Yazdır

Sonsuz ve Sıfır

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori 2001 Kürsüleri

Oy:  / 7
En KötüEn İyi 

Hizmet erleri arasında zahiren bir disiplin olsa da, esas itibariyle onlar kendi aralarında müdür, amir, şef, komutan.. vb gibi herhangi bir makam, mevki ve rütbe mülahazası olmayan kimselerdir. Böyle bir cemaati meydana getiren her bir fert, kendisini, 'insanlardan bir insan ol' düsturu gereği kutsî bir hareketin basit bir neferi olarak kabul etmeli ve değer itibariyle de ancak, soluna konulacak herhangi bir rakamla kıymet kazanmayı bekleyen 'sıfır' gürünümünde olmalıdır.

Sıfırların kendi aralarında herhangi bir üstünlüklerinin bulunması bahis mevzuu değildir. Zira bunların birbirleriyle toplanmaları-çıkarılmaları-çarpılmaları-bölünmeleri onları katiyen farklılaştırmaz. Sıfır, ancak tam bir mânâ-yı harfî ile soluna konulacak rakam ya da rakamlar sayesinde birdenbire on, yüz, bin veya milyonlarca kat büyüyüp değer kazanır. Bu itibarla da, makam ve mansıba talip olmamayı, en akıllıca bir iş kabul ediyoruz. Düz yerde yürümek her zaman için emniyetli; zirvelerde dolaşmak ise tehlikelidir. Çünkü zirveden düşmekle meydana gelecek sonuç, çok defa düz yolda tökezleyip düşmekten daha vahim neticeler doğurur.

Ayrıca burada, istidrâdî olarak bir hususu daha arz etmek istiyorum: Ben, bizim 'o' şeklindeki sıfırı bu espriye bağlı olarak Latince'deki içi şişirilmiş boş bir yuvarlak olan '0' dan daha elverişli görüyorum. Çünkü eski sıfır, Latince'deki sıfırdan çok daha fazla acziyet ve mahviyet ifade etmektedir. O eski sıfırın ifadesi diyeceğimiz, varlığın en küçük parçasını oluşturan zerrecikler gibi kendisinden daha küçük herhangi bir şey olmayan işaretçiktir.

Evet insan, Allah (cc) karşısında gerçek konumunu ifade edebilmesi için her zaman ve her şeyde O'nu bilip O'nu duymalı, kendisini de koca bir 'hiç' görmelidir. Hasan Âli Yücel'in başından geçen şu hadise, mevzuumuza güzel bir misal teşkil etmektedir. Bir gün Paşa, Hasan Âli Yücel'e 'sıfır' ve 'sonsuz'un ne olduğunu sorar. Hasan Âli Yücel, Paşa'nın bu sorusuna, 'Paşam ! Sonsuz siz, sıfır da benim' cevabını verir. Kanaat-i âcizânemce bu sözü insanlar, kendilerini hiç yoktan var eden ve sonsuz nimetlerle perverde kılan Rablerine karşı duymak, kabullenmek ve engin bir kulluk şuuru içinde 'Allah'ım! Sen sonsuzsun biz ise birer sıfırız' demelidirler.

Evet, bir cemaat içerisinde hizmet eden fertlerden herbiri kendisini bir 'sıfır' olarak görmeli, Allah'ın lutfettiği değişik muvaffakiyetlerin hepsini O'ndan bilmeli, kendisine verilen değişik pâyeleri, bir vazife taksimi olarak telakki etmeli ve kendisi gibi birer nefer olan diğer arkadaşlarına karşı da kesinlikle herhangi bir gurur, kibir ve üstünlük taslama tavırlarına girmemelidir. Çünkü bütün muvaffakiyetleri lütfeden ve bizleri çeşitli istidat ve kabiliyetlerle donatıp dinine hizmet yolunda değişik makam ve mevkilerde istihdam eden Cenab-ı Hak'dır. Öyle ise minnet O'na, şükran O'nadır. Ayrıca, mazhar oldukları nimetleri kendilerinden bilen tâli'sizlerin takılıp yollarda kaldıkları da unutulmamalıdır. Onun için bizim yolumuz, 'Der tarîk- i acz-mendî lâzım âmed çâr-çîz; acz-i mutlak, fakr-ı mutlak, şevk-i mutlak, şükr-ü mutlak ey aziz!' (Bediuzzaman, Mektubat, 28. Mektup, 5. Mesele) ifadeleriyle çerçevesi çizilen acz, fakr, şevk ve şükür yoludur ki, bu yol, insanın kendisini sonsuz güç ve kudret sahibi Rabb'i karşısında bir 'sıfır' olarak görüp, mazhar olduğu bütün nimetleri O'ndan bilmeyi ve şükürle mukabelede bulunmayı gerektiren bir yoldur.