Yazdır

Peygamber, Allah'ın Rasulü'dür

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori 2001 Kürsüleri

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Şimdi, günümüzdeki bir kısım müddeilerin, bütün bu çalışmaları, bu kıymet atfetmeleri ve bu gayretleri görmezlikten gelerek, İnsanlığın İftihar Tablosu'yla alâkalı -hâşâ- 'peygamber postacıydı' mülahazalarındaki saygısızlığı insaf dünyasının insafına havale ediyorum. Zira, Allah bile peygamberine postacı dememiş, 'rasûl' demiştir. Allah, Kur'an'ında onu anlatırken 'Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur.' (Fetih, 48/28) şeklinde tazimkâr bir üslup kullanır. Evet Allah, elçisini Kendisine izafe etmiş ve onu hidayet ve hak dinle te'yit buyurarak göndermiştir. Hiç kimsenin mazhar olmadığı bir vazife ile serfiraz kılınma ve onu hiç kimseye O Kâmil Ruhla gerçekleştirilmiştir ve o çağın seviyesiz ulaklarına rağmen postacı değildir...

Her 'hidayet'in içine mutlaka bir şeyler girmiş olabilir.. her elçilik vazifesine belli ölçüde de olsa- peygamberlik manâsını değil, mesaj sunan insanları kastediyorum- mutlaka bir şeyler bulaşmış olabilir.. her mesaj içinde, şöyle-böyle o mesajı sunan elçinin aldığı kültürün tesiri bulunabilir. Peygamber mesajlarına gelince, onlar ötelerin saf, duru sesi-soluğudur ve biraz da ümmiyet ünvanıyla, nebinin yabancı bilgilere kapalı olması sayesinde ruhuna üflenen mesajları kendine has dalga boyuyla bize intikal ettirir.. evet vahyin içi işte bu kadar durudur. Zira, peygamberin dimağında vahyi bulandıracak hiç bir tortu yoktur. Bu da, peygamberdeki özelliği göstermektedir.

Peygamber, öyle muhteşem, öyle saf bir dimağa sahiptir ki, biz o dimağa, o akla fetanet-i a'zam diyoruz ve fetanet-i a'zam oluşunu, aklı akılla aşmışlık şeklinde yorumluyor ve onu bütün diğer büyüklüklerinin önünde görüyoruz. Büyük bir erkân-ı harb, iyi bir idareci, mükemmel bir aile reisi, insanlığı insanlığa yükselten eşsiz bir ta'lim ve terbiyeci oluşunu da, yine onun böyle bir fetanet sahibi oluşuna bağlıyoruz. Aslında bu sahalardan her biri, o sahada başarılı bir insanın dâhî olması için yetip artacak hususlardır. Ne var ki biz, peygambere, bütün bu hususiyetlerine rağmen 'dâhî' demiyor, 'peygamber aklı' olarak da isimlendirebileceğimiz bir mefhumu, dünya kadar meselenin ortasında, Allah vergisi, saf, dupduru, vahiy veya ilhamı, onların herhangi bir yanını kırmadan, bükmeden, olduğu gibi aksettiren 'fetanet-i uzmâ' sahibi diyoruz.. evet Allah Rasûlü (sav), her şeyi dupduru aksettiren bir insandır. Onun için, ne sunduğu risalete, ne de getirdiği hidayete gönderenin muradına muhalif hiçbir şey karışmamıştır. Konuyla alakalı, yukarıda meâlini arz ettiğimiz âyetin devamında Allahü Tealâ, şöyle buyurur: 'Şahit olarak Allah yeter.' (Fetih, 48/28)