Yazdır

Kur'an'ın Büyüleyici İklimi

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori 2001 Kürsüleri

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

En güzel şeylerden bile insan usanabilir; ama Kur'ân'dan usanmak mümkün değildir. Onu kıraat ederken bazen kendinize o kadar yakın hissedersiniz ki 'şu sözler bana ne kadar yakın, sanki benim benliğimden fışkırıyor' dersiniz ve o, size çok duru, tabanı berrak taşlarla örülmüş bir su gibi gelir.

Kur'ân her yönüyle çok güzeldir; onun güzelliği adeta beni büyüler ve azıcık aklımın erdiği yerlerde duygularım heyecanla köpürür. Evet her yönüyle Kur'ân'a hayran olduğumu bütün samimiyetimle söyleyebilirim. Bu hayranlığım, sadece onun Allah kelamı olmasından ötürü ve mutlaka hayranlık duymamız gerektiği için değildir. Çok defa onu okuduğum zaman adeta beni büyülüyor gibi olur ve kendimi onun hayranlığı içinde bulurum. En güzel şeylerden bile insan usanabilir; ama Kur'ân'dan usanmak mümkün değildir. Onu kıraat ederken bazen kendinize o kadar yakın hissedersiniz ki 'şu sözler bana ne kadar yakın, sanki benim benliğimden fışkırıyor' dersiniz ve o, size çok duru, tabanı berrak taşlarla örülmüş bir su gibi gelir. Ayağınızı atınca, ancak dizinize çıkar zannedersiniz, içine daldığınızda ise elli defa boyunuzu aşar; fakat yine de onu o ariz-amik enginliğinde hep bir duruluk içinde seyahat edersiniz.

Evet Kur'ân, bugünün ve yarının gerçeğini ve iç yüzünü terennüm ediyor; kim bilir o ahirette nasıl inkişaf edecek!.. Belki size, 'haydi gelin, kızartılmış kuşlar, püryan olmuş dana butları ve daha ne istiyorsanız hepsi var, yiyin..' denecek; ama siz, 'hayır, ben şimdi Kur'ân yiyor, Kur'ân içiyorum' diyeceksiniz.

Ayrıca olmuş-olacak hâdisat bütün satırları, sayfaları, paragrafları, cümleleri ile hep onda mündemiçtir. Ama onca muhteva ve farklılığına rağmen o ne tenasüp, ne üslup, ne anlatış, ne enginliktir. Ne var ki, bu da anlatma ile değil; doğrudan doğruya vicdanların duymasıyla bilinir. Ben şahsen, meseleye bu zaviyeden baktığımda, nesillerimizin nasıl talihsiz hale getirildiğini görüyor ve bir de ona ağlamak istiyorum. Onlar da fazla değil, bizim bildiğimiz bu kadarcık bir bilgi ile, Rabbilerinden gelen mesajı okuyup heceleyebilselerdi.. ama bu nesil ondan da mahrum. Ne olurdu bazı mekteplerde azıcık Arapça okutulsa ve dinin dili öğretilse idi!.. Herhalde o zaman ufukları daha bir inkişaf eder ve insanlar daha derin düşünebilirlerdi!.. İnşaallah bu aczimizi, fakrımızı, yetersizliğimizi, tutarsızlığımızı birileri görür; 'derbeder ağızlarda, fütursuz beyanlarda Kur'ân'ın ızdırap çektiği yeter' der ve ona sahip çıkar...