Yazdır

Özgün Düşünce Sanatı

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori 2001 Kürsüleri

Oy:  / 6
En KötüEn İyi 

Ahmet Hamdi Tanpınar ve Yahya Kemal, eserlerini zevkle okuduğum kişilerdir. Bunlar, kendi devirleri itibariyle küçültülmüş, ufalanmış bir Türkiye'yi kat'iyen hazmedememişlerdir. Bu itibarla da hep teselli arayışı içinde geçmişe sığınmış, eserlerinde her zaman geçmişe olan özlemlerini dile getirmiş ve halihazırdaki kaosları hayal dünyalarında genişleterek rahatlamaya çalışmışlardır. 'Beş Şehir' ve 'Bursa'da Zaman'a bakıldığında bu ruh haletinin hakim olduğu görülür.

Zamanda Kaçışlar

İnsanlar, hiçbir zaman içinde bulundukları zamandan hoşnut olmamışlardır. Bazıları geçmişe, bazıları da geleceğe kaçmış; böylece kendilerini ve hayal dünyalarını tatmin yollarını araştırmışlardır. Materyalist ve pozitivistler, geleceği düşünüp geleceğin pembe dünyalarının hayaliyle, hâli değerlendirmeye çalışırken, biraz inancı olanlar da, hâli geçmişin sağlam temelleri üzerine bina ederek ümitle azmin verdiği enerji ve kuvvetle geleceğin hülyalı maviliğine doğru koşmuşlardır. İşin en realisti ve dengeli olanı da bu olsa gerek. Zira biz, ne geçmişten, ne de gelecekten kopuk tek taraflı bir dünya kuramayız. Gelecek çok önemlidir ve onun bu önemine binaen hâlin değerlendirilmesi de ayrı bir önem kazanır. Fakat geçmişi olmayan milletler için bunların ikisinin de önemi kalmaz, hatta söner-gider.

Fikrî Büzüşme

Zamanın bereketsizleşmesi, bir manada duygu, düşünce ve ideallerde bereketin kapısını aralamaktadır. Çünkü insanlar, zamanın sıkıştırması ve darlığı nispetinde, düşünce ızdırabı çekmekte ve kendilerini zorlamaktadırlar. Bu zorlama ve ideallerdeki şeyleri gerçekleştirme adına çekilen bu ızdıraplar, yerinde bir ihtiyaç duası haline gelmekte ve bu zaruretin verdiği ruh haleti, değişik ifade şekillerine vesile olmaktadır. İfadelerdeki bu değişiklik ve renklilik ise, edebiyatımız adına ciddi bir zenginliğe vesile olmaktadır. Bu zenginlikten sonra bir baygınlaşma dönemi başlamakta ve insanlar yeniden kendilerini rehavete salmaktadırlar. Bu rehavet dönemi, kırk-elli sene hatta Osmanlı'da olduğu gibi daha fazla sürebilmektedir. İnsanların, zamanın boşluklarına ve eriticiliğine karşı koyup fikrî büzüşmeye maruz kalmamaları için; ruh, beyin ve kabiliyet güçlerinin tamamını o düşünce aralığında sabit tutmaları ve kendilerini rehavete salmamaları hayati önem arz etmektedir.

Takma Kanaat

Bir diğer önemli husus da insanın durup dururken düşünce insanı olamayacağıdır. Düşüncede belli bir seviyeye gelebilmek için ülke ve milletin problemleri üzerinde sürekli düşünülmesi gerekir ki, bu da bir bakıma o işin fiilî duası demektir. Bundan sonra herkes, istidadının açık olması ölçüsünde Cenab-ı Hak ona, değişik problemleri çözme, insanların onun fikirlerinden istifadesi ve onun vesilesiyle insanlara yol gösterme gibi lütuflarda bulunabilir. İnsanlar, değişik kaynaklardan istifade ederek çok enfes ve enteresan düşünceler ortaya koysalar bile; düşünce üretmekten uzak tipler, kendilerinden daha çok başkalarının düşüncelerini naklederler. Herkesin ulaşamadığı, kendilerine orijinal gelen fikirlerin nakilciliğini yapan bu insanlar, belki takma kanaat kullanarak belirli bir dönem uçabilirler. Ancak bir gün mutlaka külah düşer, kel de meydana çıkar. O bakımdan, okuma ciddi bir disiplin işidir ve herkes okurken kendi düşüncesini yakalamaya ve kendi düşünce yapısını kurmaya çalışmalıdır.