Yazdır

İnhirafın Tarihçesi

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori 2001 Kürsüleri

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Son yıllarda bazı kişiler, 'Peygamberlerin vazifesi tebliğden ibarettir, yani onlar Allah ile kul arasında, -hâşâ- bir nevi postacıdan başka bir şey değildir' gibi sözler sarf ederek, Hz. Peygamber (sav) ve sünnet etrafında şüphe tohumları saçıyorlar. Bu konudaki müstakim düşünce nedir?

Her şeyden önce şunu ifade edeyim ki, bu mevzu, böyle dar bir sohbetin kalıpları içinde ilmî olarak izah edilebilecek bir mevzu değildir. Bir sempozyum veya geniş bir konferans konusu olabilecek bu ölçüde önemli bir mevzu hakkında ben şimdilik sadece, bazı ana başlıklara işaret etmekle yetineceğim:

Öteden beri en sapık, en çarpığından orta ölçekte eğri-büğrü olanına, ondan da doğruya en yakın bulunanına kadar, değişik düşünceler ortaya atılmış ve bu düşüncelerin sahipleri, ortamın el verdiği ölçüde düşüncelerini allayıp-pullayıp neşretmişlerdir. Hattâ, Allah hakkında bile dünya kadar uygunsuz düşünce ileriye sürülmüş ve ulûhiyet hakikatı eğri-büğrü çerçeveler içinde mütalaa edilerek sürekli zihinler bulandırılmak istenmiştir.

O kadar ki bu felsefî düşünceler, asılları itibariyle vahye dayalı kitapların içine bile girebilmiştir. Meselâ, Ahd-i Atik'te Allah (cc), bir insan suretinde Hz. İbrahim'le konuşur, yerinde onunla cedelleşir; Hz. İshak'la bir dağda, insan gibi görüşür, 'Ben, İshak'ın, yani İsrail'in Rabbiyim' der. Yine Allah, Hz. Yakup'la güreş tutar ve bu güreşte Yakup -haşa- Allah'ı yener.

Yine aynı kaynakta: 'Sizin ilâhınız Yahova Rab çok hırslıdır, çok kaprislidir...' -hâşâ ve kellâ- ifadesi çok tekerrür eder. Aslında bu tür duyguların, beşerî olduğu açıktır. Bunlar bizde olabilir, Allah (celle celalühu) ise, Kendisini bazı şeylere zorlayabilecek bu türlü zaaflardan münezzeh ve müberradır.

'O'na kimse cebriyle bir iş işletemez asla.
Ne kim Kendi murad eder, vücuda ol gelir billah.
Vallahü yef'alü mâ yeşâ. -O, dilediğini işler.-' (İ. Hakkı)

Yani Allah, hiçbir şeyi yapmaya mecbur değildir. Beşerî zaaflar ve bir kısım beşerî boşluklar diyebileceğimiz hususlar O'na isnad edilemez. Gel gör ki insanoğlu, bazen masum bazen de kasten, ama kendi düşüncesinde Zat-ı Ulûhiyeti bile 'Arş-ı A'zamından indirerek', kendi seviyesinde mütalâa etmiştir.