Yazdır

O’nu Yeniden Keşfetmeliyiz

Yazar: Zaman Tarih: . Kategori 1996 Haberleri

Oy:  / 2
En KötüEn İyi 
Pozitif bilimlere olumlu tavır koydu Mehmet Aydın (Felsefe profesörü) Türkiye'deki Müslümanlar üzerinde Risale-i Nur'un bilim karşısında olumlu tavrı çok etkili olmuştur. Halbuki dini cemaat ve düşünürlerimizin pek çoğunun tavırları olumlu değildi. Birçok Müslüman'ın tavrı daha yeni yeni olumlu olmaya başladı. Yani bu kadar kolej ve kursun arkasında pozitif bilimlere karşı alınan olumlu tavır var. O maneviyat var. Yani bugün o isi yüklenenler o etkiler altındalar. O donemde kompleksler altında bilimi her şey zannedenler olduğu gibi reddeden Müslümanlar da vardı. Ama Said Nursi, tavrını olumlu olarak koydu. Doğrusu da zaten bu komplekssiz tavırdı.

Bir başka mesele de; son dönemlerde zuhur eden Güneydoğu meselesinde Risale-i Nur'dan feyz alan Said Nursi'nin etkisi altında olanlardan karşı çıkan olmadı. Çünkü Risale-i Nur birlik ve beraberlik meselesine çok önem veriyor. Çok büyük seçkin bir zihin Ali Bulaç (Gazeteci-yazar) Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri yakın tarihimizin en seçkin zihinlerinden birisidir. İslam dünyasının gerek entelektüel ve kelamı, gerekse pratik ve siyasi sorunlarıyla çok yakından ilgilenmiş bir insandır.

bugün dünyada resmi ve sivil İslam ayrımını Bediüzzaman Hazretleri'nin kendi hayatlarında müşahede etmek mümkündür. Birçok İslam düşünürü siyaset aracılığıyla İslami dönüşümü gerçekleştirmeyi düşünürken Bediüzzaman "Yeni Said" döneminde inancını kaybetmiş bir topluma tekrar imanini kazandırma mücadelesi vermenin daha isabetli ve doğru olduğunu düşünür. Yaşadığımız deneysel tecrübeden sonra Bediüzzaman'ın doğru bir tespit yaptığını simdi çok daha iyi anlıyoruz. Çünkü gerçekten de iman, dönüştürücü bir güçtür. Ve topluma imanini kazandırmadığımız surece büyük toplumsal ıslahatlar yapmak ve arzulanan siyasi hedeflere ulaşmak da pek kolay değildir.

Tabii ki Bediüzzaman'ın kendi zamanında hakim olan bir takım bilimsel teoriler ve düşünceler bağlamında kullandığı bazı argümanlar var. Bu onun düşünce zenginliğinin işaretidir. Ama bugüne onları olduğu gibi taşımamız da gerekmez.

Önemli olan Bediüzzaman'ın İslam'ın düşünce tarihinde ne yapmak istediğini doğru olarak anlamaktır. Ben şahsen Bediüzzaman'dan çocukluğumdan beri çok istifade etmiş bir insanim. bugün gerek Türkiye'deki düşünce hayatinin, gerekse İslam dünyasındaki düşünce hayatinin Bediüzzaman'ı yeniden keşfetmesi gerektiğini düşünüyorum. Bizim çok büyük bir hazinemiz. Bizim derken sadece Türkiye'deki Müslümanları kastetmiyorum. Bütün dünyadaki Müslümanları kastediyorum. çok büyük seçkin bir zihin. Yeni bir okumaya yeni bir tezkire tabi tutmamız gerekmektedir.

Bir tarikat şeyhi değil, o bir alimdi Mustafa Kara (Doc. Dr., Tasavvuf Tarihi ) Said Nursi geleneksel anlamda bir şeyh değildir. Bir alimdir. Dolayısı ile başında bulunduğu harekete de bir tarikat demek mümkün değildir. Bu, Türkiye'de zaman zaman yapılan yanlışlardan biridir. Ama Said-i Nursi tasavvufi kültüre hakim bir kişidir. Buna bağlı olarak da tasavvufi kültüre saygılı bir kişidir. Risale-i Nur külliyatında onun hem tasavvufi kültüre saygılı olduğunu, hem de o kültüre hakim olduğunu görüyoruz.

Said Nursi'nin rolü Türkiye'de Bütün açıklığı ile hala tartışılmış değildir. Hala Cumhuriyet'in ilk döneminin tesiri devam ettiği için bu turlu konular tam olarak tartışılamıyor. Hatası ile sevabı ile tartışılamıyor. Cumhuriyet döneminde insanlarımıza, toplumumuza manevi hayat veren bir alimdir. Fakat bu objektif olarak ortaya konmamıştır.

Alevilik ile ilgili düşünceleri bilinmeli İzzettin Doğan (Pof. Dr., Cem Vakfı Başkanı) Ben Bediüzzaman Said Nursi'nin düşüncelerinin tamamını okumadım, bilmiyorum. Daha ziyade benim düşünme alanıma giren düşüncelerinden haberdarım. Yani Alevilikle ilgili düşüncelerini biliyorum. Ve bu düşüncelerin tamamına katılıyorum. Said Nursi, Alevilikle ilgili olarak söylediği düşüncelerinin tamamında haklidir. Alevilik düşüncesini, Alevilik tarihini iyi irdelemiştir. İşin en enteresan tarafı 50-60 yıl öncesinden, söylediği şeyler, önerdiği çözümler ve öneriler bugün geçerliliğini korumaktadır. Onun Alevilikle ilgili düşüncelerinin bilinmesi gerekir kanaatindeyim.

Said Nursi bağnaz biri değildir. Düşünmüş, yazmış, bunları etrafına anlatmış ve milyonlarca insani arkasına alarak geleceğe bakmış bir insan nasıl cahil olabilir? Aydınların Said Nursi olayına önyargısız bakması, düşüncelerini öğrenmesi gerekir.

Said Nursi anlaşılamamış birisidir. Onu Sünni toplum anlamamıştır. Hatta onu anlamakta direnmiştir. bugün hala düşünceleri sinirli sayıda insan tarafından biliniyor. Fakat bu zamanla değişebilir. Risale-Nurları keşfetmek lazım Süleyman Hayri Bolay (Felsefe profesörü) Bediüzzaman'ın fikri cephesi bence iyice anlaşılıp değerlendirilmemiştir. Bunun çeşitli yönleriyle ortaya konması lazımdır. Çünkü Risale-i Nurlarda çok zengin ilham kaynakları var. Okudukça yeni şeyler ilham ediyor insana. Eğer ciddi çalışmalar yapılır, her bakımdan Risale-i Nur tetkik edilirse İslam dünyası için yeni ufuklar açılır kanaatindeyim. Bir eylem ve aksiyon adamı olarak Bediüzzaman'ın iyice anlaşılması isteniyorsa onun yeniden yorumlanması lazım.

Said-i Nursi kendini çok sik yenilemiştir. Değişik dönemleri vardır. Eski Said vardır, Yeni Said vardır, 1950 sonrası vardır. Bu doğru bir yasayış aslında. Zamana ve zemine göre farklı düşünmesini biliyor. Kendini yenilediği için her donemde farklılığı yakalıyor.

İkincisi Said-i Nursi'nin çok geniş bir bakış acısı var. bugün mesela Aleviler'e çoğumuzun bakmadığı hatta bakamayacağı şekilde bakmış ve Aleviler hakkında çok doğru tespitlerde bulunmuş ve Bütün bunları 50-60 sene önce söylemiş.

bakış acısı çok geniş. çok çeşitli kesimleri düşünceleri altında toplayabiliyor. Çeşitliliği oradan geliyor, geniş bakış açısından kaynaklanıyor. Bu da kainata bakış açısının genişliğinden kaynaklanıyor. Çünkü çoğumuzun göremediği şeyleri görüyor. Yani Risale-i Nurları keşfetmek lazım.

Örnek alınması gereken bir bilgin Meriç Köyatası (Gazeteci - yazar) Türkiye, İslam ülkelerine Örnek olma iddiasındadır. İslam dininin gereklerini yerine getirmek, Allah sevgisini yüreğinin içinde hissetmekle, çağın gerektirdiği bir toplum düzeninde olmak bir çelişki değildir. Yüzyıllardan beri, İslam dini, bir baskı ve korku olarak kullanmaya kalkışanlara karşı, bu yüce dinin Allah sevgisi, Allah'ın yarattıklarına yönelik hoşgörü ve sevgi temeline dayandığını yorumlayan büyük İslam bilginlerimiz olmuştur.

Bediüzzaman da, İmam Gazali, Abdülkadir Geylani, Mevlana, Muhyiddin, İmam Rabbani gibi bir çizgide yürümüş, Örnek alınması gereken, incelenmesi gereken bir İslam bilginimizdir. Fakat üzülerek belirtmek isterim ki, Bati ve Hıristiyan alemi, kendi yetiştirdiği bilginlerle ronesansını gerçekleştirirken, bizler aralarında Bediüzzaman Said Nursi'nin de bulunduğu bilginlerden yeteri kadar faydalanamadık. Kuruntulardan ayrılamadık. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin söylediği gibi 'Deryanın içinde olduğumuz halde, Deryanın kıymetini bilemeyip mirasyedilik yaptık.'

Bediüzzaman'ı Hakk'ın rahmetine kavuştuğu yıldönümünde rahmetle analım. Ama, İslam dininin baskı ve korku temeline değil, hoşgörü ve sevgi temeline oturduğu öğretisini daha iyi anlamaya çalışalım.