Yazdır

Diyalogda İkinci Perde

Yazar: Zaman Tarih: . Kategori 1996 Haberleri

Oy:  / 3
En KötüEn İyi 
Toplumdaki hoşgörü ve diyalog arayışlarını dile getiren ve 3 aydır devam eden Diyalog kösesi, bu kösenin yazarlarını da bir araya getiriyor. İlki geçen hafta gerçeklesen iftar yemeğinin ikincisi de, yazarların bir kısmının katılımıyla önceki gün gerçekleştirildi. Gazetemizin merkez binasında gerçeklesen toplantıda, Türk Ortodoksları Patriği Selçuk Erenerol, Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, Prof. Dr. Ahmet Arslan, Nuriye Akman, Dr. Nuray Mert, Nilgün Cerrahoglu, Muzaffer Baca, Doç. Dr. Edibe Sözen, Prof. Dr. Niyazi Öktem, Afet Ilgaz gibi isimler bir araya geldi. Gazetemizi temsilen katılan basta, İmtiyaz Sahibi Alaaddin Kaya, Genel Müdür Hüseyin Gülerce, Genel Yayın Yönetmeni Abdullah Aymaz olmak üzere gazetemizin yazarları ve yetkilileri katıldılar. İftar yemeğinden sonra Genel Müdürümüz Hüseyin Gülerce kalbi şükranlarını dile getirerek, "Ayni masa etrafında herkese oturacak bir yer bulunduğu gibi toplumda da bütün görüşlere yer verilmelidir. Gazetemiz hoşgörünün toplum geneline yayılması adına yapılan bu gayretlerini artırarak devam edecektir. Ancak buna sadece ZAMAN'ın değil, bütün medyanın destek vermesi gerekir" seklinde konuştu.

Dünya Sadece Siyah-Beyaz Değil

Diyalog kösesinde yazdığından dolayı çevreden tepkiler aldığını söyleyen Prof. Dr. Ahmet Arslan, "Bazı kesimler, dünyayı siyah-beyazdan ibaret görüyorlar. Oysa sadece siyah-beyaz değil. Bizler, dünyayı birden çok renklerden ibaret gördüğümüz içinse bize satılmış gözüyle bakıp ZAMAN'da yazımızın çıkmasını bir menfaat ilişkisine dayandığını iddia ediyorlar. Benim kardeşim zaman okurudur. Aramız da pek iyi değil açikçasi. Çünkü beni 'Frenkleşmiş' buluyordu. ZAMAN'da kitabımın tanıtımı çıkınca hemen telefona sarıldı. Üniversite çevreleri, burada yazı yazmamı pek olumlu karşılamadılar. Fakat toplum kavga istemiyor ve ben de buna inanıyorum. Birlikte yaşamamız gerektiğinden başka bir yol da bilmiyorum" seklinde konuştu.

İlginç Diyalog

Prof. Dr. Niyazi Öktem, diyalog çağrısının genelde inançlı kesimden geldiğini, jakoben kesimden henüz bu seviyede bir ses yükselmediğini vurguladı. Öktem, "Toplumsal mutabakat için ZAMAN'a çok şey düşüyor. Belli odaklara hizmet etme yerine toplumun mutabakatı adına gayret içinde olunmalıdır. Bunu yapamıyorsak bile en azından yapanları desteklemeliyiz" dediğinde Muzaffer Baca, "Cumhuriyet'e de çok şey düşüyor" dedi. Milliyet gazetesi yazarı Nilgün Cerrahoglu, diyalogda medyanın önemini vurgulayarak, "Ancak su andaki haliyle diyalogun önündeki en büyük engellerden bir tanesi basinin yanli tutumudur. Birbirimizi tanımadığımız ortaya çıkıyor. Bunu asmak için her halde daha fazla bir araya gelmekten başka yapacak bir şeyimiz yok. Toplumun önündeki en büyük engel yine zihinlerdeki zanlardır" dedi. Dr. Nuray Mert ise "Fikirlerin açık açık ortaya konulması gerekir. Su anda toplumda fikirlerin açıkça konuşulması engelleniyor, konuşmaktan korkuyoruz. Konuşmaktan korkmamalıyız. Abdülkadir Surus'un toplantısına katıldım. Oradaki bazı görüşlerine karşı çıkınca, radikal islâmcı damgasını yedim. hoşgörü engellerden biri de tarafların birbirleri hakkında bilgisizliğidir" dedi. Gecenin en anlamlı konuklarından Patrik Selçuk Erenerol, toplantıya katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Erenerol, bütün dinlerin temelinde insana sevgi olduğunu vurguladı. Bütün farklılıklara rağmen insanların bir araya gelebileceği bu tür faaliyetleri gönülden desteklediğini ifade etti. Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, Türkiye'deki karşılıklı kutuplaşmaların temelinde dış kaynaklı yönlendirmelerin bulunduğunu vurguladı. Sinanoğlu su anki yüksek tansiyonun dışarıdan ithal yoluyla Türkiye'ye taşındığını dile getirerek, "Türkiye'de İslamî çevrenin hoşgörü ve diyalog adına yaptığı gayretleri görüyoruz. Amerika'daysa, Müslümanlar'a fundamentalist damgası vuruluyor, onlara terörist gözüyle bakılıyor. Toplumun bir arada barışçı bir şekilde yaşamasını isteyen bir görüş nasıl terörist olabilir?" dedi.