Yazdır

Nimetler Gel-Gitinde Sabır ve Şükür

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori 2002 Kürsüleri

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

'Şüphesiz ki bunda çok sabırlı, çok şükreden herkes için ibretler vardır.' (İbrahim, 14/5)

Hemen hemen yukarıda kaydettiğimiz şekilde fezleke ile biten dört ayet-i kerime vardır Kur'ân-ı Kerim'de. Bunlar İbrahim 5, Lokman 31, Sebe 19 ve Şûrâ 33. Bu ayetlerin bütününe siyak-sibak itibariyle bakılabilse görülecektir ki, bu fezlekenin geçtiği hemen her yerde, Allah'ın o insanlara ihsan ettiği nimetler anlatılmaktadır ki, ardından da, siga-i mübalağa ile çok sabreden, çok şükredenler için bunlarda Allah'ın varlık ve birliğine işaret eden deliller vardır deniyor.

Evet, yine Kur'ân'ın ifadesine göre, Allah'ın ihsan buyurduğu nimetler, lütuflar sayılamayacak kadar çoktur; çoktur ama ülfet ve ünsiyet kucağında büyüyen, gelişen ve cismaniyetine takılıp kalan insanoğlu, bunların kadr ü kıymetini ancak elinden gittikten sonra anlar. Oysaki esas olan, o nimetlerin varlığında kıymetlerini anlama; anlayıp bir şükür fabrikası gibi, bütün fakültelerimizle Allah'a yönelmedir. Onlar çeşitli hikmetlere mebni, elimizden alındığında da, yine kulluğumuzun gereği sabır fabrikası gibi çalışmalı. 'Kahrın da lütfun da birdir Allahım' diyerek kulluğa münafi hiçbir davranış gösterilmemelidir; gösterilmemeli ve şu hadîse bir misal-i mücella olunmalıdır: 'Mü'min'in hali taaccub edilecek bir haldir. Başına müsibet gelince, sabreder; bu onun için hayırlıdır. Nimet isabet eder, şükreder; bu da onun için hayırlıdır.' (Müslim, Zühd, 64; Darimi, Rikak, 61; Müsned, 5/24)

Evet, mübalağa sigası ile zikretmiş Kur'ân, 'şekûr' ve 'sabûr' kelimelerini ve çok çok şükreden ve sabreden demiş; demiş ama neden? Zira, Allah'ın bizlere sunmuş olduğu nimetlerin küçüğü yoktur.. evet hangi nimete küçük diyebilirsiniz ki? Ellerinizde beş parmağın oluşuna mı? Ağzınızın içindeki tükürük bezlerinin çalışmasına mı? Hususiyle bu fezlekelerle biten ayetleri ele alarak, gemilerin denizde yüzmesine mi? Havaya mı, suya mı, hayata mı, imana mı, hangisine..? Hayır, küçük diyebileceğimiz hiçbir nimet yoktur. Öyleyse, bu nimetlere karşı mübalağalı bir şükür ister. Ve bir imtihan gereği bu nimetler elden gittiğinde de mübalağalı bir sabır ister. İşte size bir sabır örneği! Hz. Eyyub'un sabrı. Sabır kahramanı diyor Üstad ona. Dünyaya ait varlığının hepsi elinden alındığı halde, hiç mi hiç tavır değiştirmemişti...

Ayrıca imanı, sabrı netice vermiş bir marifet ve irade kahramanı, değişik mihnet ve meşakkatlerin geliş esprisini kavradığı için en sabırsûz hadiseler karşısında bile ümitsizlik ve telaşa düşmeyecek, şerlerin dahi bir hayırlı yanı olabileceği mülahazasıyla sabrettiği aynı anda gönlü şükürle atacaktır.

Ne var ki böyle bir şükür ve sabrın duyularak eda edilmesi de, herkesin iman ve irfan ufkuna göre, vazife ve sorumluluğunun çerçevesine göre olacaktır. '... halkını karanlıklardan aydınlığa çıkar...' (İbrahim, 14/5) hakikatinin muhatabı, sadece bir toplumu karanlıklardan aydınlığa çıkarmanın '... insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarman için...' (İbrahim, 14/1) fermanının müstesna mümessili ise, bütün insanlığı aydınlığa çıkarmanın sabr u şükrünü birden yaşayacaktır.