Yazdır

Allah, Bazı İnsanların Kötülüğünü Diğerleriyle Savmasaydı Dünyadaki Nizam Bozulurdu

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori 2002 Kürsüleri

Oy:  / 4
En KötüEn İyi 

'Eğer Allah'ın insanlardan bir kısmının kötülüğünü diğerleriyle savması olmasaydı elbette yeryüzü fesada uğrar (ve alt üst olurdu). Ne var ki Allah bütün alemlere (hususiyle de insanlığa) karşı lütuf ve kerem sahibidir.' (Bakara, 2/251)

Allah'ın buradaki tevcihi, pek çok hususa dikkatlerimizi çekmenin yanında tıpkı hayvanlarda olduğu gibi, insanlık aleminde de ekolojik denge misüllü belli bir mizan ve ölçü vazedildiğini ve herşeyin, herkesin zabt u rabt altına alındığını belirtiyor. İşte, netice itibariyle böyle bir dengenin sağlanması için, insanlık hesabına, insanlığa ait bir yola bizleri hidayet ediyor ve bu hususla alakalı olarak içlerimizde mücadele etme gerilimini yaratıyor. Zira bu neticenin tahakkuku sebepler çerçevesinde ancak insan eliyle ve beşer müdahalesiyle gerçekleşebilecektir. Aksi halde, ayette de belirtildiği gibi, yeryüzü yaşanmaz bir hale gelebilir.

Evet, insanlar belli maksat ve maslahat için, tabiatlarına yerleştirilen bir kısım duygularını, dinin ehlileştirici disiplinlerine tâbî tutarak yararlı hale getirmezlerse, her zaman mütecaviz ve tahripkâr olabilirler. Böyle muhtemel mütecaviz ve tahripkârlara karşı, imanla, İslamiyet'le insanî duygularını geliştirmiş, hakperest, nizam aşıkı, huzur ve emniyet soluklayan müdafiler bulunmazsa, yeryüzünde sürekli, bir yandan 'tegallübler, esaretler, tahakkümler, mezelletler' yaşanır; diğer yandan da devletlerarası müvazene, toplumlararası emniyet ve güven mütegalliblere ve müfsidlere kalır ki, bu da insanlığın fesada ve kargaşaya yenik düşmesi demektir. Fitneye fesada yenik düşmüş bir ortamda ise, ne insanca yaşamadan, ne ilim ve sanattan, ne din ve imandan ne de o millet ve topluma güven ve itimattan söz edilebilir. Böyle kargaşanın hüküm ferma olduğu bir zeminde olsa olsa herkes birbirinin kurdu olur ve kuvvetli kendini haklı görür.. gücü ölçüsünde hakk-ı temettu peşinde koşar.. hukuku keyfileştirir.. ve çarpık felsefesinin, bencil duygularının harmanı bir dünya kurmak ister.

İşte, bütün bu olumsuz şeylere fırsat vermemek ve tahdit edilmemiş iradeleri tadil etmek için Allah, insafsız ve imansıza karşı inançlıyı, zalim düşünceye karşı hakperest ruhları, mütecavizlere karşı adil insanları, baskıcı mütegalliblere karşı da insani sevgiyle dopdolu müdafileri yaratmıştır ki, tabiattaki denge gibi, insanlar arasında da, müvazene teessüs edebilsin.. ve dünya kuvvetin, hissin, ihtirasın hakim olduğu bir batakhaneye dönmesin.

Hatta, aklı, imanı, irfanı olan kimselerin, yeryüzü fesada teslim olmuşsa, onu kurtarmaları, olmamışsa da böyle bir ihtimal söz konusu ise, salahın devamı için, kargaşa yanlılarını ve bozguncuları zabt u rabt altına almaları bir vecibedir. Bunun için ilim-irfan yuvaları tesis eder, insanları rehabilite edebilecek merkezler açar, gerekirse lobiler oluşturur, birlikler kurar ve çok alternatifli halas ve ıslah yolları belirler, fitne ve fesadın bütün menfezlerini tıkar ve açılma istidadı gösteren fitne kapılarının açılmasına da fırsat vermezler. Bunları yapabilme, yapanlara Allah'ın fazlı, keremi, yapanlar için de onları değerler üstü değerlere ulaştıran birer fazilet nişanesidir.