Yazdır

Jak Kamhi: "Gülene Kalpten Bir Alkış"

Yazar: Zaman Tarih: . Kategori 1999 Haberleri

Oy:  / 1
En KötüEn İyi 
500. Yıl Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Jak Kamhi Profilo ürünlerini kıta kıta ulaştırarak, hem Türkiye içinde hem de dışında önemli bir rekabeti başarıyla sürdürüyor. Musevi işadamımız iş hayatı dışında da etkin bir profile sahip. 500. Yıl Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Kamhi, basta ABD'de olmak üzere Türkiye lehine diğer vakıf çalışanları ile birlikte önemli hizmetlere imza attı. Kamhi ile görüşmemizin ilk bölümü onun bu yönünü ve Fethullah Gülen gibi benzeri hizmetlerde gayret gösterenlere sitayişkar kıymet bilen bakışını ortaya koyarken, ikinci bölümde ise dünyayı çok iyi tahlil edebilen bir dimağ, dünyayı yönlendiren politikalar ağında Türkiye'yi ve Türkiye'nin misyonunu anlatıyor.

Siz ülkemizin dünyadaki sermaye grupları ile derin ilişkileri olan önde gelen bir işadamı, ayrıca, adı etkinlikleri ile sık sık duyulan 500. Yıl Vakfı'nın Yönetim Kurulu Başkanısınız. Önce vakfın dünya çapındaki işlevi konusunda bizi aydınlatır mısınız?

Esasen 500. Yıl etkinliklerini yapmamızın esas sebebi dünyaya hakikati anlatmak. Türkiye'de, Osmanlı zamanından bu yana bizler baskılara maruz kalmadan bugüne geldik. Evet, sorunlarımız oldu. Hangi azınlığın sorunu olmaz? Bugün Türklerin Almanya'da sorunları yok mu? Bugün, birçok azınlıkların mesela Meksikalıların ABD'de sorunları yok mu? Netice itibariyle hepsinde vardır. Ama, belli bir seviyeye kadar. Fakat, dünyada donemler ve yıllar boyu vahşet olarak adlandırılabilecek bir dolu olay varken Türkiye'de bütün cemaatlerin- yalnız bizim değil- hepsinin bir tehlikeyle karsılaşmadan kültürlerini sürdürerek yaşamış olduğu gerçeği kimse tarafından fark edilmiyordu. Biz bunu bütün dünyaya anlattık. Öyle ki; ABD Başkanı Bush: 6 ay Önce aleyhimize Senato'da görüşülen bir taslağa destek verirken, 6 ay sonra donuyor diyor ki; "dünyada baskı altında olan toplumlara kucak açan iki ülke vardır. Asırlardan bu yana bunu Türkiye ve Osmanlı yapmıştır. İki asırdır da biz yapıyoruz. Başkası yoktur." dedirtmesi, 500. Yıl etkinlikleri ile yapılan tanıtmadan kaynaklanmıştır. Maalesef, bizim ülkemizde bu ecdatların, değerli insanların görüşlerini, yapmış oldukları bu kadar büyük değerli hareketleri gölgelemeye matuf bazı hareketler başladı. Ben müteaddit kereler bu odaklara, bu icraatlarıyla ecdatlarının bıraktıkları değerli mirasa zarar verdiklerini ifade ettim. Türk toplumunun dini kitapları tefsir sekli, başka toplumlara kıyasla değişiktir. Türk'ün diğer dinlere saygısı, insanlara sevgisi asırlar boyunca kanıtlanmıştır. Bu güzel değerleri kimsenin gölgelemeye hakki yoktur. Bu tur girişimlerde bulunanlara tarih bir gün hesap sorar. Yunus Emre, "Nefret benim düşmanımdır." der, "Sevgi Allah'ın ışığı ve emridir" der. Mevlana'nın, bütün sözleri hoşgörü ve sevgiye yöneliktir. Ve bunu biz dünyaya anlattıkça, araştırmalar yapılıyor ve ABD'den ve birçok yerlerden bana bu konuları içeren ve anlatan mecmualar geliyor. Artık, onlar anlatıyor. Yunanlıların Musevilere yaptığı mezalimi de anlatıyorlar. Osmanlı geldiği zaman Musevileri huzura kavuşturmuştur. Osmanlı ayrıldıktan sonra Selanik'te yasayan bütün o azınlığın yok edilmiş olması da bunun kanıtıdır.

Gülen'i Alkışlıyoruz

İleriye dönük çok karamsar tabloların da çizilebildiği bir dünyada ve Türkiye'de yaşıyoruz. Bu çerçevede, medeniyetler arası çatışma yerine- birçok önde gelen dünya aydını gibi- medeniyetler arası hoşgörü ve uzlaşmayı amaçlayan Fethullah Gülen'in çabalarını, bu arada Gülen ile, Papa II. John Paul ve son olarak İsrail Sefarad Hahambaşı Eliyahu Bakshi Doron arasında gerçeklesen görüşmeleri değerlendirir misiniz?

Esasen ben Fethullah Hoca'dan başka bir şey beklemezdim. O (Gülen) ecdatlarına yakışır güzel bir şekilde, onların yolunda.. Türkler asırlar boyunca bütün insanlara sevgi ve saygı göstermişlerdir. Ne din savası, ne baskı, gittikleri yerlerde, tersine, insanları hürriyetlerine kavuşturmuşlar. Balkanlar bile. Geçenlerde Macaristan'a gittim. Hep Türkleri methediyorlar, Romanya'ya gittim, yine ayni sevgiyle karşılıyorlar. Fethullah Gülen Hoca'nın "hoşgörü" girişimini epey zamandır izliyorum ve bunu alkışlıyorum. Bugün, toplumumuzun bu güzel değerlerini, dünyaya layık olduğu gibi tanıtabiliyoruz. Başka yerlerde yasanmış büyük felaketler Almanya'da olmuş olaylar, binlerce sene silinmeyecek olaylardır. İkide bir gündeme geliyor. Tarihte hiçbir şey silinmez. Fethullah Gülen Hoca'nın hareketleri alkışlanabilecek bir girişimdir. İlave edeyim ki, eğer o hoşgörüyü ecdatlarım Osmanlı'dan ve Türkiye'den görmeseydi hayatta olmazdım.

Başka zaman da söylediğim gibi Gülen'in yaklaşımları çok güzel. Mesela, Harran'da okul konusu hem o yörenin hakki, hem de bunu yapmak gerekiyor. Çok güzel bir şey olur. Bu bir nevi, Vatikan'ın, Kudüs'ün ve Mekke'nin bir yere toplanmasına benzer. Çünkü, Hz. İbrahim (as), bütün bunların hepsinin üstünde idi ve orada idi. Bu konuda basarili olabilmesi için sonuna kadar yanındayız. Her yönüyle faydalı öneriler. Bölgenin istikrara, bir barışa kavuşması gerekiyor. Bir bomba patlıyor can alıyor. Artık, tüm bu düşmanlıkların sona ermesi, barisin tesis edilmesi gerekiyor. Ancak, maalesef, barışı istemeyen bazı kuvvetler var. Bir yanda barış masasına oturuluyor, diğer taraftan insanlar olduruluyor.

Türkiye'mize de bölgede önemli roller düşüyor. Türkiye, gerçekten bundan dolayı da eleştiriliyor. Türkiye bugün laik ve demokratik bir cumhuriyet olmakla, bu sistemin en müspet bir sistem olduğunu ispatlıyor. Başta Türki ülkeler tarafından anlaşılmıştır ki; onları başarıya götürecek sistem budur. En mükemmel sistem Türkiye'de. Demokrasi, serbest ekonomi, açıklık, şeffaflık sistemimizdedir. Diğer bölge ülkeleri de Türkiye'nin örnek teşkil etmesiyle daha acık olurlar ise istikrar gelecektir.