çok kıymetli davetliler, değerli misafirler

Önce hepinizi kalbî hürmet ve selâmlarımla selâmlıyor, bugün dünyada en fazla muhtaç bulunduğumuz karşılıklı anlayış ve bir arada yaşama kültürünün yerleşmesi adına ortaya konan her türlü gayreti en samimî duygularımla tebrik ediyorum.

Değerli misafirler

Kâinatın Yaradan'ı ve Rabb'i, varlığını ve mutlak birliğini anlatma sadedinde "Rahmân'ın yaratmasında karşılıklı tecavüz ve bir düzensizlik görmezsin. Çevir gözünü bir bak; bir kusur, bir çatlaklık görür müsün? Sonra bir defa daha gözünü çevir de bak; gözün, sana (O'nun yaratmasında hiçbir kusur bulamamanın) ezikliği ve bitkinliği içinde geri dönecektir." buyurmaktadır. Kâinattaki bu muntazam, bu muhteşem denge ve nizam, ondaki her bir şeyin, her bir varlığın diğerlerine tecavüz etmeden, kendine ait yerde ve diğerleriyle tam bir dayanışma ve yardımlaşma içinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. Bu birliktelik, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma öyle mükemmel ve âhenktar yürümektedir ki, meselâ bir tek meyvenin meydana gelmesi için o meyvenin ağacı, gece ve gündüzüyle günler ve mevsimler, dolayısıyla kendi ve güneş etrafındaki hareketiyle yeryüzü, ısısı ve ışığıyla güneş, hava, su ve toprak, tam ve en hassas bir denge ve nisbet dahilinde yardımlaşmakta, bir meyvenin asıl fiyat ve değerinin âdeta bütün bir kâinat olduğunu ortaya koymaktadır. Kâinatın küçültülmüş bir misali olan canlı bir organizmaya, meselâ insan organizmasına da baktığımızda aynı gerçeği, kâinatın her tarafında geçerli ve hükümferma bulunan aynı yardımlaşma ve dayanışma gerçeğini müşahede etmekteyiz.

İşte, değerli misafirler, kâinatta belki milyarlarca yıldır hiçbir bozulma emaresi göstermeden devam eden bu birlik, bütünlük, sükûn, sükûnet, intizam ve nizam, canlı organizmasındaki bu akıl almaz sistem, yardımlaşma ve dayanışma, onlardaki her bir parçanın, her bir uzvun, her bir nesnenin en küçük bir haddi aşma ve başkalarına tecavüze yeltenmeden, birbirlerinin varlığına ve vazifesine saygı içinde hayatını sürdürmesinde dayanmaktadır. Hz. Allah (c.c.), bu aynı nizam, intizam, yardımlaşma ve dayanışmayı irade sahibi kıldığı ve diğer bütün varlıkların üstünde bir mevki ile şereflendirdiği biz insanlardan da istemektedir. İstemekte ve Kur'ân-ı Kerim'inde insan varlığı için en çirkin, nezdinde en müstekreh iki davranışın kan dökme ve bozgunculuk çıkarma, dolayısıyla en makbul hal ve davranışın da sulh, intizam ve nizam olduğunu beyan buyurmaktadır. Sulh, barış, birlik, beraberlik ve esenlik ifade eden İslâm Dini de, bizzat manâsıyla bizden karşılıklı anlayış, sulh, barış ve bir arada kardeşçe yaşamayı istemektedir. Öyleyse ve açıktır ki, etrafımızda sürekli müşahede ettiğimiz, bizzat kendi bedenimizde yaşadığımız beraberlik, yardımlaşma ve dayanışmayı kendimiz için, kendi varlığımızın huzur ve rahat içinde devam edebilmesi için gerçekleştirme mevkiinde ve mecburiyetinde bulunuyoruz.

Çok kıymetli hazirûn! Bugün dünya, her zamankinden daha çok karşılıklı anlayış, diyalog, sulh, barış, yardımlaşma ve dayanışmaya muhtaçtır. Seyahat ve haberleşme vasıtalarının olabildiğince gelişmesinin neticesi olan globalleşme de, bu karşılıklı anlayış, diyalog, barış, yardımlaşma ve dayanışmayı hem daha da gerekli kılmakta, hem de onun gerçekleşmesi için önümüze büyük imkânlar koymaktadır. Ama acıdır ki, bir yanda menfaatler üzerinde, diğer yanda etnik temelde, bir başka yanda menfaat üzerinde dönen politikalar etrafında, bir başka tarafta ideolojik kutuplaşmalar ve en acısı dinlerin yanlış anlaşılıp yanlış tatbiki neticesinde, bütün insanlık için bir kardeşlik beşiği olması gereken yeryüzü, savaşlar ve çatışmalar arenası manzarası arzetmektedir. Bilhassa şiddete, cana kıymaya ve bozgunculuğa asla müsaade etmeyen İslâm'ın bazı gruplar tarafından yanlış anlaşılıp, yanlış hedefler adına kullanılması ise çok daha üzüntü vericidir. Öyleyse, globalleşmenin farklı kavimler ve kabileler halinde yaratılmış olmamızdaki İlâhî maksat, yani tanışıp kaynaşma ve yardımlaşma gayesi adına önümüze sunduğu imkânları, fertler ve cemiyetler, ülkeler ve milletler olarak bizzat kendi öz varlığımız için birbirimizi anlama, tanıma, daima diyalog içinde bulunma ve dünyayı bir sulh ve barış diyarı haline getirme yolunda kullanmak, herhalde hepimizin en birinci vazifesi olsa gerektir.

Sizlerin şüphesiz çok daha derinden idrak edip, gerçekleşmesi için cân ü gönülden gayret gösterdiğiniz bu mukaddes hedefle alâkalı kırık-dökük sözlerimin sonunda bu organizasyonu gerçekleştiren Uluslararası Etiyopya-Türk Necaşî Okulu ve Afrika Birliği mensuplarına teşekkürlerimi arzederken, bütün hazirûnu kalbî hürmetlerimle selâmlar, gayret ve faaliyetlerinizde Cenab-ı Allah'ın tevfikinin yâr ve yardımcı olmasını dilerim.

M. Fethullah Gülen