Yazdır

Küre-i Arzdaki Değişiklik

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori 2001 Kürsüleri

Oy:  / 5
En KötüEn İyi 

Küre-i arzla ilgili farklı bir durum da, onun üzerinde meydana getirilen değişikliklerdir. Şu âyet, ilmî bir tarzda, icmâlen, olanı ihbar nevinden ve hedefi tevhid diyebileceğimiz bir üslupla buna işaret ederek yeni bir sürpriz daha ortaya koymaktadır:

'Bizim, yeryüzüne gelip, onu uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah (dilediği gibi) hükmeder, O'nun hükmünü bozacak kimse yoktur. Ve O, hesabı çabuk görendir.' (Ra'd, 13/41)

Burada ilk olarak ayet, açık bir şekilde küre-i arzın ilk yaratılıştaki hâlinin, şimdiki durumundan farklı olduğunu vurgulamakta. Bunu yaparken de insanın dikkatini çekecek bir üslup kullanarak, 'görmediler mi?' buyurulmaktadır. Evet insanlar, teknolojik imkanları kullanıp küre-i arzı inceledikleri zaman ondaki değişikliği bizzat gözleriyle göreceklerdir. Ayet-i kerimedeki 'min etrâfihâ' ifadesindeki 'min', teb'iz içindir ve bununla ilk defa küre-i arz üzerinde yapılan eksiltmenin onun her tarafından değil de, sadece bir kısmından olduğu hatırlatılmaktadır.

İlmin Tasdiki

Evet 18. asırdan itibaren değişik uzmanlar, küre-i arz üzerinde, hemen yaptıkları her ölçümde bir değişikliğin meydana geldiğini müşahede etmişlerdir. Şöyle ki ölçümler, küre-i arzın kutuplarda bir basıklaşmanın yanında karın kısmının şişerek elipsi bir şekil aldığı görülmüştür. Bunu yapan, bunun böyle olduğunu söyleyen hüküm ve hikmet sahibidir. Bizim ve ilim adamlarının yaptığı şey sadece vakanın raporundan ibarettir.Gerçi müfessirler, bu ayete kendilerine ve devirlerine göre bazı yorumlar getirmişlerdir. Mesela İbn Abbas'a atfedilen bir rivâyette, onun ayetteki 'eksiltme' ifadesini 'yıpranma ve aşınma' şeklinde anladığı nakledilmektedir. Bu anlayışa göre mânâ, 'arzın bazı yanlarını aşındırır ve onun şeklini değiştiririz' şeklinde olur ki, bu da, çok erken dönemde, Şeyhü'l-müfessirin İbn Abbas'ın, küre-i arz üzerinde meydana gelen değişikliği asrımıza çok yakın bir tarzda anlamış olduğunu gösterir. Bazı müfessirler ise ayet-i kerimedeki 'eksiltme' ifadesini 'nüfusta azaltma yapma, rızıklarının bereketini kesme' mânâsında anlamışlardır ki siyak-sibak böyle bir anlayışa müsait görünmemektedir.

Gerçi ayet, umûmî mânâda bu anlayışların hepsine işaret etse de ondaki kelime ve lafızlar yerli yerinde takip edildiğinde, buradan kastedilen mânânın daha ziyade günümüzün anlayışına muvafık olduğu görülecektir. Daha önceleri küre-i arzın şekli hakkında isabetli tasvirler yapılmışsa da âyetler, bugünün fen ve teknik gelişmeleri ışığında daha iyi anlaşılmaktadır ve gelecekte de günümüzden daha da iyi anlaşılacağı düşünülmektedir.

Arzın Yuvarlaklığı

Öteden beri tefsirciler, 'geceyi gündüzün üstüne O dolayıp örtüyor; gündüzü de gecenin üstüne getirip doluyor' (Zümer, 39/5) 'Gece de, onlar için bir ayet ve emirdir. Biz ondan gündüzü (hayvanın derisinin yüzülüp çıkarılması gibi) sıyırıp çıkarıyoruz' (Yâsin, 36/37) gibi.. ayetlerin yanında 'Bundan sonra da Allah yeri (belli bir biçimde) yayıp döşedi' (Nâziat, 79/30) ilâhî beyanı da değişik ipuçları verir mahiyette. Bu son ayetin yorumlanmasında, arzın yuvarlaklığı üzerinde duran tefsirciler olduğu gibi, yuvarlaklığına rağmen tıpkı düz bir satıh misüllü yaşamaya elverişli olduğunu anlayanların sayısı da az değildir. Asrımızın müfessirlerinden bazıları ise 'deha'da deve kuşu yumurtalarını bıraktığı yer anlamına gelen 'medha'dan istidlalle, arzın deve kuşu yumurtası şeklinde olduğu, yani daha sonraları kutuplardaki basıklaşma sonucu onun elipsileştiği hükmünü çıkarmışlardır.

Bu tevcihlerin hepsinde belli bir hakikat payı olmakla beraber, yine de gerçeği yalnız Allah (cc) bilir. Ancak ortada sabit bir husus varsa o da, yeni tespit ve izahların, Kur'an'a muarız bir tavır içinde olmamaları; hatta her yeni keşif ve buluşun, onun tekvînî emirlerle icmâlen ortaya koyduğu hükümlere yaklaşmalarıdır ki, gerisi teferruat sayılır.