Yazdır

Çocuk Sahibi Olma

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori Çekirdekten Çınara

Oy:  / 16
En KötüEn İyi 

Konuya nassların ışığı altında baktığımızda görüyoruz ki, Kur'ân-ı Kerim Allah'ın sevdiği, seveceği, hoşnut olacağı kimselerin çok olmasını istiyor. Aslında, bütün nebiler, salihler ve diğer makbul insanlar da, tertemiz nesillerinin çoğalmasını istemiş ve bu mevzuda sistemler geliştirmişlerdir.

Kur'ân-ı Kerim, Hz. Zekeriyya'nın, en samimî hislerle Allah'a yakarış ve yalvarışını, sûre-i Âl-i İmrân'da şöyle dile getirir:

"Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti. Rabbim, bana nezdinden tertemiz bir zürriyet ihsan eyle! Şüphesiz Sen duayı hakkıyla işitensin, dedi." (Âl-i İmran, 3/38)

Dikkat edilecek olursa, Hz. Zekeriyya, sadece "zürriyet" değil, "tertemiz zürriyet" diyerek kayıtladı. Bu, "Allah'ı (cc) hoşnut, Nebiyi memnun ve babayı mesut edecek, millet içinde mühim bir rükün olacak 'tertemiz bir zürriyet' ihsan eyle." demekti. Hz. İbrahim "Allah'ın salât ve selâmı kâinatın Efendisi'ne ve O'nun üzerine olsun— de oğlu Hz. İsmail'le Kâbe-i Muazzama'yı inşa ederken Cenâb-ı Hakk'a şöyle yalvarıyorlardı:

"Ey Rabbimiz! Bizi Sana boyun eğenlerden kıl! Neslimizden Sana itaat eden bir ümmet çıkar.. bize ibadet usullerimizi göster ve tevbelerimizi kabul et; zira tevbeleri kabul eden, O çok merhametli olan ancak Sensin." (Bakara, 2/128)

Onların zürriyetinden yüzlerce nebinin yanında, insanlığın yüzünün akı Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'in neş'et etmesi, Cenâb-ı Hakk'ın bu önemli duayı kabulünün ifadesidir. Ayrıca, bütün sulehâ-yı ümmet de hep şöyle yalvarmış ve Allah'tan salih nesiller istemişlerdir.

"(Ve o kullar): 'Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl!' derler." (Furkân, 25/74)

Bunlar gibi daha değişik nasslarda, aile kurmanın semeresi olarak tertemiz nesillerin istendiğini görmek mümkündür. Evet bu duaların hemen hepsinde, tertemiz masum, günahsız, cürmü olmayan, müslim ve mümin nesillere dikkat çekilmiştir. Öyleyse konu, hânemizde neş'et edecek kimselerin çokluğu değil, keyfiyet derinlikleri ve mânâ köklerine bağlılıklarıyla, Allah nazarında makbul olmalarıdır. Böyle bir makbuliyete ermenin de belli yolları ve yöntemleri olsa gerek.