Yazdır

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın 10. Kuruluş Yıldönümü Münasebetiyle Verdiği Mesaj: "Ramazan'da Hülyalarımızı Bir Defa Daha Duymak"

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori Mesajları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Hiç dinmeyen bir neşe, hiç bitmeyen bir zevk, hiç eksilmeyen bir aşkla tütüp giden bir ay varsa o da Ramazan'dır. Ramazan, sevgi, manevî haz, faziletlere ulaşma, huzuru yudumlama ve insan oluşun idrakine erme ayıdır.

Zannediyorum, insanlık olarak, sevgiye, merhamete, barışa, huzura, faziletlere ve insan oluşun idrakine en fazla ihtiyaç duyduğumuz bir tarih dilimini yaşıyoruz. Ve böyle bir tarih diliminde de olsa, böyle bir ihtiyacın kana kana giderilmesi adına bir kaynak, bir liman aranıyorsa, bu da bilhassa toplumumuz, bütün Müslüman toplumlar için, başka toplumlara ulaşacak esintileriyle de Ramazan'dan başkası olamaz.

Ramazan, sevgi, manevî haz, faziletlere ulaşma, huzuru yudumlama ve insan oluşun idrakine erme ayıdır. Bütün bunları temsil ve topyekûn insanlıkla birlikte yaşama gayesine matuf hizmetlerde bulunduğuna inandığım Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın kuruluşunun 10'uncu yılı iftarının da, Ramazan'ın manâsına denk olarak bir yanda sevgisizliğe, maneviyatsızlığa, kötülüklere, huzursuzluğa, zulüm ve haksızlıklara karşı bir imsâk, buna mukabil, bugün bütün insanlık olarak en fazla ihtiyaç duyduğumuz sevgi, merhamet, ledünnîlik, huzur, adalet ve bir arada yaşama haz ve duyguları adına ise kendi çapında da olsa bir iftar vazife görmesini ümit ediyorum.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, kuruluşundan bu yana hoşgörüye, hangi düşünce, dünya görüşü, ırk, renk ve toplum kesiminden olursa olsun, bütün insanlar arasında diyalog köprüleri kurma gayesine yöneldi. Böyle de yapması gerekiyordu, çünkü ülkemizin de dünyanın da buna ihtiyacı var. Ve vakfın faaliyetleri neticesinde gördük ki, bizim toplumumuz gibi, kahir ekseriyetiyle insanlık gerçekten diyaloga, hoşgörüye açıktır. Hoşgörüye ve diyaloga atılan adımlar bizi İlâhî ahlâka taşıyor. Allah, kendi ahlâkını anlatırken, "Kulum bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim" diyor. Bu diyalog içinde kime doğru bir adım atılsa, o koşarak geliyor. Hoşgörülü insanlar olarak, Hz. Yakub'un hasret ve hicranını, Kerbelâ şehidi Hz. Hüseyin'in hüznünü içinde duyan toplumlar gibi, bütün toplumların da birbirlerini kucaklayacağı, düşünce ve karşılıklı münasebetlerinde sevgiyi, paylaşmayı, merhameti esas alacaklarını bekliyor ve bunun hülyasıyla yaşıyoruz.