Yazdır

Çocuklarımıza karşı vazifelerimiz

Yazar: Fethullah Gülen Tarih: . Kategori 2012 Kürsüleri

Oy:  / 7
En KötüEn İyi 

Fethullah Gülen: Kürsü: Çocuklarımıza karşı vazifelerimiz

Terbiye ortamı hazırlama

Çocuklarımızın mükemmel yetiştirilebilmesi için ortamın da mükemmel olması şarttır. Evet, her çocuk ortama göre şekillenir ve bir manada o, ortamın çocuğu sayılır. Unsurların başında yuva gelir. İkinci olarak mektep, üçüncü olarak arkadaş ve dost çevresi ve dördüncü olarak da ders ve mütalâa arkadaşlığı gelir.

Siz çocuğun gezip-tozacağı ortamları iyi belirleyememiş, onun insiyaklarını bu istikamette geliştirememiş iseniz, çocuğunuzun bir gün mutlaka herhangi bir virüs kapması kaçınılmazdır. Evet, bu çocuk, ortam bozuk olduğu takdirde bir gün kat'iyen bozulacaktır. Onun için vasatı, hanenizden başlamak suretiyle, yolun her menzilinde ve hayatın her ünitesinde çocuğunuzun mükemmel yetişmesine müsait hâle getirmelisiniz; çünkü olan olduktan sonra zamanı geriye işletip durumu düzeltmemiz mümkün değildir.

Haram lokma yedirmeme

Çocuğun, anne karnındaki teşekkülünün ilk döneminden başlayarak onun helâl ve meşru rızıkla beslenmesi de fevkalâde önemlidir. Damarlarınızdaki bir parça haram ya da şu veya bu şekilde elde ettiğiniz şüpheli bir nesne o çocuğun muvakkat veya müebbet kayma sebeplerinden biri olabilir.

Kem nazarlara karşı koruma

Çocuk dünyaya geldikten sonra, gıdasına, bakımına, görümüne dikkat ettiğimiz gibi, onun kem ve hain nazarlardan korunması da çok önemlidir.

Meselâ, duyguları kirli, düşünceleri kirli, tavırları kirli, sözleri kirli, mücrim ve günahkâr gözlerin ifraz ettiği şerarelerle, o çocuğun ince bir kısım duygularının dumura uğrayabileceği mutlaka hesaba katılmalıdır.

Aile ortamını düzenleme

Çocuk daha iki-üç yaşındayken ağzından çıkan ilk sözün tabii olanı 'anne-baba', iradisi de 'Allah' olmalıdır. Çünkü Allah Evvel'dir, Allah Ezelî'dir, Allah Ebedî'dir. Sonra bu esaslı atkı üzerine diğer şeyler bina edilecek, yaşına ve idrak ufkuna göre vatan, toprak, bayrak, hürriyet, istiklâl vb. terimler de bunun etrafında örgülenecektir.

Şayet, çocuk ilköğretimde okuyorsa ona göre malumat verilecek. Lisede okuyor, felsefe ve sosyal bilimler, içtimai bilimlerle iştigal ediyorsa, o seviyenin malzeme ve materyaliyle takviye edilecektir. Bir evde, Allah denilip rükûa ve secdeye gidiliyor, Allah denildiğinde ayakların bağı çözülüyorsa çocuğun ilk kelimesinin 'Allah' olması da kolaylaşacaktır. Çünkü böyle bir evde her şey yörüngesinde sayılır.

Özetle
  • Çocuklarımızın mükemmel yetiştirilebilmesi için ortamın da mükemmel olması şarttır. Evet, her çocuk ortama göre şekillenir ve bir manada o, ortamın çocuğu sayılır
  • Bir evde, Allah denilip rükûa ve secdeye gidiliyorsa, çocuğun ilk kelimesinin 'Allah' olması da kolaylaşacaktır. Çünkü böyle bir evde her şey yörüngesinde sayılır.

Muhabbetin dozunu ayarlama

Cenâb-ı Hak, bir çocuk ihsan edince, bütün kalbimizle ve sınırsız bir muhabbetle ona yönelerek -hâşâ ve kellâ- Allah'ı sevme ölçüsünde bir alâka ifratına da girmemeliyiz.

Allah nazarında bu, bir nevi şirk sayılabilir. Evet, doğrudan doğruya evlât sevgisine dalıp Allah'ı unutmanın büyük bir yanlış olduğu şüphesizdir. Ayrıca, bir yönüyle çocuğa karşı sizi böyle hesapsız hareketlere sevk edecek derecede bir sevgi de zararlıdır. İşte Allah nezdinde yasaklanan sevgi de bu olsa gerek. Allah'a karşı göstereceğiniz muhabbeti, herhangi bir fâniye tevcih ettiğinizde o sevgi bazen gayretullaha dokunabilir.

Evet, şu hususlardan ötürü sevgide i'tidal çok önemlidir:

Gönüllerin sultanı Allah'tır (cc). Gönülde O'nun muhabbetinin yerini hiçbir muhabbet almamalıdır.

Kat'iyen bilmeliyiz ki bu yavru, Allah'ın bize bir emanetidir. Bizim o yavruya duyduğumuz sevgi ve alâka, o emanetin bakım ve görümü için verilmiş bir avans ve bir teşvik primidir. Evet, sizin o yavruya karşı sevginiz, sadece Rahman ve Rahîm olan Allah'ın bir hediyesidir ve Allah'ın size tevdi ettiği o emanete kusursuz bakmanız için verilmiştir.

Güzel örnek olma

Yetiştirme durumunda olduğumuz çocuklarımıza karşı duygularımız, düşüncelerimiz, sözlerimiz, kalbî hayatımız, davranışlarımız hep örnek olma hedefine bağlanmalıdır. Evet, onların mükemmel şekilde yetişmesini istiyorsak, bu hususa fevkalâde dikkat etmek zorundayız. Meselâ, onların namaz kılmalarını arzu ediyorsak, namazı gözlerinin önünde kemâl-i ihtimam ile eda etmeli, Allah'a karşı edebin sınırları konusunda tavrımızı ortaya koymalıyız. Hep doğru söylemeli ve yalandan uzak olmalıyız. Onların uygunsuz söz söylemelerini arzu etmiyorsak, o evin içinde, uygunsuz hiçbir söz söylenmemeli ve onların hafıza lûgatlarına uygunsuz kelimeler kat'iyen yazılmamalıdır.

Kur'ân-ı Kerim okumalarını, Kur'ân'ın hakikatlerine aşina olmalarını istiyorsak, o evin içinde sabah akşam, hem de onların duyacağı şekilde Kur'ân müzakere etmeli, Kur'ân'ın o muallâ mevkiine ihtiram göstermeliyiz ki, onları çelişkiye itmeyelim.

Çocuklara kadirşinaslık hissi ve Allah sevgisi kazandırma

Bilindiği üzere çocuk, belli bir seviyeye kadar ibadet ü taatle mükellef değildir. Binaenaleyh o, bu dönemde namazında, orucunda ve sair dinî vecibelerinde yaptığı kusurlardan ötürü tedip edilmez; edilmemeli ve hele asla itap görmemelidir.

Ancak, şu da bilinmelidir ki, henüz mükellef olmadığı bu devrede, ona anlattığımız şeylerin hiçbirisi, ömür boyu onun hatırından, kafasından, kalbinden çıkmayacaktır. Onlara karşı kadirşinaslığımız da bu ölçüde pekiştirilmesi gereken bir husustur. Evet, çocuklarımızın kadirşinas olmalarına dikkat etmemiz çok önemlidir. Onlar, kendilerine gelen ihsanları bilmeli, nimet karşısında Allah'a da, insanlara da mutlaka teşekkür etmelidirler. Kadirşinaslık hissi, sonraları daha da derinleşerek Allah'ın (cc) nimetleri karşısında O'nu, hep hamd ü sena eden biri ve insanlardan gördüğü iyilikler karşısında da müteşekkir biri hâline getirecektir.

Lisân-ı hâl ile anlatma

Terbiye ve talim adına yapılan işlerin en tesirlisi davranışlarla ifade edilenidir. Evde hayatı uygunca tanzim etmenin, çocuklara bir fikir verme bakımından önemi münakaşa edilmeyecek kadar büyüktür.

Bir teheccüd namazını -mümkünse- onun uyanık olduğu saate rast getirme, sadece Mevlâ-yı Müteal'in sizi gördüğü o karanlıkta, tıpkı Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) gibi kıvrım kıvrım kıvranırken, çocuğunuzun mütecessis nazarlarının şuuraltı sermaye açısından ne ilhamlara erdiğini kestiremezsiniz. O, 'Niçin o inkisar, neden o ağlama, neden o kalb burkuntusu?' diyecek; şayet bunları sesli düşünecek olursa, siz de ona Allah'ın huzuruna çıkıp da nimetlerinden mahrum kalacağınız, azabına dûçâr olacağınız endişesini taşıdığınızı anlatacaksınız. Hem sevgi ve ümit dolu bakışlarınızla hem de endişeli hâlinizle Allah'a karşı saygınızı onun ruhuna duyuracak ve hep onun gözetiminde olduğunuzu vurgulayacaksınız.

Kendinize tanzim ettiğiniz bu hayat şeklini ve şayet var ise iç derinliklerinizi ona hissettirmeye çalışacaksınız. Aksine henüz ruhunuzda yer etmemiş ya da size ait olmayan şeyleri anlatmaya uğraştığınız zaman, ona emniyet telkin edemeyecek ve müessir olamayacaksınız.

Şefkat

Çocuk, sopadan, tehditten, azaptan değil, eğer bir şeyden korkacaksa, ebeveyninin şefkatini kaybedeceğinden korkmalıdır. Babasının yüzünü ekşitmesi, annesinin sımsıcak yüzünün buğulandığını müşahede etmesi veya sezmesi onu dengeye getirecek en büyük bir müeyyide gibi algılanabiliyorsa, yeter ve artar zannediyorum. Ancak çocuğun size güvenmesi, acılarını, elemlerini paylaştığınıza inanması çok ehemmiyetlidir. Öyle ise, o ağladığı zaman yapabiliyorsanız oturup içten ağlayınız, hiç olmazsa üzüntüsünü paylaşınız. Böylece onların nazarında daha bir ulvîleşirsiniz ve söylediğiniz, anlattığınız sözler onlarda tesir icra eder ve onların gönüllerine öyle bir girersiniz ki, artık hiçbir güç oradan sizi söküp atamaz. Daha sonra söyleyeceğiniz her söz de onların, gönüllerinde hep ma'kes bulur.

Otorite

Evin içinde, otorite boşluğunun yaşanmaması da çok hayatidir. Hanede ahengi sağlayacak bir otorite olmazsa, yuva idari keşmekeşlikten, çocuklar da ikilemden kurtulamazlar.

Erkek, evin içinde, belli hususlar itibarıyla düzenin ve genel ahengin sorumlusudur. Hatta denilebilir ki o, pek çok konuda birinci derecede mesuldür. Aslında, çocukların da böyle bir sorumlu insana ihtiyaçları vardır. Evin içerisinde sorumluluk bilincini açıkça gören çocuk, hayatı itibarıyla dağınıklık ve sorumsuzluğa düşmeyecektir. Aksine bir evde iki sorumsuzun bulunması ve iki yerden ayrı ayrı emirlerin gelmesi, çocuğun efkârını allak bullak edecektir.

Haftanın duası

Ey isteyenlere cevap veren ve dua dua yalvaranların dualarını kabul buyuran Yüceler Yücesi Rab! Bizim niyazlarımızı da kabul buyur. Kinle, nefretle oturup kalkan ve hep düşmanlık duygularıyla köpüren imansız ve amansızlara karşı yardımcımız ol. Bir de üzerimize sekine yağdır, yağdır ki, Sen'den başka kimseye karşı hiçbir korkumuz, hiç kimseden de en küçük bir beklentimiz kalmasın.

Sözün özü

Her yönüyle ideal nesiller yetiştirmek istiyorsak her şeyden evvel ideal bir yuvaya ihtiyaç vardır. Evet, her şeyden evvel yuva, Cenab-ı Hakk'a bağlanmalıdır. Ebeveyn veya onlardan biri Allah'ın halifesi olarak bu işi ele alınca, O'na bağlılık sayesinde aile fertleri o kadar aziz, onurlu ve meselelere hâkim olacaklardır ki, bunun daha ötesi olamaz ve böyle bir yuvada problem de söz konusu değildir.