Yazdır

Uzay Boşluğunda Yüzen Sistemler

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori 2001 Kürsüleri

Oy:  / 6
En KötüEn İyi 

Güneş, ay, küre-yi arz ve milyarlarca gök cismi uzay boşluğunda, belli yörüngelerde yüzüp gittiklerini 14-15 asır evvel biri kalkıp size söyleseydi ne düşünürdünüz bilemiyorum ama bugün bedihiyat türünde kabul edilen bu gerçek, o çağlarda Kur'an'ın ortaya attığı hakikatlerdendi. '...ve küllün fî felekin yesbehûn=Hepsi bir felekte (yörüngede) yüzüp gitmektedir.' (Yâsin, 36/40) ayet-i kerimesi bu hakikati ifade etmektedir.

Arapça'da 'küllün' kelimesi umum ifade etmektedir. Bu kelime, ayet-i kerimede sonu tenvinli olarak kullanılmıştır. Tenvin ise tenkir (belirsizlik)e delalet eder. Dolayısıyla bu kelimeyle, uzayda bulunan cisimlerin hemen hepsi kastedilmiştir ki, bunlar, nâmütenahî denecek kadar çoktur ve hepsi de kendi yörüngelerinde yüzmektedirler. Buradaki 'felek' ifadesini, 'gökteki cisimlerin çizdikleri hatlar' şeklinde de, bir çark ve genel ahenge bağlılık şeklinde anlamak da mümkündür. Nitekim bütün gök cisimleri, birer galaksi olarak belli bir noktaya doğru farklı süratlerle süzülüp gittiklerini artık herkes söylüyor. Böyle bir seyr ü seyahatta her galaksi kümesi, ötekilerden uzaklaşma hareketi içindedir. Gök cisimlerinin bu hareketi Kur'an'da, 'gezmek' veya 'bir cisme dayalı olarak hareket etmek' şeklinde değil de, 'yüzmek' ifadesi ile anlatılmaktadır. Evet, uzaydaki bütün gök cisimleri, denizde yüzen vapur veya balıklar gibi yüzmektedir. Burada mesele hem şairâne duygular içinde hem mütefenninâne bir üslupla tek bir cümle ile öyle güzel ve net anlatılmaktadır ki, dahası olamaz. Evet bu ifadeden maksat, nizamı değişik faideleri, maslahatları ve netice itibariyle tevhidi anlatmak üzere küre-yi arzdan güneşe, güneşten aya, ondan da diğer sistemlere kadar herşeyin kendileri için tayin edilen yörüngelerde yüzüp gittiği gayet net olarak anlaşılmaktadır. Aslında bizim burada meseleye yaklaşımımız icmâlî ve umumî hisse mülayim bir üslup içinde oldu. Böyle olmayıp da astronomi diliyle ele alınacak olsaydı, zannediyorum fenciler de fevkalade cazip bulacaklardı. Ayrıca burada işaret edilen mühim bir hakikat de şudur: Yüzme boşlukta değil, bir madde içinde olur. Ayet-i kerimede gök cisimlerinin yüzdükleri belirtilmektedir ki, bu da o koca semâvî cisimlerin boşlukta değil de bir madde içinde hareket etmeleridir. Yani uzay, korkunç bir boşluk değil; o dev cisimlerinin içinde yüzdüğü latif bir madde denizidir.

Günümüzde ilim adamlarının 'karanlık madde' dedikleri görünmeyen madde (esir maddesi), uzay araştırmalarında vüzuha kavuşturulabilirse, pek çok konuyu yeniden gözden geçirmek icab edecek. Ayrıca, bu husustaki buluşlar, astronomların araştırmalarında da bir dönüm noktası teşkil edecektir. İddialara göre bu görünmeyen madde, kâinatın toplam maddesinin yüzde 90'ını oluşturmaktadır. Yıldızlar ve gezegenler topluluğu olan galaksiler, gazlar ve tespit edilebilen maddeler kâinatta bulunması lazım gelen maddenin, sadece onda birinden ibarettir. Uzaydaki cisimlerin izn-i İlâhi ile teşekkül edebilmesi ve fonksiyonunu eda edebilmesi için görünen ve tespit edilen maddenin on misli daha fazla maddenin bulunması gerekmektedir. Bilim adamları, daha önceleri gezegenler arasında hiçbir maddenin bulunmadığına ve uzayın korkunç bir boşluktan ibaret olduğuna inanırlardı. Halbuki Kur'an'ın işaret ve lazım-ı mânâ kabilinden de olsa, 'yüzerler' kelimesiyle işareti, tevhid hedefli tesbitler açısından önemlidir. Kaldı ki şimdilerde pek çok bilim adamı, uzayı dolduran görünmeyen bir maddenin, aşağıda zikredilen unsurların bazılarından veya hepsinden oluşabileceği ihtimali üzerinde durmaktadırlar:

Nötrinolar: Bunlar, elektronların atomdan çok daha küçük olan akrabalarıdır. Elektrik yükleri yoktur. Sıradan maddelerle çok zayıf şekilde etkileşirler; dolu dolu hissedilmezler. Çok hafif kütleye sahip oldukları söylenen bu mini mevcudların kâinatta hadsiz miktarda oldukları söylenmekte. Öyle ki bir santimetrekarelik bir yerden, mesela vücudumuzun bu kadarcık bir yüzeyinden her saniye 60 milyon nötrino parçacığı geçmektedir.

Wımpler: Zayıf etkileşim kuran kütleli parçacıklardır. Soğuk (az hareketli) ve karanlık bir maddedirler ve mevcudiyetleri henüz teorik olarak bilinmekte.

Macholar: Jüpiter büyüklüğünde belirsiz gezegenler veya adi maddelerden oluşan beyaz cüce yıldızlardır. Varlıklarına dair yeni deliller bulunmuştur.

Karadelikler: Işığın bile kurtulamadığı çok şiddetli çekim alanına sahip cisimlerdir. Genel izafiyet teorisi çerçevesinde varlıklarına dair bir hayli delilin var olduğu bilinmekte.

Bowling topları: Astronomların tesbitini zor buldukları objelerdir. Çünkü basit fiziksel kanunların dışında kalmakla birlikte Macho'nunkine benzer problemlerle karşılaşılmaktadır.

Buraya kadar yapılan izahlardan da anlaşıldığı gibi, Kur'an'ın ifadeleri,camiye gelen avam insandan, astrofizik uzmanına, ondan ince ruhlu, edebî zevke sahip bir şair ve edibe kadar her seviyeden insana birşeyler verecek mahiyettedir. Ayrıca her devrin bilim adamları O'ndan ayrı ayrı mânâlar hissetmekle, gelişmelere ve zamanın anlayışlarına göre yeni hedeflere yönelme mesajları alabilmektedirler. Elbette ki o, ilimleri laboratuarlar ve gözetleme evlerindeki detaylar çerçevesinde anlatmayacaktır. O, anlatması gerekli olanı anlatacak; bu önemli hutbesini irad ederken de bazen îmâ, işaret, remiz ve bazen de heyetin umumunda süzülüp çıkan tâli bir mana ve mazmunla -anlatmak istediği hakikat mahfuz- kudret ve irade kitabı kâinatla kelam sıfatından gelen beyanının sımsıkı bir irtibat içinde olduğunu vurgulayacaktır ki, böyle bir yaklaşımla Kur'an'ın bir fen ve felsefe kitabı olmadığını ifade etmenin yanında, onun hikmet-i nüzûlünü bilmeyenlerin 'Neden o, herşey ve her hadiseden açıkça bahsetmiyor?' itirazlarının da vârid olmayacağına küçük bir işarette bulunmak istedik.