Yazdır

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Cenevre Barış Konferansı’na gönderdiği mesaj

Yazar: fgulen.com Tarih: . Kategori Mesajları

Oy:  / 19
En KötüEn İyi 

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Cenevre Barış Konferansı’na gönderdiği mesaj

Cenevre Barış Konferansı’nın Saygıdeğer Katılımcıları,

Öncelikle, “Barışın İnşası için Sivil Toplumun Harekete Geçirilmesi” konulu konferansınızda aranızda bulunamamanın üzüntüsünü yaşadığımı ifade etmek isterim. Bu üzüntü, dünyanın farklı din, dil ve kültürlerinden aydınların ve sivil toplum örgütlerinin barış inşası için bir araya gelebildiğini görmenin sevinciyle dengeleniyor. Müsaadenizle, kalbimin Ortadoğu’da ve anavatanımda yaşanmakta olan çatışmaların hüznüyle dolu bulunduğu bir zaman diliminde göndermiş olduğunuz bu davetiyeyi en güzel bir hediye ve bir barış muştusu olarak kabul ediyorum. Çünkü hayatını yeryüzündeki kaybedilmiş cenneti yeniden inşaya adamış bir insanın yaslı gönlüne ve yaşlı gözlerine verilebilecek en güzel hediye evrensel barıştan ümidin kesilmediği yönündeki bir haberdir.

Kanaat-i acizanemce barış inşası, barışsever insan inşası demektir. İnsanda başlayan problemleri çözmeye insanla başlanmadığı müddetçe siyasal ve hukuki sistemlere yapılan yatırımlar vakit ve kaynak israfı olmaktan öteye geçmez. Yüce Yaratıcımız insanı en güzel bir fıtrat üzere yaratmıştır. Ne var ki insanın, fıtratına konulmuş kuvveleri zaman zaman aşırılıklara kaçarak amaçlarından saptırdığı da vakidir. İnsanoğlunun başına gelen en büyük doğal afet işte bu fıtrat kaymasıdır. Tarih, hiçbir depremin, hiçbir tsunaminin öldüremeyeceği kadar insanın, iktidar hırsı, toprak arzusu ve mal ihtirasıyla yine insanlar tarafından öldürüldüğünü gösteren kara sayfalarla doludur. İnsan fıtratındaki bu kaymalar tedavi edilmediği müddetçe de kendileriyle aynı türden olmaya utanacağımız insan görünümlü böyle mahlûklar var olmaya devam edecektir.

Devlet kurum ve yöneticileri eğitim politikalarını zaman zaman kendi bencil çıkarları uğruna asıl gayelerinden uzaklaştırır, kendi partilerini, kendi ideolojilerini, kendi iktidarlarını destekleyecek nesiller yetiştirmeye koyulurlar. Böylesi bencil tutumlarla barışsever insanın inşası mümkün değildir. Bu sebeple yeni insanın inşası sivil toplumun uhdesinde olmalıdır. Özellikle de demokrasinin, halkın önüne, sonuçları önceden belli seçim sandıkları koymaktan öteye gidemediği toplumlarda sivil toplumun harekete geçirilmesi hayati önem taşır. Sivil toplum kuruluşları, doğaları icabı diğerkâmdırlar. Eğitim ve basın gibi alanlarda sivil toplumun hareketliliği demokrasinin güvencesi olduğu kadar, yeni nesillerin hoşgörü ve diyalog iklimi içinde yetişmesinin de garantisidir.

Bildiğim bütün dinler ve ahlak öğretileri barışsever insan inşası için tesis edilmişlerdir. Bu ister milletler arası barış olsun, ister insanlar arası barış olsun, ister insanın etrafındaki diğer tabiat unsurlarıyla olan barışı veya kendi iç barışı olsun durum böyledir. Salt akıl ve vicdanın kadirşinas ölçüleriyle de bir barış öğretisinin tesis edilebileceği gerçeğini kabul etmekle birlikte, büyük kitlelerin ancak dinin kuşatıcı ikliminde barışseverlikle buluşturulabileceğine inanıyorum. Ne yazık ki büyük dünya dinlerinin hemen tamamı, tarihi serüvenlerinin şu veya bu döneminde siyasal çıkarlarına din kisvesi giydiren radikal unsurlar tarafından sömürülmüş ve din, çatışmaları ateşleyen bir katalizöre dönüştürülmüştür. Oysa bütün din ve ahlak öğretilerinin kutsal kaynaklarında barış inşası için yeterli malzeme vardır. Barış asıldır ve dinî metinlerin savaş ve çatışma için kullanılması sadece insanlara değil, aynı zamanda bu dinî metinlere de yapılmış bir zulümdür.

M. Fethullah Gülen